IŞILTI (TDK)


1 . Hafif ışık, ışıntı, parıltı: "Bu kâğıtlara gözleri tuhaf bir ışıltı ile parlayarak baktığına dikkat etti."- H. E. Adıvar.
2 . Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık: "Hâlâ yeni bir sır aramakta / Yıldızlar ışıltıyla uzakta."- O. S. Orhon.

Işıltı kelimesi baş harfi I son harfi I olan bir kelime. Başında I sonunda I olan kelimenin birinci harfi I , ikinci harfi Ş , üçüncü harfi I , dördüncü harfi L , beşinci harfi T , altıncı harfi I . Başı I sonu I olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARAMA Nedir?


1 . Aramak işi, taharri: "Araya adam koyup barışmanın yollarını aramaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . hukuk Saklanan sanığın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılan araştırma işlemi.

ARAMAK Nedir?


1 . Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak: "Dükkânın içinde gözleriyle bir şeyler aradı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Araştırmak, yoklamak: "Ceplerini aramak."- .
3 . Ziyarete, hatır sormaya gitmek: "Bir kere düştün mü ne arayan olur ne soran!"- B. Felek.
4 . Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek: "Seni çok arıyorum, Ziyacığım."- C. S. Tarancı.
5 . Önem verip istemek: "Ben böyle şeyleri aramam."- .
6 . mecaz Şart koşmak.

DİKKAT Nedir?


1 . Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık: "Dikkatle bakınca güvertedeki insanların gidip gelişini kolaylıkla seçebiliyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . ünlem "Dikkat ediniz!" anlamında bir uyarı sözü.
3 . mecaz İlgi, özen.

HAFİF Nedir?


1 . Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı.
2 . Güç veya yorucu olmayan, kolay: "Hafif bir iş."- .
3 . Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa: "Hafif bir kadın."- .
4 . Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek): "Onlar da akşam yemeğini pek hafif yerlerdi."- S. F. Abasıyanık.
5 . Kalınlığı veya yoğunluğu az olan: "Dışarıda yanan lambanın aydınlığıyla burası hafif bir karanlık içindeydi."- M. Ş. Esendal.
6 . Etkisi az olan, sert karşıtı: "Hafif bir içki."- .
7 . Önemli olmayan: "Hafif bir ceza."- .
8 . Çabuk uyanılan (uyku): "Uykusu çok hafiftir."- .
9 . Çok dik olmayan (sırt, yokuş): "Hafif bir meyilden indik."- H. R. Gürpınar.
10 . Gücü az olan, belli belirsiz: "Kaskatı kesilmiş vücudu, suyun hafif akıntısına uyarak yavaş yavaş uzaklaştı."- R. N. Güntekin. 1
1 . Sıkıntısız, ferah, rahat: "Kendimi bugün çok hafif hissediyorum."- .

IŞIK Nedir?


1 . Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk: "Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi."- H. E. Adıvar.
2 . Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç: "Buraya bir ışık getirin."- .
3 . Aydınlanmak için kullanılan elektrik: "On ikide ışıklar söndü."- .
4 . mecaz Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı: "Bütün gözlerden manalı ışıklar sıçrıyordu."- P. Safa.
5 . mecaz Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb: "Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan."- N. Cumalı.
6 . fizik Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.

IŞILDAR Nedir?

Işıldama özelliği gösteren (cisim).

IŞILTI Nedir?


1 . Hafif ışık, ışıntı, parıltı: "Bu kâğıtlara gözleri tuhaf bir ışıltı ile parlayarak baktığına dikkat etti."- H. E. Adıvar.
2 . Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık: "Hâlâ yeni bir sır aramakta / Yıldızlar ışıltıyla uzakta."- O. S. Orhon.

PARILTI Nedir?

Parıldama, göze çarpan parlaklık: "Bütün gözler onun gittikçe artan parıltısıyla kamaşmış gibiydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.

TUHAF Nedir?


1 . Acayip: "Nahit'in onda hiç görmediği bir tuhaf hâli vardı."- T. Buğra.
2 . Şaşılacak, garip.
3 . Güldürücü: "Kibirli, alıngan olmayan, tuhaf ve nükteli bir adammış."- A. Ş. Hisar.
4 . Gülünç: "Bu kıyafetle tuhaf oluyorsun."- .
5 . Anlaşılmaz: "Tuhaf çocuk, günü gününe uymuyor."- .
6 . ünlem Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz: "Tuhaf! Her yerde olduğunun aksine, burada şehirden uzaklaştıkça binaların güzelliği artıyor."- A. Haşim.

UZAK Nedir?


1 . Yakın olmayan yer: "Fazla uzağa gitme."- .
2 . sıfat Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı: "Mualla, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."- P. Safa.
3 . sıfat Arada çok zaman bulunan: "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."- .
4 . sıfat Eli, gücü veya hükmü yetişmez: "O böyle işlerden pek uzaktır."- .
5 . sıfat İhtimali az olan: "Ben bu işi çok uzak görüyorum."- .
6 . sıfat Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan: "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."- P. Safa.

YENİ Nedir?


1 . Kullanılmamış olan, eski karşıtı: "Yeni giysi. Yeni ayakkabı."- .
2 . Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan: "Yeni haber. Yeni moda."- .
3 . En son edinilen: "Yeni eve taşındık."- .
4 . İşe henüz başlamış: "Yeni öğrenci. Yeni asker."- .
5 . O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan: "Yeni bir buluş. Yeni bir düşünce."- .
6 . Tanınmayan, bilinmeyen: "Yeni imzalara rastlıyoruz."- .
7 . Daha öncekilerden farklı olan: "Yeni ihtiyaçlarımız var."- .
8 . zarf Biraz önce, çok zaman geçmeden: "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı."- Ç. Altan.

YILDIZ Nedir?


1 . Güneş ve ay dışında gökyüzünde görülen ışıklı gök cisimlerinden her biri: "Baktık geceden fecre kadar ellerde / Yıldızlara yükselen kadehler gördük."- Y. K. Beyatlı.
2 . Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star: "Bir keresinde de bir yerli opera yıldızımız gelmişti."- H. Taner.
3 . Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil: "Türk bayrağındaki yıldız beş ışınlıdır."- .
4 . sıfat Bu biçimde olan.
5 . mecaz Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse: "Cebirde, geometride, fizikte sınıfımızın yıldızı idim."- Y. Z. Ortaç.
6 . mecaz Baht, şans, talih.
7 . denizcilik Kuzey yönü, kuzey.

I I I L T Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Işıltı,

4 Harfli Kelimeler

Işıl,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.