Başında EM olan 95 kelime var. EM ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde EM olan kelimeler listesine ya da sonu EM ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Kelimelerin anlamlarını öğrenmek için TDK web sitesini ziyaret edebilirsiniz. ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

Emniyetsizlik,

12 Harfli Kelimeler

Embriyonoluş, Embriyoskopi, Empresyonist, Empresyonizm,

11 Harfli Kelimeler

Embriyoloji, Emekçileşme, Emperyalist, Emperyalizm, Emsalsizlik,

10 Harfli Kelimeler

Embriyonlu, Embriyonsu, Emektarlık, Emlakçilik, Emniyetsiz, Empermeabl, Emprezaryo,

9 Harfli Kelimeler

Ematçilik, Emaylamak, Emekçilik, Emeklemek, Emeklilik, Emeksizce, Emmebasma, Emniyetçi, Emniyetli, Emülsiyon, Emzirtmek,

8 Harfli Kelimeler

Emanetçi, Emaneten, Embriyon, Emdirmek, Emekleme, Emirname, Emretmek, Emrivaki, Emsalsiz, Emziksiz, Emzirmek,

7 Harfli Kelimeler

Embesil, Emeksiz, Emektar, Emekteş, Emenmek, Emilmek, Eminlik, Emirber, Emircik, Emirlik, Emisyon, Emlakçi, Emlemek, Emmoğlu, Emniyet, Empirme, Emprime, Emretme, Emrihak, Emzikli, Emziriş, Emzirme,

6 Harfli Kelimeler

Emanet, Emaret, Emekçi, Emekli, Emişçi, Emişik, Empati, Empoze,

5 Harfli Kelimeler

Emare, Emaye, Emcik, Emici, Emlak, Emlek, Emlik, Emmeç, Emmek, Emraz, Emsal, Emtia, Emval, Emzik,

4 Harfli Kelimeler

Emay, Emeç, Emek, Emel, Emik, Emin, Emir, Emir, Emme, Emmi,

2 Harfli Kelimeler

Em,


Kelime bulma makinesi

E M Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

Em, Me,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EMNİYET


1 - Güvenlik.
2 - Güven, inanma, °itimat: Benim bu adama emniyetim var. Bu kilide emniyet olmaz.
3 - Polis işleri.
4 - Güvenlik işlerinin yürütüldüğü yer.
5 - Bir aygıtta güven sağlayıcı parça.

EMME


1 . Emmek işi.
2 . Boruda akan sıvının oluşturduğu çekiş.
3 . Bir deponun böyle bir çekilme ile doldurulması işlemi.
4 . fizik Soğurma.
5 . teknik Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi.

EMPRİME


1 . Değişik renkte boya kullanılarak kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemi.
2 . sıfat Bu işleme uğratılan (ipekli, yünlü vb. kumaş): "Emprime yünlü. Emprime bu yıl moda."- .

EMEKLİ


1 . Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli.
2 . isim Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse: "Buraya gelenler hep asker emeklileridir."- H. Taner.

EMÜLSİYON


1 - Bir sıvının başka bir sıvı içinde küçük damlacıklar halinde dağılmasıyla oluşan heterojen ortam.
2 - Süt görünüşünde olan, sütsü.
3 - (Fotoğrafçılıkta) Duyarkat.

EMZİRMEK

Kadın veya dişi hayvan, memesindeki sütü yavruya vermek: "Tam karşımdaki sıranın köşesinde genç irisi bir taze sol memesini çıkarmış, yavrusunu emziriyor."- H. Taner.

EMLİK


1 . Emme döneminde olan çocuk: "Koç yiğidin yanında olur yazısı / Ananın babanın emlik kuzusu."- Halk türküsü.
2 . Zamanından daha geç doğan kuzu veya oğlak.

EMPERYALİST

Emperyalizm yanlısı olan, yayılmacı, yayılımcı: "1
6 Mart 191
5 günü İstanbul'u işgale başlayan emperyalist kuvvetlerin şehirde yaptıkları vahşeti..."- H. Taner.

EMSALSİZ

Eşsiz, eşi benzeri olmayan, bir benzeri daha bulunmayan: "Yüzünde, bakışlarında, her konuya göre değişen emsalsiz bir ifade kudreti vardı."- Y. Z. Ortaç.

EMEKÇİLEŞME

Anamalcı toplumlarda küçük çiftçi, esnaf ve zanaatçıların ellerindeki üretim araçlarını yitirerek emekçi drumuna düşmesi süreci ve olgusu, °proleterleşme.

EMZİKLİ


1 . Emziği olan.
2 . Çocuğunu emziren (kadın): "Vapuru dolduran emzikli annelerin yüzlerine dikkatle bakarak saadetlerine imrendi."- P. Safa.

EMEKTAR


1 . Bir görevde uzun süre kalıp o işe emeği geçmiş olan (kimse): "Raşit çocuk, emektar hizmetçimiz ve sütannemin oğluydu."- R. N. Güntekin.
2 . mecaz Çok kullanılmış, eski: "Emektar makinenin tozlarını silip masaya yerleşmeye karar verdim."- Ç. Altan.

EMPERYALİZM

Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi, yayılmacılık, yayılımcılık: "İslav emperyalizminin vahşet ve dehşetini tecrübe etmiş olarak yakından tanıyordu."- S. Ayverdi.

EMANET


1 - Korunmak için birine ya da bir yere bırakılan eşya, kimse vb. , insan, °vedia.
2 - Bir kimseyle birine gönderilen para, eşya vb. .
3 - Eşyanın emanet olarak bırakıldığı yer.
4 - Geri verilmek üzere alınan.
5 - Kimi devlet dairelerine verilen ad.
6 - Can.

EMİR


1 . Buyruk, komut, talimat, ferman.
2 . İstek: "İkide birde dönüp benden bir emrim olup olmadığını soruyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . bitki bilimi Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli, kısa ve karışık budanan bir tür üzüm.

EMAY

Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.

EMMEK


1 - Dudak, dil ve soluk yardımıyla bir şeyi içine çekmek.
2 - Tükürük yardımıyla ağızda eritmek.
3 - Hayvanlarda bir organla, bitkilerde köklerle bir sıvıyı içine çekmek.
4 - Soğurmak, °massetmek.
5 - Bir şeyi ağzına götürerek içine çekmek.
6 - Uzun süre, iyice yararlanmak.

EMANETÇİ


1 . Ücret karşılığı eşyayı koruyan kimse.
2 . mecaz Bir görevi geçici olarak üstlenen: "Emanetçi parti başkanı."- .

EMEL

Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek: "Büyük emeller benim bir aile ocağı kurmama da mâni olmuştu."- R. N. Güntekin.

EMARE

Belirti, iz, ipucu: "Fakat hepsinin yüzünde korku ve endişe emarelerini ayan beyan görmüştüm."- Y. K. Karaosmanoğlu.