ÜZÜM (TDK)

Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

Üzüm kelimesi baş harfi Ü son harfi M olan bir kelime. Başında Ü sonunda M olan kelimenin birinci harfi Ü , ikinci harfi Z , üçüncü harfi Ü , dördüncü harfi M . Başı Ü sonu M olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ASMA Nedir?


1 - Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan bitkilere genel olarak verilen ad.
2 - Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis).

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

MEYVE Nedir?


1 . Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.
2 . mecaz Ürün, sonuç, kâr: "Mektebimizin şapirografla basılan haftalık Fidan'ında, en güzel meyve benim imzamdır."- Y. Z. Ortaç.

SALKIM Nedir?


1 . Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve: "Bunu görünce Behzat da iki salkım muzu oradakilere dağıtmış."- M. Ş. Esendal.
2 . bitki bilimi Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu.
3 . bitki bilimi Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan ağaç türü ve çiçeği (Wistaria sinensis).
4 . eskimiş, askerlik Topla atılan demir parçaları.

TAZE Nedir?


1 . Bozulmamış, bayatlamamış olan: "Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum."- Y. Z. Ortaç.
2 . Dinç, yıpranmamış, yorulmamış: "Yüzü taze, taravetli ve güzeldi."- M. Ş. Esendal.
3 . Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı: "Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu."- M. Ş. Esendal.
4 . mecaz Yeni, zamanı geçmemiş: "Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü."- Halikarnas Balıkçısı.
5 . isim, mecaz Genç kadın: "Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor."- Ö. Seyfettin.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YENİ Nedir?


1 . Kullanılmamış olan, eski karşıtı: "Yeni giysi. Yeni ayakkabı."- .
2 . Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan: "Yeni haber. Yeni moda."- .
3 . En son edinilen: "Yeni eve taşındık."- .
4 . İşe henüz başlamış: "Yeni öğrenci. Yeni asker."- .
5 . O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan: "Yeni bir buluş. Yeni bir düşünce."- .
6 . Tanınmayan, bilinmeyen: "Yeni imzalara rastlıyoruz."- .
7 . Daha öncekilerden farklı olan: "Yeni ihtiyaçlarımız var."- .
8 . zarf Biraz önce, çok zaman geçmeden: "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı."- Ç. Altan.

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.