AŞOZ (TDK)

Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.

Aşoz kelimesi baş harfi A son harfi Z olan bir kelime. Başında A sonunda Z olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi Ş , üçüncü harfi O , dördüncü harfi Z . Başı A sonu Z olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AHŞAP Nedir?

Ağaçtan, tahtadan yapılmış.

BORDA Nedir?

Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı: "Bordaya vuran küçük dalgaların serpintisi ara sıra muşamba şilteleri ıslatıyordu."- H. Taner.

GEMİ Nedir?

Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine: "Yük gemisi. Savaş gemisi."- .

KAPLAM Nedir?

Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü, kapsam, şümul: "Bütün insanlar, hayvanlar, bitkiler canlı kavramının kaplamı içine girerler."- .

KAPLAMA Nedir?


1 . Kaplamak işi.
2 . Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat: "Her pencereyi, her kaplamayı tanıyordum artık."- S. F. Abasıyanık.
3 . Kalınlığı
5 mm'den az, ince ağaç levha.
4 . sıfat Üstü herhangi bir başka maddeyle kaplanmış olan: "Bu, kaplama bir bilezik değil."- .

KESKİ Nedir?


1 - Ağaç, taş, metal vb. yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç.
2 - Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç.

KESKİN Nedir?


1 . Çok kesici, iyi kesen: "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı."- H. R. Gürpınar.
2 . mecaz Tiz (ses): "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses."- P. Safa.
3 . mecaz Kırıcı, incitici: "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş."- H. Taner.
4 . mecaz Etkili, sert: "Nihayet güneş doğdu, sis ve duman içinde çölün sabahlarında esen serin ve keskin rüzgârla üşüdük."- F. R. Atay.
5 . argo Zampara.

KÖŞELİ Nedir?

Köşesi veya köşeleri olan: "Köşeli ayraç."- .

OMUR Nedir?

Omurgayı oluşturan kemiklerden her biri, °fıkra.

OMURGA Nedir?


1 . Birbirleriyle eklemlendiklerinde kafatasından kuyruk sokumuna kadar uzanan bir kemik eksen oluşturan omurların bütünü, bel kemiği.
2 . Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi.
3 . mecaz Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, bel kemiği, esas.

SİVRİ Nedir?


1 . Ucu keskin ve batıcı olan: "Sivri gagasından kelimeler çıkarken sanki birer ok oluyordu."- Ö. Seyfettin.
2 . Ucuna doğru gittikçe incelen: "Aşağıda gördüğümüz dik ve sivri bir binanın üst katında çay içmeye gideceğiz."- F. R. Atay.
3 . isim, hayvan bilimi Palamut.
4 . mecaz Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı: "Sivri uçlar. Sivri bir adam."- .

UZUN Nedir?


1 . İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren: "Uzun ince bir yoldayım / Gidiyorum gündüz gece."- Âşık Veysel.
3 . zarf Ayrıntılı, derinlemesine: "Uzun düşündüğünü unuttuğu ve düşüncelerinin yönünü kaybettiği bir anda yemeğe çağırdılar."- H. E. Adıvar.

YANINDA Nedir?

Bir şeye, bir kimseye göre, nispetle: "Çektiğim acı yanında ölüm çok hafif kalır."- M. Yesari.

YERLEŞTİRMEK Nedir?


1 . Yerleşmesini sağlamak: "Düven tahtasının altına çakmak taşlarını yerleştiriyordu."- C. Uçuk.
2 . Yerine koymak: "Dışarıdaki pencereden veriyor, bu da raflara yerleştiriyor."- M. Ş. Esendal.
3 . mecaz Tokat, şamar vurmak: "Herife bir tokat yahut bir yumruk yerleştiremediğine bile yandı durdu."- P. Safa.
4 . mecaz Söz veya cevabı tam sırasında söylemek.

YUVA Nedir?


1 . Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak: "O zamanlar ... mezarlıkların serviliklerine gizlenen eski bülbül yuvaları meşhurdu."- A. Ş. Hisar.
2 . Genellikle ailenin oturduğu ev: "İnsanın kendi yuvasından daha sıcak ... ve samimi; hiçbir yer olmazdı."- S. F. Abasıyanık.
3 . İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.
4 . Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer.
5 . Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk: "Diş yuvası. Kilit yuvası."- .
6 . mecaz Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer: "Hırsız yuvası."- .
7 . mecaz Bir şeyin öğretildiği yer: "İrfan yuvası."- .
8 . mecaz Bir şeyin çok bulunduğu yer: "Bu oda böcek yuvası."- .

A O Z Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Aşoz,

3 Harfli Kelimeler

Şaz,

2 Harfli Kelimeler

Aş, Az,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.