ALIKONMAK (TDK)

Alıkoymak eylemine konu olmak: İçinde yapmak istediği şeyden alıkonmuş bir adamın can sıkıntısı vardı.

Alıkonmak kelimesi baş harfi A son harfi K olan bir kelime. Başında A sonunda K olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi L , üçüncü harfi I , dördüncü harfi K , beşinci harfi O , altıncı harfi N , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı A sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ADAM Nedir?


1 . İnsan.
2 . Erkek kişi, kadın karşıtı: "İyi bir adam isterse, babası da verirse varacak."- M. Ş. Esendal.
3 . Birinin yanında ve işinde bulunan kimse: "Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar."- K. Tahir.
4 . Birinin yararlandığı, kullandığı kimse: "Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı."- C. Meriç.
5 . Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı: "O benim adamımdır, hiçbir ricamı geri çevirmez."- .
6 . Görevli kimse: "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse."- R. H. Karay.
7 . İyi huylu, güvenilir kimse: "Amcam, güngörmüş bir adamdı."- R. N. Güntekin.
8 . Bir alanda derin bilgisi olan kimse: "Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır."- H. Taner.
9 . Bir alanı benimseyen kimse.
10 . ünlem Bir şeyin önemsenmediği anlatılmak istendiğinde kullanılan söz: "Adam, vazgeç!"- . 1
1 . halk ağzında Eş, koca.

ADAMI Nedir?

bir işi ustalıkla yapan.

ALIK Nedir?

Akılsız, sersem, budala, ebleh: "Alık değilim ya elbet anlarım..."- M. Ş. Esendal.

ALIKOYMAK Nedir?


1 . Bir süre için bir yerde tutmak: "Arkadaşım beni yemeğe alıkoydu."- .
2 . (-den) Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak: "Selim Bey, babamı yemeğinden alıkoyarak mütemadiyen Girit'ten bahsediyordu."- R. N. Güntekin.
3 . Ayırıp saklamak: "Bu kitabı sizin için alıkoydum."- .
4 . (-den) Yoksun bırakmak: "İlk iki karım beni dalmış olduğum macera âleminden bir adım alıkoymamıştılar."- H. R. Gürpınar.
5 . (-i, -den) Mâni olmak, engel olmak: "İki güne yakın bir zaman yalnız su vererek oradan oraya koşturulmuş hayvanı, hangi kuvvet ağzına yanaşmış yiyeceği kapmaktan alıkoyar?"- R. N. Güntekin.

EYLEM Nedir?


1 . Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon: "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilmez."- Anayasa.
2 . Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası: "Eyleme beraber girersiniz, siz sonuca ulaşmayı düşünürsünüz, onlar ulaşmadan paylaşmayı."- A. İlhan.
3 . dil bilgisi Fiil.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

SIKI Nedir?


1 . Dar: "Sıkı bir kemer."- .
2 . İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan: "Sıkı bir denk."- .
3 . Zorlu, güçlü ve etkili: "En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir."- B. Felek.
4 . Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan: "Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı.
6 . Yoğun: "Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim."- Atatürk.
7 . Cimri.
8 . zarf Sıkıca, iyice: "Sıkı giyinmek."- .
9 . isim Disiplin.
10 . isim Zorlayıcı durum: "Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı."- . 1
1 . isim Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü: "İlk sıkıyı babam attı."- S. Kocagöz. 1
2 . Güçlü ve çabuk, hızlı: "Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker."- R. N. Güntekin.

SIKINTI Nedir?


1 . İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet: "İçinin sıkıntısını mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı."- P. Safa.
2 . Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet: "Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm."- A. Gündüz.
3 . Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı: "İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim."- S. F. Abasıyanık.
4 . Bulunmama durumu: "Bu kış yine, kok kömürü sıkıntısı baş gösterecekmiş."- H. Taner.
5 . mecaz Sorun, mesele, sendrom, problem: "Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu."- B. Felek.

YAPMAK Nedir?


1 . Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek: "Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır."- Ç. Altan.
2 . (nsz) Olmasına yol açmak: "Durgun sular sıtma yapar."- .
3 . (nsz) Yol almak.
4 . Onarmak, tamir etmek: "Bozulan saatimi saatçi yaptı."- .
5 . (nsz) Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek: "Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım."- R. H. Karay.
6 . Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek: "Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu."- S. M. Alus.
7 . (nsz) Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek: "Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım."- R. H. Karay.
8 . Düzenli bir duruma getirmek: "Yatak yapmak. Yolu yaptılar."- .
9 . (nsz) Üretmek: "Ayakkabı yapmak."- .
10 . (nsz) Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak: "Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak."- . 1
1 . Zarara yol açmak. 1
2 . Etkili olmak. 1
3 . (nsz) Salgılamak, çıkarmak: "Tükürük bezleri tükürük yapar."- . 1
4 . (-e) Dışkı çıkarmak: "Çocuk, altına yapmış."- . 1
5 . Gerçekleştirmek: "İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır."- Y. Z. Ortaç. 1
6 . Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek: "Ben adamı ne yaparım biliyor musun?"- . 1
7 . (-i, -e) Evlendirmek: "Bu kızı sana yapacağız."- . 1
8 . (yardımcı fiil) Bir durum yaratmak: "Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı."- N. Araz. 1
9 . (yardımcı fiil) Edinmek, sahip olmak: "Servet yapmak. Altın yapmak."- .
20 . (yardımcı fiil) Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek: "Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı."- H. Taner. 2
1 . (nsz) Davranmak, hareket etmek: "İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak."- . 2
2 . (nsz) Olmak: "Bu kış çok soğuk yaptı."- .

A A I K K L M N O Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Kalınmak, Kalkınma, Kınlamak, Oklanmak,

7 Harfli Kelimeler

Alınmak, Anılmak, Anmalık, Iklamak, Kakılma, Kakmalı, Kalınma, Kanıkma, Kınamak, Kınlama, Koklama, Komalık, Oklamak, Oklanma,

6 Harfli Kelimeler

Alakok, Alınma, Amalık, Analık, Anılma, Iklama, Kakıma, Kalkan, Kalkma, Kalmak, Kaloma, Kamalı, Kanmak, Kılmak, Kınama, Konmak, Manalı, Okkalı, Oklama, Olanak, Onamak,

5 Harfli Kelimeler

Aklan, Aklık, Akmak, Akman, Alkan, Alkım, Almak, Alman, Analı, Anlak, Anlam, Anlık, Anmak, Kakao, Kakım, Kakma, Kalak, Kalan, Kalık, Kalım, Kalın, Kalma, Kaman, Kanal, Kanık, Kanka, Kanlı, Kanma, Kılma, Kokma, Kolan, Konak, Konma, Lokma, Makak, Malak, Namlı, Olmak, Onama, Onmak,

4 Harfli Kelimeler

Akak, Akıl, Akım, Akın, Aklı, Akma, Alan, Alık, Alım, Alın, Alma, Amal, Aman, Anal, Anam, Anık, Anka, Anma, Kaka, Kala, Kama, Kana, Kanı, Kano, Kına, Klan, Klon, Koka, Kola, Koma, Laka, Lama, Mala, Mana, Mano, Moka, Mola, Okka, Olma, Onma,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Ala, Alo, Ama, Ana, Anı, Kak, Kal, Kam, Kan, Kıl, Kın, Kok, Kol, Kom, Lak, Lam, Lan, Lok, Mal, Nal, Nam, Nom, Oma, Ona,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, An, La, Ok, Ol, Om, On,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.