Başında S olan 5 harfli 479 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde S harfi olan kelimeler listesine ya da sonu S harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Kelimelerin anlamlarını öğrenmek için TDK web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SİNLE

  1. [isim] Mezarlık

SARAÇ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Koşum ve eyer takımları yapan veya satan kimse
  2. Koşum ve eyer takımlarını işleyen ve süsleyen kimse
  3. Deri, muşamba vb.nden bavul, çanta yapan kimse

SATIH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yüz, yüzey
    • "Bu satıh baştan başa vatanın bütün yüzüdür." (Falih Rıfkı Atay)

SİREN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İtfaiye, cankurtaran ve polis araçlarında bulunan, tiz ses çıkaran uyarıcı alet, canavar düdüğü

SİNİR

  1. [isim] Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet
    • "Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "... moda deyince çıldırmaz, çok gülerse siniri tutup sonra yarım saat ağlamaz." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bu söz sarhoş olmayan zevcesinin fena hâlde sinirine dokunmuş." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Genç kadının korkudan sinirleri bozuldu." (Haldun Taner)
  2. Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik
    • "Bu kadının bir siniri var, kan görünce bayılır."
  3. Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği
    • "Sende hiç sinir yok mu, bu kadar aldırmazlık olur mu?"
    • "Tren kalktıktan biraz sonra sinirlerdeki gerginlik geçer." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [sıfat] Hoşa gitmeyen, can sıkan
    • "Ne sinir şey!"
  5. Kas kirişi ve zarı
    • "Etin sinirlerini ayırmak."

SARİH

Kelime Kökeni : Arapça

  1. Açık, kolay anlaşılır, belli belirgin, belgin
    • "O zaman Müfit'i sarih bir şüphe yakaladı." (Peyami Safa)

SEVAP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül
    • "Bunun günahı değil, olsa olsa sevabı vardır." (Haldun Taner)
    • "Gülsüm'ün sevinci sade sevap kazanmak ümidinden doğmuyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış

SUCUK

  1. [isim] Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılan bir tür yiyecek
  2. Ceviz, badem içi vb. şeyler, bir ipliğe dizildikten sonra nişasta ile koyulaştırılmış kaynar üzüm şırasına batırılarak yapılan tatlı yiyecek

SEMEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Semizlik

SEZON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Mevsim
  2. Belirli bir süre
    • "Böylece tiyatro sezonu hakkında insan yarım saat içinde fikir edinebilmiş oluyor." (Haldun Taner)
  3. Genellikle sporda belli bir etkinlik süresi

SOYUŞ

  1. [isim] Soyma işi veya biçimi

SULAK

  1. [sıfat] Suyu olan, suyu bol (yer)
    • "Sulak bir sazlığın başında, önümüze bir kaplumbağa çıkmıştı." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [isim] Kuşlar için su konulan küçük kap

SİLİS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kum, çakmak taşı, kuvars vb. silisyumun oksijenli birleşimleri

STATÜ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu
  2. Kadro bakımından bağlı olduğu durum, pozisyon
    • "Kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri siyasi partilere giremezler." (Anayasa)
  3. Tüzük
  4. Heykel
    • "Köyün evlerinin toprağından yapılmış, canlı, ilkel bir statü düşündüm." (Halide Edip Adıvar)

SEMAN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Diş köklerini kaplayan sert madde
  2. Bir metalle temas durumunda ısıtılan ve yüksek sıcaklıkta ayrışarak taşıdığı elementlerden bir veya birçoğunu o metalin yüzeyine yayan madde

SARIZ

  1. [isim] Kayseri iline bağlı ilçelerden biri

SELAM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba
    • "... pazara indiği zaman kendine verilen selamı bile almıyordu." (Ömer Seyfettin)
    • "... çok sevimli bir asker, selam çakar." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Ama birader, rahat mı edeceğiz bu bahçede, gelene geçene selam mı duracağız?" (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Yollarda sarı ve zayıf halk selama duruyor." (Falih Rıfkı Atay)

SAKAL

  1. [isim] Yetişkin erkeklerde yanak ve alt çenede çıkan kılların tümü
    • "Sakalı kır, yaşı elliyi aşkın fakat dinçti." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Yaşıtlarının hemen hepsi sakal koyuverdi." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Yumuşak durmak, yalvarmak, sakalı ele vermek demektir, sonra artık evin idaresi ne olacak?" (Memduh Şevket Esendal)
    • "Sakalına göre tarak vurdum. Oğlunun çok selamı var dedim. Tarla icarlarını toplar, kendi elleriyle verir dedim." (Orhan Kemal)
  2. Bazı hayvanlarda çene altında bulunan kılların tümü
  3. Gemi karinasında oluşan yosun, yapışan midye vb. yabancı madde

SENİT

  1. [isim] Hamur tahtası

SÜTRE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Perde, örtü
  2. Evde veya açık alanda namaz kılarken öne konulan nesne
  3. Düşman gözünden ve ateşinden korunmaya yarar doğal veya yapma siper

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü