AÇIKLIK (TDK)


1 . Açık olma durumu, aleniyet.
2 . Uzaklık, mesafe.
3 . Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer.
4 . Boş ve geniş yer, meydanlık.
5 . Bir yerin uzaklara kadar bakılabilecek ve bakanın içinde ferahlık doğuracak durumda olması: "Kırlardaki açıklık insanı dinlendirir."- .
6 . Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu: "Demokrasi bir açıklık rejimidir."- .
7 . edebiyat Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh: "Reşat Nuri'nin anlatımında açıklık vardır."- .
8 . fizik Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

Açıklık kelimesi baş harfi A son harfi K olan bir kelime. Başında A sonunda K olan kelimenin birinci harfi A , ikinci harfi Ç , üçüncü harfi I , dördüncü harfi K , beşinci harfi L , altıncı harfi I , yedinci harfi K . Başı A sonu K olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AÇIKLIK Nedir?


1 . Açık olma durumu, aleniyet.
2 . Uzaklık, mesafe.
3 . Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer.
4 . Boş ve geniş yer, meydanlık.
5 . Bir yerin uzaklara kadar bakılabilecek ve bakanın içinde ferahlık doğuracak durumda olması: "Kırlardaki açıklık insanı dinlendirir."- .
6 . Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu: "Demokrasi bir açıklık rejimidir."- .
7 . edebiyat Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh: "Reşat Nuri'nin anlatımında açıklık vardır."- .
8 . fizik Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

AĞIZ Nedir?


1 . Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk.
2 . Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü: "Küçük bir ağız."- .
3 . Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı: "Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı."- H. R. Gürpınar.
4 . Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap: "Çay ağzı."- .
5 . Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık yanı: "Körfezin ağzı."- .
6 . Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak.
7 . Kesici aletlerin keskin tarafı: "Çelik ağızlı, küçük gül makasını kâğıdından çıkardı."- R. H. Karay.
8 . dil bilimi Bir dilin sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği: "Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu."- S. F. Abasıyanık.
9 . Üslup, ifade özelliği: "Ertesi günü bazı gazeteler bu haberin bir noktasını yarı resmî bir ağızla tekzip ettiler."- T. Buğra.
10 . Uç, kenar: "Topun ağzında. Uçurumun ağzında."- . 1
1 . mecaz Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği. 1
2 . müzik Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü.

ALENİ Nedir?

Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde yapılan: "Siz bugüne kadar zevcenizin vicdansızca ve aleni hıyanetine, edepsizliğine tahammül ettiniz."- H. R. Gürpınar.

ALENİYET Nedir?

Açık olma durumu, açıklık.

ANLATI Nedir?


1 . Ayrıntılarıyla anlatma.
2 . edebiyat Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.

ANLATIM Nedir?


1 . Anlatma işi.
2 . Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.

ARAÇ Nedir?


1 . Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta, gücünden yararlanılan nesne.
2 . Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta: "Dil, anlaşmayı sağlayan bir araçtır."- .
3 . Taşıt: "Taşıt araçlarına hiç binmez, yaz kış asker postalları ile kilometrelerce yolu yaya yürürdü."- H. Taner.

BAKAN Nedir?

Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, nazır: "O sadece iyi bir bayındırlık bakanıdır."- F. R. Atay.

BİTKİ Nedir?

Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen, döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren, yosun, ot, ağaç vb. canlıların genel adı, nebat.

ÇIPLAK Nedir?


1 . Soyunmuş durumda olan vücudun resmi, nü.
2 . sıfat Üstünde bulunması gereken giysi, örtü vb. bulunmayan, üryan, nü, cıbıl, cıbıldak: "Kız, çıplak tabanlarını bozuk yolda şaplata şaplata köyün içerisine doğru uzaklaştı."- E. E. Talu.
3 . sıfat Saçsız (baş).
4 . sıfat Üzerinde yeşillik olmayan (arazi): "Irmağın başında kocaman, çıplak bir tek kavak vardı."- H. E. Adıvar.
5 . sıfat İçinde gerekli eşya bulunmayan: "Ankara tepelerinin birinde, boz renkli bir binanın çıplak ve dar bir odasında onunla karşı karşıyayız."- Y. K. Karaosmanoğlu.
6 . sıfat, mecaz Yoksul (kimse): "Askerliğini yapmamış, beş parasız, çıplak bir Cemal'in nesi vardı evlenilecek?"- N. Cumalı.
7 . sıfat, mecaz Yalın, süssüz: "Çıplak bir anlatım."- .
8 . sıfat, mecaz Olduğu gibi, apaçık.

DELİ Nedir?


1 . Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun.
2 . Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.): "Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyordu."- T. Buğra.
3 . mecaz Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın: "Ben delinin biriyim, ateşe girerim."- F. R. Atay.

DELİK Nedir?


1 . Dar, küçük açıklık: "İğne deliği. Burun deliği."- .
2 . Dar, küçük çukur: "Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Küçük hayvan yuvası: "Fare deliği."- .
4 . sıfat Delinmiş olan: "Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum."- H. S. Tanrıöver.
5 . argo Cezaevi.

DOĞU Nedir?


1 . Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı.
2 . Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.
3 . gök bilimi Güneşin 2
1 Mart ve 2
3 Eylülde doğduğu yön.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DURULUK Nedir?


1 . Duru olma durumu.
2 . mecaz Dil veya üslubun karışık olmama durumu: "Mustafa Kemal Paşa bizim söylediklerimizi kendine mahsus bir durulukta özetledi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . edebiyat Açıklık.

DÜRBÜN Nedir?


1 . Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç.
2 . Gözetleme deliği.

EDEBİYAT Nedir?


1 - Yazın, °literatür.
2 - Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve yapıtlarının tümü, °literatür.
3 - Yazınsal yapıtlara ilişkin bilgilerin öğretildiği ders.
4 - İçten olmayan, gereksiz, boş sözler.

FERAHLIK Nedir?

Ferah olma durumu, genişlik, gönül açıklığı: "Bir başkasına acıyabilmenin üstünlüğünü duymuş olmanın ferahlığı ile uzaklaştı."- H. Taner.

FİZİK Nedir?


1 . Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı: "Fizik bilimi mekanik, ısı, ışık, elektrik ve manyetizma bölümlerine ayrılır."- .
2 . İnsanın doğal yapısı.
3 . Kişinin dış görünüşü.

FOTOĞRAF Nedir?


1 . Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleme.
2 . Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto: "Bir de yadigâr olmak üzere fotoğraf bıraktı."- Ö. Seyfettin.

GENİŞ Nedir?


1 . Eni çok olan, enli, vâsi: "Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu."- P. Safa.
2 . Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı: "Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi."- O. C. Kaygılı.
3 . Bol (elbise).
4 . Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro: "Geniş anlamlı."- .
5 . mecaz Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat: "Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu."- A. İlhan.
6 . mecaz Çok: "Geniş iş alanları sağlandı."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İNSAN Nedir?


1 . İki eli bulunan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
2 . Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı: "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar."- H. Taner.
3 . sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

MAKİ Nedir?

Akdeniz dolaylarında yaygın olan, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü. maki (II) isim, hayvan bilimi(Madagaskar yerlilerinin dilinden) Makigillerden, Madagaskar adasında sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat (Lemur).

MAKİNE Nedir?


1 . Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü: "Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu."- N. Cumalı.
2 . Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması: "Saatin makinesi. Gramofonun makinesi."- .
3 . halk ağzında Araba, otomobil.

MESAFE Nedir?


1 . Ara, aralık, uzaklık: "Beş kilometrelik mesafede yine konuşmadık."- R. H. Karay.
2 . mecaz İlişkilerde çok içten olmama durumu, resmiyet.
3 . matematik Uzaklık.

MEYDAN Nedir?


1 . Alan, saha: "Yüz binlerce asker sokakları, meydanları, kırları dolduruyordu."- Ö. Seyfettin.
2 . Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri: "Şehir kapılarının önündeki meydanlarda davul zurna çalınıyor, cirit, bar oynanıyordu."- A. H. Tanpınar.
3 . Bulunulan yer ve çevresi, ortalık: "Kileri kilitlemezdi, paraları meydanda dururdu."- Ö. Seyfettin.
4 . Fırsat, imkân veya vakit.
5 . Mevlevi tekkelerinde ayin yapılan yer.

MEYDANLIK Nedir?

Açıklık: "Deve güreşinin yapılacağı meydanlık orada idi."- S. F. Abasıyanık.

OLDU Nedir?


1 . Evet.
2 . ünlem Başüstüne.

OPTİK Nedir?


1 . Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.
2 . Gözlükçü.
3 . sıfat Görme ile ilgili olan.

ÖRTÜ Nedir?


1 . Örtmek için kullanılan şey, vualet: "Hekim, hastanın üstündeki örtüyü açtı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yapılarda çatı, dam.

ÖZEL Nedir?


1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.
2 . Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı.
4 . Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate değer: "Özel bir ilgi gösterdi."- .
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Her zaman görülenden, olağandan farklı: "Özel durumları da göz önüne alalım."- .

REJİ Nedir?


1 . Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yönetme: "Schweikart'ın rejisindeki temsilî bir defter dolduracak kadar notlar alarak izlemiştim."- H. Taner.
2 . eskimiş Tekel idaresi: "Daha edeceğiniz nice iyilikleri bekleyen reji hademesi sizi evliya bilir."- A. Ş. Hisar.

REJİM Nedir?


1 . Yönetme, düzenleme biçimi, düzen: "Hiç kimse Türkiye'de normal, sürekli ve dengeli bir basın rejimi yaşamış olduğunu iddia edemez."- B. Felek.
2 . Diyet: "Sıkı bir rejim takip etmelidir."- R. H. Karay.
3 . Bir devletin yönetim biçimi: "Birinci Dünya Harbi'nden beri dünyanın temellerini sarsan totaliter rejimlerin hiçbiri lehinde beyanatta bulunmuş değildir."- H. E. Adıvar.
4 . coğrafya Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü.

UZAK Nedir?


1 . Yakın olmayan yer: "Fazla uzağa gitme."- .
2 . sıfat Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı: "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."- P. Safa.
3 . sıfat Arada çok zaman bulunan: "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."- .
4 . sıfat Eli, gücü veya hükmü yetişmez: "O böyle işlerden pek uzaktır."- .
5 . sıfat İhtimali az olan: "Ben bu işi çok uzak görüyorum."- .
6 . sıfat Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan: "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."- P. Safa.

UZAKLIK Nedir?


1 . Uzak olma durumu, ıraklık: "Duvarın yüzünde birbirine otuz arşın kadar uzaklıkta sımsıkı kapalı iki büyük kapı vardı."- H. R. Gürpınar.
2 . matematik İki nokta arasındaki uzay ölçümü, mesafe.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

VUZUH Nedir?


1 . Açık olma durumu, açıklık, aydınlık: "Bu akşam bilhassa, Şevki'nin fikrindeki vuzuh onu düşündürdü."- H. E. Adıvar.
2 . edebiyat Açıklık.

YANSITMA Nedir?


1 . Yansıtmak işi.
2 . mecaz İletme, duyurma.

YAZI Nedir?


1 . Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi: "Türklerde yazının kullanılması eskidir."- .
2 . Alfabe: "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"- .
3 . Harfleri yazma biçimi: "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."- .
4 . Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü: "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."- O. S. Orhon.
5 . Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale: "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum."- F. R. Atay.
6 . Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
7 . din b. (***) Yazgı.

A I I K K L Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Açıklık,

6 Harfli Kelimeler

Açkılı, Çakılı, Ilıkça, Kaçlık, Kılçık,

5 Harfli Kelimeler

Açlık, Akçıl, Aklık, Çakıl, Çalık, Çalkı, Çıkak, Çıkık, Kaçık, Kaçlı, Kakıç, Kalıç, Kalık, Kılıç, Kılık, Lakçı,

4 Harfli Kelimeler

Açık, Açkı, Akıl, Aklı, Alçı, Alıç, Alık, Çakı, Çalı, Çıkı, Ilık, Kaçı,

3 Harfli Kelimeler

Açı, Akı, Çak, Çal, Kaç, Kak, Kal, Kıç, Kıl, Lak,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ak, Al, La,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.