ADSIZ (TDK)


1 . Adı olmayan, isimsiz.
2 . Tanınmayan, bilinmeyen: "Babası silik, adsız bir berberken çocuk bütün akranlarını çekerek dükkânını canlandırdı."- N. Cumalı.
3 . isim, tarih Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı.

Adsız kelimesi baş harfi A son harfi Z olan bir kelime. Başında A sonunda Z olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi D , üçüncü harfi S , dördüncü harfi I , beşinci harfi Z . Başı A sonu Z olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ADSIZ Nedir?


1 . Adı olmayan, isimsiz.
2 . Tanınmayan, bilinmeyen: "Babası silik, adsız bir berberken çocuk bütün akranlarını çekerek dükkânını canlandırdı."- N. Cumalı.
3 . isim, tarih Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı.

AİLE Nedir?


1 . Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik.
2 . toplum bilimi Karı, koca ve çocuklardan oluşan topluluk: "En büyük cevizin altını kalabalıkça bir aile kaplamıştı."- O. C. Kaygılı.
3 . Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü: "Bizim ailenin Mısır'la olan münasebetini bilirsiniz, belki..."- H. Taner.
4 . Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
5 . halk ağzında Eş, karı.
6 . Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü.
7 . Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu.

AKRAN Nedir?

Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, taydaş, öğür: "Babası silik, adsız bir berberken çocuk bütün akranlarını çekerek dükkânını canlandırdı."- N. Cumalı.

ANCAK Nedir?


1 . "Yalnızca" anlamında, sınırlama anlatan bir söz: "Hasan, bu sefer kendisine ancak seyyar tuluatçıların arasında bir yer bulabildi."- O. C. Kaygılı.
2 . "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz.
3 . En erken: "Sinema ancak saat yarımda bitmişti."- P. Safa.
4 . bağlaç "Lakin, ama, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz: "Bu büyüklük değil ancak mertçe bir davranıştır."- N. Araz.

ANILMAK Nedir?

Anma işine konu olmak, hatırlanmak: "Oğlakçı köyünün Kerem Dede diye anılan beyaz sakallı, güzel yüzlü âşık bir şairi varmış."- H. E. Adıvar.

ARTIK Nedir?


1 . Bir şey harcandıktan sonra artan bölümü: "Kumaş artığı."- .
2 . Kalan veya artan bölüm: "Yemek artığı."- .
3 . sıfat İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan.
4 . sıfat Daha çok, daha fazla.
5 . zarf (a'rtık) Bundan böyle, sonra, daha, yeter: "Artık onlar en lüks gazino ve barlara gidiyorlar, gecelerini oralarda geçiriyorlardı."- T. Buğra.
6 . müzik Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.

BERBER Nedir?


1 . Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse, erkek berberi, perukar.
2 . Bu işin yapıldığı dükkân, erkek berberi, perukar: "Bütün dükkânlar, bakkallar, berberler, kunduracılar bu ana yolun üzerindedir."- S. F. Abasıyanık.

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİNMEYEN Nedir?

Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul: "Cebirde bilinmeyenler şu harflerle gösterilirler: x, y, z."- .

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

CUMA Nedir?


1 . Haftanın altıncı günü, perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
2 . din b. (***) Cuma namazı.

ÇEKER Nedir?

Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı.

ÇOCUK Nedir?


1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız: "Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat: "Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak: "Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaz Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaz Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse: "Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."- .
7 . mecaz Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.

DELİ Nedir?


1 . Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun.
2 . Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.): "Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyordu."- T. Buğra.
3 . mecaz Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın: "Ben delinin biriyim, ateşe girerim."- F. R. Atay.

DELİK Nedir?


1 . Dar, küçük açıklık: "İğne deliği. Burun deliği."- .
2 . Dar, küçük çukur: "Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Küçük hayvan yuvası: "Fare deliği."- .
4 . sıfat Delinmiş olan: "Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum."- H. S. Tanrıöver.
5 . argo Cezaevi.

DELİKANLI Nedir?


1 . Çocukluk çağından çıkmış genç erkek: "Delikanlı çağımızdaki cevher / Yalvarmak, yakarmak nafile bugün."- C. S. Tarancı.
2 . sıfat, mecaz Sözünün eri, dürüst, namuslu (kimse).
3 . ünlem Gençlere bir seslenme sözü: "Delikanlı! Buraya gel."- .

İSİM Nedir?


1 - Ad.
2 - Kişi, insan.

İSİMSİZ Nedir?


1 . Adı konmamış, adsız: "İsimsiz çocuk."- .
2 . Belirsiz, belli olmayan: "İncir ağacının altında her zamanki isimsiz ürpertiyle titriyorum."- Y. Z. Ortaç.
3 . Yaptığı iş bilinmesine karşın kendi bilinmeyen, adsız: "İsimsiz kahramanlar."- .

KAZA Nedir?


1 . Can veya mal kaybına, zararına neden olan kötü olay: "Tren kazası."- .
2 . İlçe, kaymakamlık: "Kazada mektepli dişçi olmadığı için onu vilayete götürdüm."- R. N. Güntekin.
3 . din b. (***) Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme.
4 . eskimiş, hukuk Yargı.
5 . eskimiş Kadılık görevi.

KAZAN Nedir?


1 . Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap: "Koca bir kazan patates kaynattık."- A. Gündüz.
2 . Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap: "Kazan patladı."- .

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ONUN Nedir?

O adılının tamlayan durumu.

SİLİ Nedir?

Kilim, yünden dokunmuş yaygı. sili (II) sıfat
1 . Arı, temiz.
2 . mecaz İffetli.

SİLİK Nedir?


1 . Üstündeki yazı veya çizgiler silinmiş, bozulmuş, aşınmış olan: "Silik para. Silik yazı."- .
2 . mecaz Kendini gösteremeyen, dikkati çekmeyen veya önemli ve belirli olmayan: "İşte, bu şahsiyetin yanında ötekiler âdeta silik ve sinmiş kalıyordu."- R. E. Ünaydın.

TANI Nedir?

Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma, tanılama, teşhis.

TANINMA Nedir?

Tanınmak işi.

TARİH Nedir?


1 . Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz veya gün: "1
9 Mayıs 1919, Atatürk'ün Samsun'a ayak bastığı tarihtir. O tarihte memleket karanlık günler yaşıyordu."- .
2 . Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim.
3 . Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı: "Sen bana bir ata yadigârısın, geçmişin tarihini saklayan kutsal bir tomarsın!"- R. H. Karay.
4 . Tarih kitabı: "Cevdet Paşa'nın Osmanlı Tarihi."- .
5 . Tarih dersi: "Ertesi gün, tarih imtihanı vardı."- Y. Z. Ortaç.

TAŞIM Nedir?

Kaynama sırasında taşma: İki taşım kaynatmak.

TAŞIMA Nedir?

Taşımak işi, transfer.

TAŞIMAK Nedir?


1 . Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek: "Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Üstünde bulundurmak: "Boynunda asılmış gümüş bir köstek taşırdı."- Y. K. Beyatlı.
3 . Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek: "Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur."- S. Birsel.
4 . Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak.
5 . (nsz) Giymek: "Devlet üniforması taşıyordu."- H. Taner.
6 . Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak.
7 . mecaz Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek.
8 . (nsz), mecaz Duymak, hissetmek: "İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar."- T. Dursun K.

TÜRK Nedir?


1 . Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse: "Ne mutlu Türk'üm diyene!"- Atatürk.
2 . Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse: "Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur."- M. E. Yurdakul.

YARARLIK Nedir?

Yararlı çalışma: "Bir yararlıkta bulunun, bana bir ad bağışlayın diyeyim."- M. Ş. Esendal.

A D I S Z Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Adsız,

3 Harfli Kelimeler

Ası, Azı, Daz, Saz,

2 Harfli Kelimeler

Ad, As, Az,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.