AĞIZ (TDK)


1 . Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk.
2 . Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü: "Küçük bir ağız."- .
3 . Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı: "Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı."- H. R. Gürpınar.
4 . Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap: "Çay ağzı."- .
5 . Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık yanı: "Körfezin ağzı."- .
6 . Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak.
7 . Kesici aletlerin keskin tarafı: "Çelik ağızlı, küçük gül makasını kâğıdından çıkardı."- R. H. Karay.
8 . dil bilimi Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği: "Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu."- S. F. Abasıyanık.
9 . Üslup, ifade özelliği: "Ertesi günü bazı gazeteler bu haberin bir noktasını yarı resmî bir ağızla tekzip ettiler."- T. Buğra.
10 . Uç, kenar: "Topun ağzında. Uçurumun ağzında."- . 1
1 . mecaz Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği. 1
2 . müzik Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü.

Ağız kelimesi baş harfi A son harfi Z olan bir kelime. Başında A sonunda Z olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi Ğ , üçüncü harfi I , dördüncü harfi Z . Başı A sonu Z olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞIZ Nedir?


1 . Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk.
2 . Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü: "Küçük bir ağız."- .
3 . Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı: "Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı."- H. R. Gürpınar.
4 . Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap: "Çay ağzı."- .
5 . Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık yanı: "Körfezin ağzı."- .
6 . Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak.
7 . Kesici aletlerin keskin tarafı: "Çelik ağızlı, küçük gül makasını kâğıdından çıkardı."- R. H. Karay.
8 . dil bilimi Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği: "Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu."- S. F. Abasıyanık.
9 . Üslup, ifade özelliği: "Ertesi günü bazı gazeteler bu haberin bir noktasını yarı resmî bir ağızla tekzip ettiler."- T. Buğra.
10 . Uç, kenar: "Topun ağzında. Uçurumun ağzında."- . 1
1 . mecaz Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği. 1
2 . müzik Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü.

AĞIZ Nedir?


1 - Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, sesin çıkmasına, soluk alıp vermeye ve besinleri almaya yarayan boşluk.
2 - Bu boşluğun dudakların çevrelediği bölümü.
3 - Kapların ya da içi boş şeylerin açık yanı.
4 - Bir suyun denize ya da göle döküldüğü yer, °munsap.
5 - Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı.
6 - Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak.
7 - Kesici aletlerin keskin yanı.
8 - Bir anadilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği, °şive.
9 - Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği.
10 - Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. 1
1 - Kimi vakit "kez" anlamına gelir. 1
2 - (Tehlikeli şeyler için) Pek yakın yer.

AĞIZLI Nedir?

Ağzı herhangi bir biçimde olan: "Dar ağızlı vazo."- .

AKAR Nedir?

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret.

AKARSU Nedir?


1 . Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su.
2 . Tek sıra elmastan gerdanlık.

ALET Nedir?


1 - Bir el işini ya da mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.
2 - Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç, aygıt.
3 - Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
4 - Hoş görülmeyen bir işe yardımcı ya da aracı olmayı kabul eden kimse, maşa.

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

AVURT Nedir?

Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü.

BANA Nedir?

Ben zamirinin yönelme durumu ekli biçimi.

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BESİ Nedir?


1 . Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi.
2 . Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler.

BESİN Nedir?


1 . Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda.
2 . mecaz Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.

BİLİ Nedir?

Bilgi.

BİLİM Nedir?


1 . Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim: "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."- H. E. Adıvar.
2 . Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
3 . Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

BİRİ Nedir?

ya da.

BİRİ Nedir?


1 - Bir tanesi.
2 - Bilinmeyen bir kimse.
3 - Olumsuz nitelik gösteren bir tamlayanla, kendisinden küçümsemeyle söz eden kimse.

BİRKAÇ Nedir?


1 - Çok olmayan, az sayıda, az.
2 - Az sayıda kimse.

BİRTAKIM Nedir?

Kimi, bazı: "Aklından son süratle birbirini tutmaz, birtakım düşünceler geçiyordu."- H. Taner.

BOŞLUK Nedir?


1 . Oyuk, çukur, kapanmamış yer.
2 . Kesinti, kopukluk.
3 . Boş geçen süre: "Bu boşluktan sıkılıyorum."- .
4 . Eksiklik, yoksunluk duygusu: "Nevin, içinde ucu bucağı kayıp bir boşluk duydu."- S. F. Abasıyanık.
5 . mecaz Yetersizlik: "O günden bugüne olanları hatırladıkça insan ister istemez bu türlü çabaların hiçliğini, boşluğunu düşünmek zorunda kalıyor."- R. H. Karay.

BÖLGE Nedir?


1 . Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka: "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler."- Anayasa.
2 . Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye: "Bel bölgesi. Koltuk altı bölgesi."- .

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

BUĞRA Nedir?

Erkek deve, iki hörgüçlü deve, buğur.

ÇENE Nedir?


1 . Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını saplayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad: "Çenesinin, başının bütün iskeleti peksimeti çiğnedikçe daha açık olarak meydana çıkıyordu."- H. E. Adıvar.
2 . Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri.
3 . denizcilik Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık.
4 . mecaz Çok konuşma huyu, gevezelik: "Sende de çene var ha!"- .
5 . halk ağzında Köşe.

ÇEVRE Nedir?


1 . Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi: "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."- O. Rifat.
2 . Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam: "Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi."- H. Taner.
3 . Sırma işlemeli mendil: "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."- M. Yesari.
4 . mecaz Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit: "Siyasi çevreler. Sanat çevresi."- .
5 . mecaz Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit: "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."- H. Taner.
6 . dil bilgisi Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
7 . matematik Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.
8 . toplum bilimi Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.

ÇEVREL Nedir?

Çevreyle ilgili.

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

ÇIKARMA Nedir?


1 . Çıkarmak işi, emisyon.
2 . askerlik Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma.
3 . matematik Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

DEĞİŞ Nedir?


1 . Değme işi.
2 . Değişim.

DENİ Nedir?

Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

DENİZ Nedir?


1 . Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
2 . Bu su kütlesinin belirli bir parçası: "Marmara Denizi. Karadeniz."- .
3 . Aydaki düzlükler.
4 . mecaz Geniş alan.
5 . mecaz Çokluk, yoğunluk.

DOLAMBAÇLI Nedir?


1 . Dolambacı olan: "Sedyeyle apartmanın dar, dolambaçlı merdivenlerinden çıkarmaya çalışıyorlar."- M. Ş. Esendal.
2 . mecaz İçinden zor çıkılır, çapraşık: "... müessesesinin epeyce karışık ve dolambaçlı işleri içinde bunalmış kalmış."- Y. K. Karaosmanoğlu.

DUDAK Nedir?


1 . Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri: "Birdenbire kavalı dudaklarına götürdü ve üfürmeye başladı."- H. E. Adıvar.
2 . mecaz Ağız: "Eve dudağınızda bir şarkı ile dönüyorsunuz."- H. Taner.

EZGİ Nedir?


1 . Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi, haz, nağme, melodi: "Pir Sultan ağzından bir ezgi okuyup tüm yürekleri kendine bağladı."- K. Bilbaşar.
2 . müzik Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi.
3 . mecaz Kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi.
4 . mecaz Gidiş, yol, tarz, tempo: "Bundan böyle aynı ezgide sürüp gidemez."- .
5 . halk ağzında Üzüntü, sıkıntı.

GARİP Nedir?


1 . Kimsesiz, zavallı.
2 . Yabancı, gurbette yaşayan, elgin.
3 . Acayip: "Yağmur, ortalığa garip bir kış serinliği getirmişti."- A. İlhan.
4 . ünlem Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz: "Demek Bekir böyle utangaç bir çocukmuş. Garip!"- A. İlhan.
5 . mecaz Dokunaklı, hüzün veren: "Bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyükşehir böyle garip bir yalnızlık duygusu veriyor."- H. E. Adıvar.

GAZETE Nedir?


1 . Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın: "Kahvelerde ikinci bir oyalanma yolu, gazetelerdi."- N. Cumalı.
2 . Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer: "Her gün gazeteye uğruyordu."- .

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

GÖRÜ Nedir?


1 . Görme yetisi.
2 . Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret: "Buranın görüsü geniş."- .
3 . felsefe Dolaysız kavrama, birden kavrama.

GÜNÜ Nedir?


1 . Haset.
2 . Zamanından önce doğan yavru.

HABER Nedir?


1 . Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık: "Çırağın bir şeyden haberi yok."- M. Ş. Esendal.
2 . İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi: "Televizyonda dünya haberlerini izledi."- .
3 . Bilgi: "Sanattan haberi yok."- .
4 . eskimiş, dil bilgisi Yüklem.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İFADE Nedir?


1 . Anlatım: "Güzel bir ifade."- .
2 . Deyiş, söyleyiş: "Not ettiklerimi bir ağzın ifadesi şekline sokarak size okutacağım."- S. M. Alus.
3 . Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin bütünü: "Sakalı yeni çıkmış yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu."- S. F. Abasıyanık.
4 . hukuk Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama: "Onun ifadesini henüz dosyada görmedim."- A. İlhan.
5 . felsefe Dışa vurum.

KANDIRMAK Nedir?


1 . Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek: "Bu arkadaşları da ben kandırdım."- S. F. Abasıyanık.
2 . Aldatmak: "Kızcağızı yaşadığı muhitteki sabıkalılar kandırarak bir şebekeye sokmuş."- R. H. Karay.
3 . İçme, yeme isteğini karşılamak.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KAVŞAK Nedir?


1 . Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer.
2 . Bir ırmağın denize veya başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer, munsap.

KENAR Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka: "O sırada karşı taraçadaki kadın elinde pirinç tası olduğu hâlde taraçanın kenarına kadar geldi."- O. V. Kanık.
2 . Bir şeyi çevreleyen çizgi.
3 . Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri: "Bu mendilin kenarı ötekinden daha sade."- .
4 . Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer: "Ağır, ihtiyar misafirler kenarda bir odadan çıktılar."- M. Ş. Esendal.
5 . Yan.
6 . matematik Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri: "Bir üçgenin kenarları."- .

KESİCİ Nedir?


1 . Kesme işini yapan kimse: "Yol kesici."- .
2 . Kasaplık hayvanları kesen kimse.
3 . Kesme işinde kullanılan araç.
4 . spor Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu, stoper.

KESKİN Nedir?


1 . Çok kesici, iyi kesen: "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı."- H. R. Gürpınar.
2 . mecaz Tiz (ses): "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses."- P. Safa.
3 . mecaz Kırıcı, incitici: "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş."- H. Taner.
4 . mecaz Etkili, sert: "Nihayet güneş doğdu, sis ve duman içinde çölün sabahlarında esen serin ve keskin rüzgârla üşüdük."- F. R. Atay.
5 . argo Zampara.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞU Nedir?

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı, kolokyum.

KOYU Nedir?


1 . Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı: "Koyu pekmez. Koyu süt."- .
2 . Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı: "Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu."- H. E. Adıvar.
3 . bilişim Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.
4 . mecaz Aşırı (davranış, düşünce vb.): "Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış."- A. Ş. Hisar.
5 . mecaz Derin, hararetli: "Koyu bir sohbet."- .

KÖRFEZ Nedir?


1 . Karanın içine sokulmuş deniz parçası: "Körfezin karşı kıyısında bir kömürcü kayığı demirlemişti."- Y. Z. Ortaç.
2 . sıfat, mecaz Kuytu, işlek olmayan: "Orası pek körfez bir yer."- . Körfez özel, isim (kö'rfez) Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri.

KÖYLÜ Nedir?


1 . Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan: "Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun / Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini."- Ö. B. Uşaklı.
2 . isim Köydeş: "Hasan benim köylümdür."- .
3 . isim Köy halkı: "Köylüleri, özellikle onları çok iyi tanıyordu."- T. Buğra.
4 . mecaz Kaba, anlayışsız: "Otomobilin içinden köylü kılıklı, tıknaz bir adam çıktı."- H. Taner.

KÜÇÜK Nedir?


1 . Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
2 . Küçük abdest.
3 . sıfat Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı: "Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm."- M. Ş. Esendal.
4 . sıfat Yaşı daha az olan: "Ortanca ve küçük ablalar ... beni, arabanın beklediği sokağa indirdiler."- R. N. Güntekin.
5 . sıfat Niceliği az olan: "Kimseden en küçük bir alaka görmüyordum."- S. F. Abasıyanık.
6 . sıfat Niteliği aşağı olan, bayağı: "Küçük adam."- .
7 . sıfat Geri aşamada: "Küçük bir memur."- .
8 . sıfat Değersiz, önemsiz: "Bu iyi temiz, sıhhatli, küçük insanların uykusu bambaşka bir şey."- S. F. Abasıyanık.
9 . sıfat Kısık, parlak olmayan (ses): "Küçük, tatlı bir sesle kovboy şarkıları söyledi."- R. H. Karay.

LİMAN Nedir?

Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak: "On beş gün sonra, geldiği gibi büyük törenle limanımızdan ayrıldı."- H. Taner.

MAKAS Nedir?


1 . Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı: "Her iki eliyle kullanırdı makasıyla tarağını."- N. Cumalı.
2 . Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet.
3 . Birbirini kesen demir yolu kavşağı.
4 . Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay.
5 . Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi.
6 . Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı.
7 . mecaz Çalma, kırpma.
8 . mimarlık Dirsek.
9 . denizcilik Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni.
10 . hayvan bilimi Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MUNSAP Nedir?


1 . Kavşak.
2 . sıfat Kavuşan.

MÜZİK Nedir?


1 . Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki: "Müzik eğitimi."- .
2 . Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması: "Bu akşam güzel bir müzik dinledik."- .

NOKTA Nedir?


1 . Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
2 . Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.
3 . Yer: "Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık."- A. Haşim.
4 . Konu, konu ile ilgili önemli bölüm: "Genç adam, o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
5 . Nöbetçi bulunan yer: "Orada polis noktası var."- .
6 . Nöbetçi, gözcü, bekçi: "O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz."- Ö. Seyfettin.
7 . mecaz Sınır, derece, radde: "Savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada..."- .
8 . dil bilgisi Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).
9 . matematik Hiçbir boyutu olmayan işaret.
10 . spor Orta nokta.

ÖZEL Nedir?


1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.
2 . Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı.
4 . Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate değer: "Özel bir ilgi gösterdi."- .
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Her zaman görülenden, olağandan farklı: "Özel durumları da göz önüne alalım."- .

ÖZELLİK Nedir?

Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, spesiyalite: "Her kadının kendine göre bir özelliği oluyor."- H. Taner.

ÖZELLİKLE Nedir?

Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus: "Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış."- H. Taner.

RENKLİ Nedir?


1 . Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan: "Havaya renkli fişekler atıyordu."- P. Safa.
2 . mecaz Neşeli, canlı, ilgi çekici: "Renkli bir toplantı."- . "Aşırı renkli ve hareketli ise onu yolculukla dengeleyin, frenleyin."- H. Taner.
3 . mecaz Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse): "Renkli bir politikacı."- .
4 . isim, sinema Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film.

SINIF Nedir?


1 . Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri: "Birinci sınıf öğrencileri."- .
2 . Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler.
3 . Ders okutulan yer, dershane, derslik.
4 . Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri: "Üçüncü sınıf bir gazeteciydi."- N. Cumalı.
5 . biyoloji Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü: "Memeliler, kuşlar, balıklar, omurgalılar dalının birer sınıfıdırlar."- .
6 . mantık Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği.
7 . toplum bilimi Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas: "Parter, her sınıftan insanla hıncahınç dolu idi."- R. N. Güntekin.

SINIR Nedir?


1 - İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, °hudut.
2 - Komşu il, ilçe, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
3 - Bir şeyin yayılabileceği ya da genişleyebileceği son çizgi, uç.
4 - Uç, son.
5 - Konuşma için belirlenen ölçü.

SOLUK Nedir?


1 . Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes: "Kalp gitgide hafiflemekteydi ve soluklarda hafif bir hışıltı başlamıştı."- R. N. Güntekin.
2 . Ciğerlere hava alıp verme.
3 . mecaz Tarz: "Gençler dergimize yeni bir soluk getirdiler."- .

SÖYLEME Nedir?

Söylemek işi: "Düşündüğümü açıkça söylemeyi tercih ettim."- R. H. Karay.

SÖYLEYİŞ Nedir?


1 . Söyleme işi.
2 . dil bilimi Bir kelimenin ses, hece, ton ve vurgu bakımından söylenme biçimi, söyleniş, sesletim, telaffuz.

TAKI Nedir?


1 . Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü.
2 . Kadınların ziynet eşyası: "Abuk sabukluktan bir çizgi yaratan giysileri, ilginç takılarıyla çağdaş bir efsaneydi."- M. Mungan.
3 . dil bilgisi Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki: "Türkçede -i, -e, -de, -den, -in ekleri birer takıdır."- .
4 . dil bilgisi Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler: "Türkçede ile, göre birer takıdır."- .

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TARAF Nedir?


1 . Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri: "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat..."- R. H. Karay.
2 . Yön, yan, doğrultu: "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor."- M. Ş. Esendal.
3 . Yöre, yer: "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu."- H. Taner.
4 . İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri: "Karşı tarafın adamları."- .
5 . Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi: "Baba tarafı zengin."- .
6 . Bir şeyin belli bölümü, kısmı: "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."- .

TEKZİP Nedir?

Yalanlama: "Üçü de derhâl tekzip etti ve tekziplerinin başında tabii seksen yaşında olmadıklarını altını çizerek ilan ettiler."- H. E. Adıvar.

UÇURUM Nedir?


1 . Dik ve derin yamaç: "Üç arkadaş, arabanın gidebileceği bütün köyleri, dereleri, uçurumları aradılar."- A. Gündüz.
2 . mecaz Felaketli sonuç: "Bir gün bencileyin, bir uçuruma yuvarlanırsanız artık her şey burada bitti, sanmayınız."- M. Ş. Esendal.
3 . mecaz Büyük fark, ayrılık: "Karargâhla siper arasındaki derin uçurumu bu kadar yakından sezmemiştim."- F. R. Atay.

ÜSLUP Nedir?


1 . Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi, tarz: "Akşam içinde en büyük üstatların eserleri kadar mükemmel ve muhteşem olan tabiat bize bir eda ve üslup dersi verir."- A. Ş. Hisar.
2 . Bir sanatçıya, bir çağa veya bir ülkeye özgü teknik, renk, biçimlendirme ve söyleyiş özelliği, biçem, stil: "Bu üslup ruhumun yazıma akseden hâletini gösteriyor."- R. H. Karay.
3 . edebiyat Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi, biçem, tarz, stil: "Üslububeyan aynıyla insandır."- Y. K. Beyatlı.

VERME Nedir?

Vermek işi: "İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı."- M. Ş. Esendal.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YANILTMA Nedir?

Yanıltmak işi.

YANILTMAK Nedir?

Yanılmasına yol açmak.

YARA Nedir?


1 . Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik: "Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım."- R. H. Karay.
2 . Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık: "Geminin omurgasındaki yara."- .
3 . mecaz Dert, üzüntü, acı: "Bu yarayı deşmeyin."- .

YARI Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
2 . Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan: "Yarı yolu aldık. Yarı mesafede."- .
3 . isim Devre arası: "Birinci yarıda dört gol attık."- .
4 . zarf Gereğinden az, tam olmayarak: "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor."- A. İlhan.

YÜZDE Nedir?


1 . Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret, yüzdelik.
2 . Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz: "Bir eli tabancalı militan mıdır yoksa kesesini doldurmakla uğraşan iş adamlarından mıdır, mebus mudur hemen anlar ve bu anlayışlarında yüzde seksen yanılmaz."- Y. K. Karaosmanoğlu.

A I Z Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Ağız,

3 Harfli Kelimeler

Ağı, Azı, Zağ,

2 Harfli Kelimeler

Ağ, Az,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.