ABRAŞ (TDK)


1 . Alaca benekli: "Abraş at."- .
2 . Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı).
3 . Çarpık, eğri, düzgün olmayan.
4 . Ters, kaba, görgüsüz (kimse).
5 . halk ağzında Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan, çapar (kimse).
6 . isim, halk ağzında Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık.
7 . isim Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık.
8 . isim Deseni ve atkısı bozuk halı.

Abraş kelimesi baş harfi A son harfi Ş olan bir kelime. Başında A sonunda Ş olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi B , üçüncü harfi R , dördüncü harfi A , beşinci harfi Ş . Başı A sonu Ş olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALACA Nedir?


1 . Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala.
2 . sıfat İki veya daha çok renkli.
3 . Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma.
4 . Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez.
5 . bitki bilimi Ağaçta ilk olgunlaşan meyve: "Bu incirin alacasını ben yedim."- .
6 . bitki bilimi Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben.

ATKI Nedir?


1 . Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü: "Omuzlarına attığı kalın yün atkıya rağmen üşümüş gibi titriyordu."- R. N. Güntekin.
2 . Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça.
3 . Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
4 . Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç.
5 . halk ağzında Büyük yaba.

BENEK Nedir?


1 . Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan: "Burunlar koyu renkte beneklerle kaplıdır."- S. Birsel.
2 . gök bilimi Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.

BENEKLİ Nedir?

Ufak lekeleri bulunan: "Altın benekli, mor renkli ipekli bluz giyiyordu."- H. E. Adıvar.

BENZER Nedir?


1 . Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil: "Baksana kız, paşaya benzer yerim var mı benim?"- H. Taner.
2 . isim, matematik Benzeşim.
3 . isim, sinema, TV (***) Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

BEYAZ Nedir?


1 . Ak, kara, siyah karşıtı.
2 . sıfat Bu renkte olan: "Müdür, arkasına beyaz bir gömlek giymiş, ellerini de göbeğinin üstünden kavuşturmuş."- M. Ş. Esendal.
3 . Beyaz ırktan olan kimse: "Agni'nin iki kızı var, biri beyaz, biri siyah."- H. R. Gürpınar.
4 . Baskıda normal karalıkta görünen harf çeşidi.
5 . Beyaz zehir.

BOZUK Nedir?


1 . Madenî para, bozuk para: "Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver!"- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Bozulmuş olan: "Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu."- T. Buğra.
3 . sıfat Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ): "Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim."- R. N. Güntekin.
4 . sıfat, mecaz Kötümser, gergin, huzursuz, karışık: "Bozgun sırasında Ankara'da meclisin havası pek bozuktu."- F. R. Atay.
5 . sıfat, mecaz Kızgın, sıkıntılı: "Süleyman'ı adada yüzü o kadar bozuk ve korkunç buldu ki."- H. E. Adıvar.

ÇAPAR Nedir?


1 . Postacı, ulak.
2 . sıfat Benekli, alacalı (hayvan ve bitki).
3 . sıfat Akşın.
4 . halk ağzında Çiçek bozuğu yüz. çapar (II) isim, halk ağzında Takadan büyük, baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir çeşit Karadeniz kayığı.

ÇARPI Nedir?


1 . Kaba sıva, çarpma sıva.
2 . matematik Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

ÇARPIK Nedir?


1 . Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı: "İyice kararmış çarpık bir tahta kapı aralık duruyordu."- Ç. Altan.
2 . mecaz Kötü: "Oraya özellikle çarpık vasıfları olanları toplarlarmış."- H. Taner.
3 . Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan.
4 . zarf, mecaz Aksi, ters, huysuz bir biçimde: "Nedense Makbule, bu davetten çarpık dönüyordu."- R. N. Güntekin.

ÇİLLİ Nedir?

Çili olan: "Perdede şimdi yüzü çilli bir çocuk babasına sarılmış, ağlayarak bir şeyler anlatıyordu."- H. Taner.

ÇOPUR Nedir?

Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse): "Etrafıma bakıyor, bu kadar insan içinde çopur yüzü, yanık dudağı..."- R. N. Güntekin.

DESEN Nedir?


1 . Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim.
2 . Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir.
3 . Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi.
4 . Desen yapma sanatı: "O, desen öğreniyor."- .

DOLAYI Nedir?


1 . Çevrede, etrafta bulunan: "Atlar koşacak. Pehlivanlar güreşecek. Şehirden, dolayı köylerden çağrılanlar geliyorlar."- M. Ş. Esendal.
2 . zarf Ötürü: "Daha dün bu sözümden dolayı okşuyorlardı."- R. H. Karay.

DÜZGÜN Nedir?


1 . Doğru ve pürüzsüz, muntazam: "Düzgün tahta. Düzgün yol."- .
2 . Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.
3 . İyi: "Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil."- M. Ş. Esendal.
4 . zarf Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde: "Düzgün konuşuyor."- .
5 . matematik Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim): "Düzgün çok yüzlü."- .
6 . isim, eskimiş Fondöten.

EĞRİ Nedir?


1 . Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı: "Eğri bir yol."- .
2 . Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves: "Eğri kılıç."- .
3 . Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail: "Eğri bir masa."- .
4 . zarf Yanlış bir biçimde: "Gazetecilik bu oğlum, eğri, doğru yazılıp çıkmalı."- M. Ş. Esendal.
5 . isim Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi: "Sıcaklık eğrisi. Hava nemi eğrisi."- .
6 . isim, matematik Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey.

GÖRGÜSÜZ Nedir?

Görgüsü olmayan: "Mağazalar, görgüsüz yeni zenginlerin zevklerine uygun, yemek odası takımları ile doldurmuşlardır vitrinlerini."- N. Cumalı.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

HALI Nedir?

Yere ya da mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, çoğu yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

HALK Nedir?


1 - Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta dil, kültür bağı olan insan topluluğu,insanlar, toplum.
2 - Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
3 - Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
4 - Belli bir bölgede ya da çevrede yaşayanların tümü.
5 - Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların tümü.
6 - Aydınların dışında kalan topluluk.
7 - Kalabalık, insan topluluğu.

HASTA Nedir?


1 . Sağlığı bozuk olan, esenliği yerinde olmayan, hastalanmış, rahatsız: "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu."- Y. K. Beyatlı.
2 . mecaz Aşırı düşkün, tutkun: "Maç hastası."- .
3 . argo Parasız, züğürt.
4 . teklifsiz konuşmada Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

HASTALIK Nedir?


1 . Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı: "Hastalıktan, doktordan oldum bittim korkarım."- H. Taner.
2 . Ruh sağlığının bozulması durumu.
3 . Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk: "Filoksera, bağ hastalıklarının en korkuncudur."- .
4 . mecaz Aşırı düşkünlük, tutku: "Temizlik hastalığı."- .

İSİM Nedir?


1 - Ad.
2 - Kişi, insan.

KABA Nedir?


1 . Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı: "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Taneleri iri: "Kaba çakıl."- .
3 . Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse): "Kaba, hantal, şivesiz, bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."- R. H. Karay.
4 . Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli: "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."- H. R. Gürpınar.
5 . isim Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer.
6 . mecaz Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü: "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."- O. C. Kaygılı.

KLOROFİL Nedir?

Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde: "Yeşil alanların, parkların, koruların klorofili kirli havayı süzer, temizler."- H. Taner.

LEKE Nedir?


1 . Kirliliği gösteren iz: "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."- A. Ş. Hisar.
2 . Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk: "Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı."- Ö. Seyfettin.
3 . biyoloji Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.
4 . mecaz Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe: "Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu."- H. E. Adıvar.
5 . gök bilimi Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

RENK Nedir?


1 - Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.
2 - Nitelik.

TERS Nedir?


1 . Gerekli olan duruma karşıt, zıt.
2 . isim Bir şeyin içe gelen yanı, arkası: "Elinin tersiyle küçük bir tokat vurmuştu."- Ç. Altan.
3 . isim Kesici bir aletin kesmeyen yanı: "Kollarına bıçağın tersiyle birkaç tane vurmuşlar."- M. Ş. Esendal.
4 . mecaz Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz: "Ters sözlerinle, fazilet iddialarınla beni hırpalama."- H. C. Yalçın.
5 . mecaz Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert: "Ters adamın işi de ters gider."- M. Ş. Esendal.
6 . isim, mecaz Bir şeyin aksi, karşıtı: "Anlattığının tersi anlaşılınca utandı."- .

TÜYSÜZ Nedir?


1 . Tüyü olmayan: "Tüysüz kollarında bir adale hareketi görülüyordu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Henüz bıyığı, sakalı çıkmamış.

UYUZ Nedir?


1 . Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı.
2 . sıfat, tıp (***) Bu hastalığa tutulmuş olan: "Uyuz köpekler gibi ne arkadan geliyorsun?"- S. Birsel.
3 . mecaz Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse: "Bu uyuz, can acısından bağıracaktı, ağzı açıldı; ama sesi çıkmadı."- M. Ş. Esendal.

YÜZLÜ Nedir?


1 . Yüzü herhangi bir nitelikte olan: "Yanında ... kapkara yüzlü, bembeyaz dişli lakin çırılçıplak olmayan bir de zenci vardı."- R. H. Karay.
2 . mecaz Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse).

A A B R Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Abraş,

4 Harfli Kelimeler

Abra, Aşar, Bara,

3 Harfli Kelimeler

Aba, Ara, Arş, Bar, Baş, Rab,

2 Harfli Kelimeler

Ab, Ar, Aş, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.