Başında S olan 5 harfli 461 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde S harfi olan kelimeler listesine ya da sonu S harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Kelimelerin anlamlarını öğrenmek için TDK web sitesini ziyaret edebilirsiniz. ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SALÇA


1 . Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan domates veya biber ezmesi: "Biber salçası. domates salçası."- .
2 . Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos.

SAYFA


1 . Üzerine yazı yazılan veya basılan bir kâğıt yaprağın iki yüzünden her biri, sahife.
2 . Gazete, dergi vb. yayınlarda özel bir alan için ayrılmış bölüm: "Sanat sayfası."- .
3 . mecaz Konu.

SOKAK

İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol: "Biraz sonra şehrin bütün sokaklarında süvariler dörtnala koşmaya başladılar."- Ö. Seyfettin.

SEMİZ


1 . Şişman: "Semiz ve romatizmalı olan bu adam, suya ayağını bile değdirmemiştir."- F. R. Atay.
2 . Eti, yağı çok olan, tavlı: "Semizlerini seçin de kalan altı hindiyi ... gönderin."- B. Felek.

SEVAP


1 . Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül: "Bunun günahı değil, olsa olsa sevabı vardır."- H. Taner.
2 . Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış.

SARIK


1 . Sarılarak meydana getirilen başlık: "O artık sarığı ile, cübbesi ve lapçınları ile tam bir hoca efendi idi."- T. Buğra.
2 . Kavuk, fes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbent, şal vb.

SEMAİ


1 . Bir kurala bağlı olmayıp ancak işitmekle öğrenilen (söz).
2 . isim, müzik Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri.
3 . edebiyat Sekizer hece ölçüsüyle yazılmış olan halk şiiri türü.

SEKTE


1 . Olmakta olan bir şeyin birdenbire durarak kesilmesi, durgu: "İki doktor da bunun bir kalp sektesinden olduğuna rapor verdiler."- A. Gündüz.
2 . eskimiş Bozukluk.
3 . eskimiş İnme, felç.

SIFAT


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

SENET


1 . Bir kimsenin yapmaya veya ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt, belgit: "Bu zarflar hisse senedi dolu idi."- F. R. Atay.
2 . eskimiş Dayanılan veya dayanılacak olan şey.

SAZAN


1 . Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık (Cyprinus carpio).
2 . argo Kolay kandırılan, aldatılabilen kimse.

SERVİ

Servigillerden, Akdeniz bölgesinde çok yetişen, kışın yapraklarını dökmeyen, 2
5 m boyunda, ince, uzun, piramit biçiminde, çok koyu yeşil yapraklı bir ağaç, andız, selvi, servi ağacı (Cupressus sempenvirens).

SEMAN


1 . Diş köklerini kaplayan sert madde.
2 . fizik Bir metalle temas durumunda ısıtılan ve yüksek sıcaklıkta ayrışarak taşıdığı elementlerden bir veya birçoğunu o metalin yüzeyine yayan madde.

SONAR


1 . Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu yansılanan ses dalgalarıyla belirleyen sistem.
2 . Bu sistemden yararlanılarak yapılmış, denizaltılarda kullanılan cihaz.

SEREN


1 . Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder.
2 . mimarlık Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça.

SISKA


1 . Çok zayıf ve kuru, kaknem, çelimsiz, arık: "... eskimiş zeytinyağında kızartıp meze diye sunduğu sıska balıkları geveliyoruz."- E. E. Talu.
2 . eskimiş Karın boşluğuna su dolmuş olan.

SAVAK


1 . Suyu başka yöne akıtmak için yapılan düzenek.
2 . Değirmen arkındaki fazla suyun akması için açılan ikinci su yolu.
3 . Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılan düzen.
4 . sıfat Aptal, salak.

SANCI


1 . İç organlarda batar veya saplanır gibi duyulan, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı: "Ani bir diş ağrısı gibi, manevi bir sancı ruhumu burmaya başladı."- H. C. Yalçın.
2 . mecaz Sıkıntı.

SAHUR


1 . Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek: "Sonra sahur niyetine iki lokma bir şey yemek için otelin salonuna girdiğinde..."- A. İlhan.
2 . Bu yemeğin yendiği vakit.

SITMA

Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık, malarya: "Sıtma, bir on beş gün içinde beni, çocuğa döndürmüştü."- S. F. Abasıyanık.