Başında S olan 6 harfli 404 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde S harfi olan kelimeler listesine ya da sonu S harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Kelimelerin anlamlarını öğrenmek için TDK web sitesini ziyaret edebilirsiniz. ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SIYRIK


1 . Çarpma veya vurma sonucunda vücutta hafifçe kazınmış, zedelenmiş, soyulmuş, kanamış yer.
2 . Sıyrılmış yer.
3 . sıfat Yüzeyinden bir parça sıyrılmış olan.
4 . sıfat, mecaz Utanması olmayan.

SUNUCU


1 . Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse, takdimci, anonsör.
2 . bilişim Bir ağda diğer kullanıcılar tarafından erişilen kaynakları barındıran bilgisayar.

SIRACA

Deride ve genellikle boyunda görülen, lenf düğümlenmelerinin şişkinliğiyle beliren tüberküloz türü: "Elif'i almış, başında keli, boynunda sıracası, sırtında da paçavra entarisiyle getirmişti."- E. E. Talu.

SLOGAN

Bir düşünceyi kolay hatırlanıp tekrarlanabilir bir biçimde ifade eden kısa, çarpıcı söz, motto: "Seçim öncesi sloganlarını bugün yinelemeye kalkacak olanları halk tükürük sağanağında boğabilir."- H. Taner.

SABIKA


1 . Geçmiş bulunan şey, geçmiş bulunan olay.
2 . hukuk Geçmişte işlenmiş, mahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç: "Üstelik sabıkası olduğu için iş bulması daha da güçtür."- N. Cumalı.

SOVYET


1 - Sosyalist toplumun siyasal örgütlenme biçimlerinden biri olarak S.S.C.B.'de işçi, köylü, asker delegelerinin oluşturduğu kurullara verilen ad, °meclis.
2 - S.S.C.B. halkından olan ve bu halka özgü olan.

SODYUM

Atom numarası 11, atom ağırlığı 22,990, yoğunluğu 0,97
1 olan, 97,
5 °C'de eriyen, deniz ve kaya tuzlarında, doğada birleşik olarak çok yaygın bulunan, beyaz, parlak, mum gibi yumuşak bir element (simgesi Na).

SAĞMAK


1 - Memeyi parmaklar arasında sıkarak sütünü akıtmak: İneği sağdı .
2 - (Balı) Kovandan almak.
3 - Yumak durumundaki bir şeyi çözüp açmak.
4 - Aldatarak parasını çekmek.
5 - Yılan zehirini akıtarak almak.

SANMAK


1 - Bir şeyin olma ya da olmama olasılığını kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, °zannetmek.
2 - Gibi gelmek, °farzetmek.
3 - Bir şey ya da kimsenin... olduğunu düşünmek.

SANİYE


1 . Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi: "Bütün bu hadise hemen bir yirmi saniye içinde olup bitmişti."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir derecenin altmışta biri.
3 . Fizik ve mekanikte zaman birimi.

SIVALI


1 . Sıva vurulmuş, sıva sürülmüş: "Sıvalı duvar."- .
2 . Sıvar gibi bulaşmış, sıvanmış. sıvalı (II) sıfat Sıvanmış, kıvrılmış (giysi kolu): "Dirseklere kadar kolları sıvalı idi."- S. F. Abasıyanık.

SIRDAŞ


1 . Birinin sırlarını bilen kimse, mahrem: "Her konuda yardımcı olabilecek güvenilir bir sırdaş bulmam gerekiyordu."- R. Erduran.
2 . Birinin sırrını bilecek kadar ona yakın olan kimse.

SÜZGEÇ


1 . Sıvıları süzmeye yarayan araç, süzek.
2 . Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet veya aletlerden oluşan düzenek, süzek, filtre.
3 . Sulama kovasının ucuna takılan, küçük delikli metal parça.

SARNIÇ


1 . Yağmur suyu biriktirmeye yarayan yer altı su deposu: "Birlikte kalenin sarnıcına kadar yürüdüler."- R. H. Karay.
2 . denizcilik Gemilerde bulunan sacdan yapılmış tatlı su deposu.

SERMEK


1 - Asmak.
2 - Göstermek amacıyla asmak ya da yaymak.
3 - Kurutmak için düz bir yere yaymak.
4 - Açarak yaymak ya da döşemek.
5 - Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek ya da hırpalamak.
6 - Boşlamak, savsamak.

SİLKME


1 . Silkmek işi.
2 . İri doğranmış kabak, patlıcan vb. sebzelerle yapılan et yemeği: "Patlıcan silkmesi."- .
3 . spor Halterde ayakları açarak halteri baş üstüne kaldırma biçimi.

SOYMAK


1 - Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar gibi şeyleri çıkarmak.
2 - Birinin giysilerini çıkarmak.
3 - Birinin üstünde, yanında ya da bir yerde bulunan, şeyleri çalarak alıp götürmek.

STATİK


1 . Duruk.
2 . sıfat, mecaz Gelişme, ilerleme göstermeyen: "Bütün ömrü bu çeşit statik susanlara karşı mücadeleyle geçmiş Atatürk gibi bir büyük inkılapçı."- Y. K. Karaosmanoğlu.

SARSAK


1 . Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle güçsüz kalarak vücudu titrer gibi sarsılan (kimse).
2 . Değişken, doğru dürüst olmayan: "Gittiği yerden habersiz, kendi sarsak ahlak değerlerine bağlı yaşamaktadır."- S. İleri.

SALTIK


1 . Mutlak: "Sonra ziller ve ansızın saltık bir gülümseyiş bu genç kız."- S. İleri.
2 . toplum bilimi Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği).