AMA (TDK)


1 - Çelişkili ve tutarsız iki tümceyi birbirine bağlamaya yarar.
2 - Uyarma ya da koşul niteliğinde olan bir tümceyi, başka bir tümceye bağlamaya yarar.
3 - Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki tümceyi, neden durumunda olan tümceye bağlar.
4 - Bir yargıyı ya da bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılır.
5 - Kimi vakit dikkati çekmek için tümcenin sonuna getirilir.
6 -

Ama kelimesi baş harfi A son harfi A olan bir kelime. Başında A sonunda A olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi M , üçüncü harfi A . Başı A sonu A olan 3 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

BAĞLAM Nedir?


1 . Deste.
2 . Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst: "Uygarlık bağlamında Batı ve Doğu diye bir ayrım yapılmamakta bir bütün olarak düşünülmektedir."- A. Cemal.
3 . dil bilimi Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst.
4 . edebiyat Bent.

BAĞLAMA Nedir?


1 . Bağlamak işi.
2 . Üç çift telli olan ve mızrapla çalınan bir saz.
3 . Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş, putrel vb.
4 . dil bilgisi Ulama.

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

ÇEKMEK Nedir?


1 . Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek: "Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı."- R. N. Güntekin.
2 . Taşıtı bir yere bırakmak, koymak.
3 . Germek: "İpi çekmek."- .
4 . İçine almak, emmek.
5 . Bir yerden başka bir yere taşımak: "Ekini tarladan çekmek."- .
6 . Bir amaçla ortadan kaldırmak: "Piyasadaki parayı çekmek."- .
7 . Solukla içine almak: "Beş defa yutkunup üç defa burnunu çektikten sonra anlattı."- B. R. Eyuboğlu.
8 . Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak: "Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi."- T. Buğra.
9 . Atmak, vurmak: "Dayak çekmek. Şut çekmek."- .
10 . Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. 1
1 . Güç durumlara dayanmak, katlanmak: "Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum."- P. Safa. 1
2 . (-i) Yüklenmek, üzerine almak, etkisi altında bulunmak: "Onun bütün masraflarını ben çekiyorum."- . "Senin yüzünden bir hâl olursa azabını ömrün boyunca çekersin, ağabey..."- H. Taner. 1
3 . Tartıda ağırlığı olmak: "Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi."- P. Safa. 1
4 . Döşemek: "Kablo çekmek."- . 1
5 . Herhangi bir engel kurmak: "Derenin kış yaz kurumayan suları böğürtlen fidanlarını yükseltmiş, iki tarafa yemiş dolu bir koyu çit çekmiş."- R. H. Karay. 1
6 . Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak: "Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim, diye bekleşiyorlar."- S. F. Abasıyanık. 1
7 . İmbik yardımı ile elde etmek: "İspirto çekmek. Gül yağı çekmek."- . 1
8 . Çizgi durumunda uzatmak: "Kirpiğine sürme çek / Kına yak parmağına."- F. N. Çamlıbel. 1
9 . Aynısını yazmak veya çizmek: "Yazıyı temize çekmek. Kopya çekmek."- .
20 . Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak: "Bardak çekmek."- . 2
1 . Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. 2
2 . Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek: "Fotoğraf çekmek. Film çekmek."- . 2
3 . Taşıma gücü olmak: "Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez."- . 2
4 . Öğütmek: "Kahve çekmek."- . 2
5 . Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. 2
6 . Dikkat, ilgi vb.ni üzerine toplamak: "Bu kadın iyi terzi elinden çıkmış koyu renk elbiseleri içinde biçimli vücuduyla az sonra dikkati çeker."- R. H. Karay. 2
7 . Hoşa gitmek, sarmak. 2
8 . Kaçan ilmeği örmek: "Çorap çekmek."- . 2
9 . Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak: "Beni lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti."- H. E. Adıvar.
30 . Bir duyguyu içinde yaşatmak: "Ona yanıyorum, onun hasretini çekiyorum."- R. H. Karay. 3
1 . Yürütmek, sürmek: "Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın."- Y. K. Beyatlı. 3
2 . (-e) Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek: "Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur."- T. Buğra. 3
3 . Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak: "Sorguya çekmek."- . 3
4 . (-i, -e) Herhangi bir anlama almak: "Bak, sözümü nereye çekti!"- . 3
5 . (-i, -e) Örtmek, giymek: "Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz."- R. H. Karay. 3
6 . (-i, -e) Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. 3
7 . Yol, ay sürmek: "Sevmediğim ayların çoğu otuz bir çeker, uzundur."- B. Felek. 3
8 . (nsz) Daralıp kısalmak: "Kumaşı yıkayınca çekti."- . 3
9 . Söylemek: "Bir nutuk çekmeye başlarken birdenbire yutkunmuş susmuştu."- Y. K. Beyatlı.
40 . Asmak: "Açıkta durduk. Demir attık. Kayığa tehlike bayrakları çektik."- Halikarnas Balıkçısı. 4
1 . Boya, badana vb. sürmek. 4
2 . Yollamak: "Çektikleri telgrafı babasıyla annesi, bakalım, alabilecekler mi?"- A. İlhan. 4
3 . Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak: "Tulumba, suyu iyi çekiyor. Baca iyi çekiyor."- . 4
4 . Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. 4
5 . fizik Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. 4
6 . teknik Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, tele

ÇELİŞKİLİ Nedir?

Çelişme durumunda olan, çelişken, çelişmeli, çelişik, çatışık, mütenakız.

DİKKAT Nedir?


1 . Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık: "Dikkatle bakınca güvertedeki insanların gidip gelişini kolaylıkla seçebiliyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . ünlem "Dikkat ediniz!" anlamında bir uyarı sözü.
3 . mecaz İlgi, özen.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GETİRİ Nedir?


1 . Faiz: "Yıllık getiri."- .
2 . ticaret Kazanç.
3 . Yarar: "Bu çalışmanın bana getirisi çok oldu."- .

KİMİ Nedir?


1 . Birtakımı, bazısı, kimisi: "Kimi su çeker, kimi sebze ayıklar, kimi yufka açar, çamaşır yıkar..."- N. Cumalı.
2 . sıfat Bazı (canlı varlıklar için): "Kimi çocuklar."- .

KOŞUL Nedir?


1 . Şart.
2 . Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.
3 . Bir şeyin kendi özelliğini kazanması için bulunması gereken durum, gerekli olan özellik: "Türk Eli'nin uluları bu koşullar altında yeni toprakların, yeni vatanların gereğini duyar olmuştu."- N. Araz.

NEDEN Nedir?


1 . Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep: "İzmir'in işgali faciası, özel nedenlerden, onu ayrıca ilgilendiriyor."- A. İlhan.
2 . zarf Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin: "Biz şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz?"- H. Taner.
3 . felsefe Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.

NİTE Nedir?

Nasıl, niçin.

NİTEL Nedir?

Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

PEKİŞTİRMEK Nedir?


1 . Sertleşmek, katılaştırmak.
2 . Sağlamlaştırmak, tahkim etmek.
3 . mecaz Güçlendirmek.

TUTARSIZ Nedir?

Tutarlı olmayan, aralarında çelişki bulunan, insicamsız: "Tutarsız her olayı, her davranışı alaturkadır diyerek Doğu'ya yükledik."- N. Cumalı.

TÜMCE Nedir?

Cümle.

UYARMA Nedir?


1 . Uyarmak işi, ihtar, tembih: "Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz."- Anayasa.
2 . biyoloji Bir duyu organını, bütün bir sinir düzenini, kendi dışındaki bir nesne veya durumun bir tepkide bulunmaya yöneltmesi.

VAKİT Nedir?


1 - Zaman.
2 - Bir işe ayrılmış ya da bir iş için alışılmış saatler.
3 - Çağ.
4 - Geçim, para bakımından olanak.
5 - Saptanmış olan zaman.
6 - Zaman anlatan sözcüklere belirtilen durumunda gelince "iken" anlamını verir.
7 - Ettiği, edeceği biçimindeki ortaçlardan sonra getirilerek zaman belirteçleriyapılır.
8 - Olanak, fırsat.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YARAR Nedir?


1 . Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj: "Al takke ver külah, kırsal kesimi çocuğunu okutmanın yararına inandırdık."- A. İlhan.
2 . Çıkar: "Kızılay yararına bir balo."- .
3 . sıfat Yarayan, elverişli, uygun: "Çiçek koymaya yarar bir kap."- .

YARGI Nedir?


1 . Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm: "Yargılarınızı, felsefenizi kendinize saklayıp oyununuza tek özdeyiş katmayacaksınız."- H. Taner.
2 . hukuk Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza: "Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır."- Anayasa.

A A M Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

Ama,

2 Harfli Kelimeler

Am,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.