Başında S olan 6 harfli 441 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde S harfi olan kelimeler listesine ya da sonu S harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAĞDIÇ

  1. [isim] Düğünde gelin veya güveyiye kılavuzluk eden kimse

STORLU

  1. [sıfat] Storu bulunan
    • "Pencerelerinde storlu mavi perdeler vardı." (Ömer Seyfettin)

SUTYEN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bakınız sütyen

SÜMSÜK

  1. [sıfat] Uyuşuk davranan, miskin, aptal, mıymıntı, sünepe, pısırık (kimse)
    • "Beş yıl öncesine kadar kara kuru, sümsük bir kızken şimdi gelişivermiş bir dişi." (Haldun Taner)

SARKIT

  1. [isim] Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi, damla taş, stalaktit

SİRKAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Çalma, hırsızlık

SEYREK

  1. [sıfat] Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı
    • "Öğle vapurlarının seyrek ahalisi içinden sıyrıldı, koşarak merdivenleri çıktı." (Peyami Safa)
  2. Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir
  3. [zarf] Uzun zaman aralıklarıyla, arada sırada, binde bir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda
    • "Evinden pek seyrek zamanlarda içtiği nargilesini istedi." (Halide Edip Adıvar)
  4. [zarf] Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, nadir, nadiren

SOLOCU

  1. [isim] Bir müzik eserini tek başına çalan, söyleyen sanatçı, solist

SANDIK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası
    • "Köhne kitap sandıklarının başında kendi sahiplerinden başka kimseler görünmüyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "İleride yine ona gönderilmek üzere bir de sandık düzmesine ne mâni vardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap
  3. Bir kurumda para alınıp verilen yer
    • "Mal sandığı. Sandık emini."
  4. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş
    • "Emekli Sandığı."
  5. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti
  6. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim
  7. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu
  8. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba

SEDALI

  1. [sıfat] Ötümlü

SİRKEN

  1. [isim] Yabani ıspanak (Chenopodium album)

SANTRA

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Orta, orta alan, merkez
  2. Santra noktası
  3. Hücum oyuncularının ortasında oynayan futbolcu

SAVUNU

  1. [isim] Savunma
    • "Olaylar zinciri bu savunuyu haklı çıkaracak nitelikte değildir." (Salâh Birsel)

SİROKO

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Akdeniz havzasında görülen çok sıcak bir rüzgâr

SÜRÜCÜ

  1. [isim] Çoban, güdücü
  2. Karada kullanılan motorlu araçları sürüp yöneten kimse, şoför
  3. Sürü yetiştiren kimse

SERÇİN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Mekiğin parçalarından her biri
  2. [sıfat] Seçme, seçkin olan

SERVİS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti
    • "Özel olarak iki aşçıyla iki de ayrıca servis yapacak garson çağrıldı." (Çetin Altan)
  2. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü
  3. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer
  4. Burada görevli kimselerin tümü
  5. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı
  6. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer
  7. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu

SIKICA

  1. [zarf] Sıkı bir biçimde, iyice
    • "İncecik belini alev renkli ipek bir kemerle sıkıca sardı." (Feridun Fazıl Tülbentçi)

SİKMEK

  1. [-i] Erkek cinsel ilişkide bulunmak

SOLFEJ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Müzik ezgilerinin nota adları ile ses ve süre değerlerine uygun bir biçimde söylenmesi
  2. Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü