ISLATMAK (TDK)


1 . Islak duruma getirmek.
2 . argo Dayak atmak veya ağır hakarette bulunmak: "Müfettiş, gazete sahibini iyice ıslattıktan sonra bastonunu, şapkasını aldı, küfrederek kapıdan çıktı."- R. N. Güntekin.
3 . argo Mutlu bir olayı yeme içme ile kutlamak.

Islatmak kelimesi baş harfi I son harfi K olan bir kelime. Başında I sonunda K olan kelimenin birinci harfi I , ikinci harfi S , üçüncü harfi L , dördüncü harfi A , beşinci harfi T , altıncı harfi M , yedinci harfi A , sekizinci harfi K . Başı I sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞIR Nedir?


1 . Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: "Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır."- .
2 . Çapı, boyutları büyük: "Ağır top. Ağır tank."- .
3 . Yoğun: "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.
4 . Uyanılması güç, derin (uyku).
5 . Güç işiten, sağır.
6 . mecaz Değeri çok olan, gösterişli: "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.
7 . mecaz Çetin, güç: "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.
8 . mecaz Tehlikeli, korkulu, vahim.
9 . mecaz Sıkıntı veren, bunaltıcı.
10 . mecaz Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç. 1
1 . mecaz Ağırbaşlı, ciddi: "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar. 1
2 . mecaz Keskin, boğucu (koku): "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay. 1
3 . Kısık, alçak: "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı. 1
4 . mecaz Davranışları yavaş olan: "Ağır adam."- . 1
5 . mecaz Sindirimi güç (yiyecek): "Ağır bir yemek."- . 1
6 . isim, spor Ağır sıklet: "Yıllarca ağırda güreşti."- . 1
7 . zarf Yavaş: "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.

ALDI Nedir?

"söylemeye başladı" anlamında kullanılan bir söz: "Aldı Kerem. Aldı Köroğlu."- .

ARGO Nedir?


1 . Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin kullanıldığı söz veya deyim.
2 . Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek veya topluluktaki insanların kullandığı özel dil veya söz dağarcığı, jargon.
3 . mecaz Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

BASTON Nedir?


1 . Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılan araç: "İsmet yengemin topal babası bastonunu yere vurdu."- T. Dursun K.
2 . denizcilik Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası: "Gemi bastonunun altında dalga kalabalığı birikip kabarıyordu."- Halikarnas Balıkçısı.

BULUNMAK Nedir?


1 . Bulma işine konu olmak: "Yerde para bulundu."- .
2 . (-de) Herhangi bir durumda olmak: "Hayırlı bir işe yardımda bulunmuş oluyorsunuz."- R. H. Karay.
3 . (-de) Bir yerde olmak: "İçinde bulunduğumuz tarihte Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tamam olmuştu."- Atatürk.

ÇIKTI Nedir?


1 . Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı.
2 . Artık: "Sanayi çıktısı."- .
3 . bilişim Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi, print.
4 . Mezuniyet belgesi.

DAYAK Nedir?

Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GAZETE Nedir?


1 . Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın: "Kahvelerde ikinci bir oyalanma yolu, gazetelerdi."- N. Cumalı.
2 . Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer: "Her gün gazeteye uğruyordu."- .

GETİRMEK Nedir?


1 . Gelmesini sağlamak: "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."- R. N. Güntekin.
2 . (-de) Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
3 . (-i) Erişmek veya eriştiğini sanmak: "Baharı getirdik."- .
4 . (nsz) İleri sürmek: "Örnek getirmek."- .
5 . (nsz) Sebep olmak, ortaya çıkarmak: "Bu rüzgâr kar getirir."- .
6 . (-i) İletmek, bildirmek: "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."- O. S. Orhon.
7 . (nsz) Sağlamak: "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse."- Ö. Seyfettin.
8 . Bir makama atamak veya seçmek.
9 . (yardımcı fiil) Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar: "Ateh getirmek. Nedamet getirmek."- .

HAKARET Nedir?

Onur kırma, onura dokunma, küçültücü söz ya da davranış.

ISLAK Nedir?


1 . Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan: "İkisi de gözlerinin ıslak, kalplerinin hüzünlü olduğunu anlamışlardı."- H. E. Adıvar.
2 . Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış: "Hastanın soğuk terle ıslak alnına avucunu koyarak durdu."- P. Safa.

İÇME Nedir?


1 . İçmek işi: "Lokantaya bir iki kadeh rakı içmeye giderdi."- A. Ş. Hisar.
2 . İçinde birtakım mineraller ve tuzlar bulunan, suyu ilaç olarak ve çoğunlukla iç sürdürmek için içilen kaynak, içmece.

İYİCE Nedir?


1 . İyiye yakın: "İyice bir ev."- .
2 . zarf (iyi'ce) Çok, neredeyse tamamen: "Şapkası iyice yana yıkılmıştı."- Ç. Altan.
3 . zarf (iyi'ce) Gereği gibi: "Baltayı taşa mı vurduk, diyor, iyice görmemiş olacağım."- M. Ş. Esendal.

KAPI Nedir?


1 . Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
2 . Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
4 . Devlet dairesi: "Hükûmet kapısı."- .
5 . mecaz Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân: "Onların başvuracağı her kapıya gitmiş."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Gidere yol açan gereksinim: "Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı."- .
7 . mecaz Ev gezmesi için gidilen yer: "Bugün yine kaç kapı dolaştın?"- .

KUTLAMA Nedir?


1 . Kutlamak işi, tebrik.
2 . Kutlama töreni.

KUTLAMAK Nedir?


1 . Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak, tebrik etmek.
2 . Önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak, tesit etmek: "Ben her sene 1
1 mayısta doğum günümü kutlarım."- B. Felek.

MUTLU Nedir?


1 . Mutluluğa erişmiş olan, ongun, mesut, bahtiyar, berhudar: "Bu yüz neşeli değil, taşkın denecek kadar mutlu idi."- T. Buğra.
2 . Mutluluk veren: "Mutlu bir olay."- .

OLAY Nedir?


1 . Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka: "O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla."- N. Cumalı.
2 . Önemli tarihsel olgu, fenomen: "Nötron bombası günümüzün olayıdır."- .

SAHİ Nedir?

Gerçekten, gerçek olarak: "Sahi dedikleri kadar güzelmiş! Siz onu görmediniz mi sahi!"- .

SONRA Nedir?


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

ŞAPKA Nedir?


1 . Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılan başlık: "Türkler başlık olarak 1925'te şapkayı kabul ettiler."- .
2 . Boru, baca, direk vb. şeylerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık: "Soba borusu şapkası. Lamba şapkası."- .
3 . bitki bilimi Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme organlarını taşıyan şapka biçimindeki organ.
4 . dil bilgisi Düzeltme işareti.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YEME Nedir?


1 . Yemek işi: "Herkes yemeye ekmek bulamazken onlar rahat geçiniyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yiyecek: "Bu ay yeme masrafımız çok oldu."- .

A A I K L M S T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Islatmak, Kısaltma, Maksatlı, Satılmak, Tıslamak,

7 Harfli Kelimeler

Asılmak, Asmalık, Atılmak, Islamak, Islatma, Kasılma, Katılma, Katmalı, Kısalma, Kıtlama, Makaslı, Mıskala, Salkıma, Satılma, Takılma, Taksalı, Tıklama, Tıslama,

6 Harfli Kelimeler

Akıtma, Amalık, Asılma, Asmalı, Atalık, Atılma, Iklama, Islama, Kamalı, Kasalı, Maksat, Maslak, Matlık, Mıskal, Sakalı, Salkım, Salmak, Saltık, Satmak, Talkım, Tamlık, Tasalı, Taslak, Tıkama,

5 Harfli Kelimeler

Aksam, Alkım, Almak, Altık, Askat, Asklı, Aslık, Asmak, Astım, Atlas, Atmak, Atmık, Iskat, Islak, Itlak, Kalas, Kalım, Kalıt, Kalma, Kasım, Kasıt, Kaslı, Kasma, Katım, Katlı, Katma, Kılma, Kısma, Kıtal, Lasta, Makas, Makat, Makta, Malak, Masal, Masat, Mastı, Matla, Sakal, Sakat,

4 Harfli Kelimeler

Akıl, Akım, Aklı, Akma, Alık, Alım, Alma, Altı, Amal, Asal, Asık, Asıl, Asım, Askı, Asla, Asma, Atak, Atık, Atıl, Atım, Atkı, Atlı, Atma, Iska, Kala, Kama, Kasa, Kast, Katı, Kısa, Kıta, Klas, Laka, Lama, Lata, Mala, Malt, Masa, Mask, Saat,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Akı, Aks, Ala, Alt, Ama, Asa, Ası, Ask, Ast, Ata, Kal, Kam, Kas, Kat, Kıl, Kıt, Lak, Lam, Mal, Mas, Mat, Sak, Sal, Sam, Sık, Tak, Tal, Tam, Tas, Tık, Tıs,

2 Harfli Kelimeler

Ak, Al, Am, As, At, La, Ta,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.