Başında S olan 8 harfli 675 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde S harfi olan kelimeler listesine ya da sonu S harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Kelimelerin anlamlarını öğrenmek için TDK web sitesini ziyaret edebilirsiniz. ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÖKÜLMEK


1 . Sökme işine konu olmak: "Duvardaki bir pencerenin sökülüp alınamayacak kadar kuvvetle yerleştirilmiş demir parmaklıkları."- R. N. Güntekin.
2 . (-i), argo Parayı istemeyerek vermek, harcamak.

SANDIKLI


1 . Duvar kaplamalarında kullanılan bir tür ince tahta.
2 . eskimiş Süs olarak kullanılan bir tür altın para. Sandıklı özel, isim (Sa'ndıklı) Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.

SORUMSUZ

Sorumlu olmayan, sorumluluk taşımayan, sorumluluk duygusu bulunmayan, düşünmeden hareket eden (kimse), mesuliyetsiz: "Yer yer kayıtsız, cinsellikten müthiş tat alan, sorumsuz bir adam."- S. İleri.

SANATKAR


1 . Sanatçı: "Eseri takdir edilmeyen bir sanatkâr elemi duydum."- Ö. Seyfettin.
2 . El ile yaptığı işi kendisine meslek edinen işçi veya usta.
3 . sıfat Bir işi ustalıkla yapan, usta, mahir.

STRİPTİZ

Genellikle gece kulüplerinde, pavyonlarda genç bir kadın oyuncunun müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri: "Vals, kankan ve striptiz devri böylece sona erdi."- Halikarnas Balıkçısı.

SERİLMEK


1 . Serme işi yapılmak: "Sanki sedirlerine Bursa ipeklileri serilen bizim odalarımız değildi."- O. S. Orhon.
2 . Bir yere uzanıp yatmak: "Kanepenin birinden kalkıp ötekine serildim."- S. F. Abasıyanık.

SAĞILMAK


1 . Sağma işine konu olmak.
2 . Kumaş, kilim vb. bir yerinden iplik çıkıp sökülmek: "Kilimin kenarı sağıldı."- .
3 . Akmak, kaymak, aşağıya doğru hızla inmek: "Yılan deliğe sağıldı."- .

SAYGISIZ

Gereken saygıyı göstermeyen, saygısı olmayan, hürmetsiz: "Kimdir bilir misin? Vatanın ... Şimdi saygısız / Bir göz bu nazlı çehreye -Allah esirgesin- / Kem bir nazarla baksa tahammül eder misin?"- T. Fikret.

SONBAHAR


1 . Kuzey yarım kürede eylül, ekim ve kasım aylarını içine alan süre, güz, hazan: "Sonbahar yağmurlarından sonra güneşli, sıcak, güzel bir gün."- M. Ş. Esendal.
2 . mecaz Yaşlılık dönemi.

SARIÇALI

Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki, kadıntuzluğu, çobantuzluğu, amberbaris (Berberis vulgaris).

SÜRÜLMEK


1 . Sürme işine konu olmak veya sürme işi yapılmak.
2 . mecaz Uzaklaştırılmak, nefyedilmek: "Bir süre sonra müdürle iki öğretmenin ayrı ayrı yerlere sürüldüklerini öğrendim."- E. Bener.

SARARMAK


1 . Sarı olmak, rengi sarıya dönmek: "Her sabah ağaçların sararan yapraklarıyla pek güzel olan karşıki dağlara bakarak uyanıyorum."- M. Ş. Esendal.
2 . Korku, üzüntü, coşku vb. sebeplerle yüzün rengi solmak.

SÜPRÜNTÜ


1 . Temizlik yapıldığında toplanan toz ve çöp, çer çöp: "Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı."- E. E. Talu.
2 . mecaz Bayağı, aşağılık şey veya kimse.

SAHİPLİK


1 . Sahip olma durumu: "Bu çucuğun sahipliği biraz da benim üstüme, anası değil miyim?"- E. Işınsu.
2 . Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde dilediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu, iyelik.

SERİNLİK


1 . Serin olma durumu: "Serinlik, gölgelik içinde, o kızgın yerlere hayretle bakıyorum."- R. H. Karay.
2 . Serin hava: "Latif bir akşam serinliği ortalığı kaplamıştı."- M. Ş. Esendal.

SAHİPSİZ


1 . Kimsenin malı olmayan, iyesiz: "Bu evin saadetinden, diğer mesut aile ocaklarına sahipsiz, manevi bir selam götürüyordu."- Ö. Seyfettin.
2 . mecaz Koruyucusu, gözeteni bulunmayan.

SIKBOĞAZ

Bir şey yaptırmak için "birini zorlamak, baskı yapmak" anlamlarına gelen sıkboğaz etmek deyiminde geçer: "Sen bizi sıkboğaz ediyorsun diyorum yani bu işi yarına bıraksak ha..."- M. İzgü.

SEBEPSİZ


1 . Sebebi olmayan, nedensiz: "Bu sebepsiz ağrılar gibi onun her şeyi asabi mizacının belirtisi idi."- T. Buğra.
2 . zarf Bir sebebi olmadan: "Bazen gece yarıları uyuyamıyorum ve sebepsiz korkuyorum."- P. Safa.

STRATEJİ


1 . İzlem.
2 . Bir ulusun veya uluslar topluluğunun, barış ve savaşta benimsenen politikalara destek vermek amacıyla politik, ekonomik, psikolojik ve askerî güçleri bir arada kullanma bilimi ve sanatı, sevkülceyş.

SAVCILIK


1 . Savcı olma durumu, müddeiumumilik.
2 . Savcının görevi.
3 . Savcının makamı.
4 . Savcının görev yaptığı bina: "Genç, temiz, pak kadın nöbetçinin tarifi üzerine savcılığın önüne kadar geldi."- A. Gündüz.