AĞIZLAMAK (TDK)


1 . Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak.
2 . teknik Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
3 . halk ağzında Bir işi kolaylamak.

Ağızlamak kelimesi baş harfi A son harfi K olan bir kelime. Başında A sonunda K olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi Ğ , üçüncü harfi I , dördüncü harfi Z , beşinci harfi L , altıncı harfi A , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı A sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYAR Nedir?


1 . Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu: "Saatin ayarı bozuk. Televizyonun ses ayarı iyi."- .
2 . Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü: "Memleket saat ayarı."- .
3 . Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.
4 . Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü: "Kalorifercinin ayarı yok, ya çok yakıyor veya hiç yakmıyor."- .
5 . mecaz Değer, derece: "Biz, telif eser ayarında bir sanat kıymeti taşıyan tercümelere teşekkür edelim."- B. R. Eyuboğlu.

AYARLAMA Nedir?


1 . Ayarlamak işi, kalibraj.
2 . Düzene koyma, regülasyon.

AYARLAMAK Nedir?


1 . Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak: "Saati radyoya göre ayarlamak."- .
2 . Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek: "Dikiş makinesini nakşa göre ayarlamak."- .
3 . mecaz İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek: "Konuşmayı on dakikaya göre ayarladım."- .
4 . argo Kandırmak: "Babamı ayarlaram sinemaya gideceğim."- .

BOĞA Nedir?

Damızlık erkek sığır.

BOĞAZ Nedir?


1 . Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak: "Ses, ciğerlerde biriken havanın boğaza çarpması demektir."- Ö. Seyfettin.
2 . Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm: "Şişenin boğazı. Testinin boğazı."- .
3 . İki dağ arasında dar geçit, derbent: "Yol üzerindeki derbentleri ve boğazları işgal ederek ordunun başında bunları takip ediyordu."- F. F. Tülbentçi.
4 . Yedirip içirme yükümü, iaşe: "İşçilerin boğazı bizden olacak."- .
5 . mecaz Yiyeceği içeceği sağlanan kimse: "Hayat zor anne, kaç boğazız evde, ağabeyim hangi birimize yetişsin."- A. Kulin.
6 . mecaz Yeme içme: "Boğazına düşkün."- .
7 . coğrafya İki kara arasındaki dar deniz.

GEÇİRMEK Nedir?


1 . Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak.
2 . (-e) Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek: "Kalanımızı peşine takarak Murat suyunun karşı kıyısına geçirdi."- K. Bilbaşar.
3 . (-i, -e) Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek: "Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek."- .
4 . (-i, -e) Tespit etmek, yazmak, kaydetmek: "Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi."- R. H. Karay.
5 . (-i, -e) Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak: "Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu."- O. C. Kaygılı.
6 . (-i, -e) Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek: "Arkadaşımı geçirmeye gittim."- .
7 . (-i, -de) Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak: "Kocan için geceyi evden dışarıda geçirmek fırsatını sen kendin temin et."- H. C. Yalçın.
8 . (-e, nsz) Giymek, giyinmek: "Sırtına pembe, kolları tamamen çıplak bir bluz geçirmişti."- S. F. Abasıyanık.
9 . (-den) Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak: "Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek."- .
10 . (-i, -den) Herhangi bir durumu yaşamış olmak: "Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi."- N. Cumalı. 1
1 . Etmek, yapmak. 1
2 . (-i, -e) Hastalık bulaştırmak: "Nezleyi bana geçirdin."- . 1
3 . (-le) Zaman harcamak: "Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok."- . 1
4 . Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

KOLA Nedir?


1 . Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta.
2 . Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.
3 . Kolalama: "Zaten bu devirde kola, ütü bir evin baş işlerindendir."- R. H. Karay. kola (II) isim, bitki bilimi (ko'la) Fransızca cola
1 . Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).
2 . Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılan içecek.

KOLAY Nedir?


1 . Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı: "Cebimde mevcut paradan bu kadar bir şey buna tahsis etmek pek kolaydı."- H. Z. Uşaklıgil.
2 . isim Kolaylık: "İşin kolayını buldum."- .
3 . zarf Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe: "Yolu bulmak kolay oldu."- Halikarnas Balıkçısı.

KOLAYLAMA Nedir?

Kolaylamak işi.

KOLAYLAMAK Nedir?

Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak: "Beraber otururuz, ben de yazılı yoklamaları kolaylarım."- N. Meriç.

LİMAN Nedir?

Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak: "On beş gün sonra, geldiği gibi büyük törenle limanımızdan ayrıldı."- H. Taner.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTALAMA Nedir?


1 . Ortalamak işi.
2 . sıfat İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı), vasati, averaj: "Ortalama bir hesapla doksan yıllık bir ev demektir."- M. Ş. Esendal.
3 . sıfat, mecaz İki karşıt düşünce arasında olan, yaklaşık: "Soruna ortalama bir çözüm yolu buldular."- .
4 . zarf (o'rtalama) Orta yerinden: "Baltayı ortalama vurdu. Ağacı ortalama kesti."- .

ORTALAMAK Nedir?


1 . Ortasını bulmak, ortasına varmak: "İşi ortaladık."- .
2 . spor Futbolda topu kale ağzındaki arkadaşlarına havadan göndermek: "Sol açık topu güzel ortaladı."- .

ÖNCE Nedir?


1 . Baştaki, geçmişteki bölüm, geçmiş zaman: "Demin söyledikleri bana sadece daha önce olup bitenleri düşündürdü."- T. Buğra.
2 . zarf (ö'nce) İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı: "Önce hep birlikte basın suçunu tarif edelim."- B. Felek.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

TEKNİK Nedir?


1 . Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi.
2 . Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama: "Yurdumuz teknik gelişme yolundadır."- .
3 . sıfat Bu uygulamaya dayanan, bu uygulamaya ilişkin: "Teknik okul."- .
4 . Yol, beceri, yöntem: "Bu kızın sanatını hiç olmazsa teknik tarafından bildiğine hükmediyorum."- H. E. Adıvar.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YUVA Nedir?


1 . Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak: "O zamanlar ... mezarlıkların serviliklerine gizlenen eski bülbül yuvaları meşhurdu."- A. Ş. Hisar.
2 . Genellikle ailenin oturduğu ev: "İnsanın kendi yuvasından daha sıcak ... ve samimi; hiçbir yer olmazdı."- S. F. Abasıyanık.
3 . İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.
4 . Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer.
5 . Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk: "Diş yuvası. Kilit yuvası."- .
6 . mecaz Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer: "Hırsız yuvası."- .
7 . mecaz Bir şeyin öğretildiği yer: "İrfan yuvası."- .
8 . mecaz Bir şeyin çok bulunduğu yer: "Bu oda böcek yuvası."- .

A A A I K L M Z Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Ağızlamak,

8 Harfli Kelimeler

Ağılamak, Ağızlama, Zağlamak,

7 Harfli Kelimeler

Ağılama, Ağlamak, Azalmak, Kazılma, Zağlama,

6 Harfli Kelimeler

Ağalık, Ağlama, Aklama, Amalık, Azalma, Iklama, Kamalı, Kazağı, Kazalı, Kazıma, Mağaza, Zamklı,

5 Harfli Kelimeler

Ağlak, Ağmak, Akala, Akmaz, Alaka, Alaza, Alkım, Almak, Azlık, Azmak, Kalım, Kalma, Kazıl, Kazım, Kazma, Kılma, Kızma, Lağım, Lazım, Malak, Malaz, Mazak, Zağlı, Zamlı,

4 Harfli Kelimeler

Ağıl, Ağım, Ağız, Ağlı, Ağma, Akıl, Akım, Aklı, Akma, Alaz, Alık, Alım, Alma, Amal, Azık, Azma, Kala, Kama, Kaza, Kazı, Laka, Lama, Laza, Mala, Mazı, Zamk,

3 Harfli Kelimeler

Ağa, Ağı, Aka, Akı, Ala, Ama, Aza, Azı, Kal, Kam, Kaz, Kığ, Kıl, Kız, Lak, Lam, Laz, Lığ, Mal, Zağ, Zam,

2 Harfli Kelimeler

Ağ, Ak, Al, Am, Az, La,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.