Sonunda ü olan 7 harfli 136 kelime var. Ü harfi ile biten kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ü harfi olan kelimeler listesine ya da başında ü harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KÖPRÜCÜ


1 . Köprü yapan kimse.
2 . askerlik Tombazlarla köprü kuran istihkâm kıtası.
3 . tarih Osmanlı ülkelerinde, özellikle ordunun geçeceği yollar üzerindeki köprüleri onarmak ve korumakla görevli takım.

DÜĞÜNCÜ


1 . Düğün sahibi, toycu.
2 . Düğün çağrıcısı.
3 . Düğüne katılan kimse: "Düğüncüler akşama kadar güneş altında pişmiş, bıkmış, yanmış oldukları için rakı sofrasına pekçe sokuldular."- M. Ş. Esendal.

KÖMÜRCÜ


1 . Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse: "Yoksul kömürcü olduğundan Amanos ormanlarının kurdu idi."- R. H. Karay.
2 . Vapurda, fabrikada, kalorifer dairesinde ocağa kömür atan işçi.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, cam göz, tokgözlü karşıtı: "Bir sürü dedikodudan çekindim, eksik olmasın muhtar pek açgözlü değilmiş."- A. Gündüz.

PARDÖSÜ

Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük: "Sırtında kumaştan kül rengi bir pardösü, ayaklarında da alçak topuklu kahverengi ayakkabılarla çıktı."- Ç. Altan.

ŞÜMULLÜ

Kapsamı geniş olan, birçok şeyi etkileyen veya içine alan, kapsamlı: "Eniştemiz için yemek, tabiat, cemiyet ve medeniyetle rabıtaları olan nazik ve şümullü bir meseleydi."- A. Ş. Hisar.

SÜZÜNTÜ


1 . Bir sıvıyı süzerek elde edilen tortu.
2 . biyoloji Vücut suyunun dışarı atılması sırasında böbrekte kıvrımlı kanalcıklara geçen ve içinde çeşitli kimyasal maddeler bulunan sıvı.

PÜRÜZLÜ


1 . Pürüzü olan: "Pürüzlü cilt."- .
2 . Boğuk ve bozuk (ses): "Sesi hâlâ pürüzlü idi."- H. Taner.
3 . mecaz Karışık, güç (durum, iş): "Mesele pürüzlüdür, bir skandal hâlini almasından korkulur."- R. H. Karay.

SÜNGÜLÜ

Süngü takmış olan: "Süngülü düşman askerleri arasında başı açık kadınlar, yalın ayak çocuklar bir kasırgaya tutulmuş gibi tozu dumana katarak koşuşuyorlardı."- Y. K. Karaosmanoğlu.

TÜTSÜLÜ


1 . Tütsü yapılmış (yer, kimse veya yiyecek).
2 . argo Bulanık, karışık: "Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının / Kafalar tütsülü hülya ile, gözler kızgın."- M. A. Ersoy.

GÜLDÜRÜ


1 . Güldürme özelliği olan şey.
2 . tiyatro İlkel, yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri, komedi, fars.

DİZÜSTÜ

Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi: "Yarın yola çıkıyoruz. Dizüstümü yanıma alıyorum. Raporlarım aksamayacak."- R. Erduran.

DÜĞÜMLÜ


1 . Düğümlenmiş olan.
2 . Budaklı: "Yüksek çınarların yamru yumru düğümlü dalları henüz yapraklarla örtülmemişti."- Ö. Seyfettin.
3 . mecaz Sorunlu, karışık.

HOŞGÖRÜ

Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans: "Pek az kimseye göstermiş olduğu bir hoşgörüden yararlandım."- A. Ş. Hisar.

BARBEKÜ


1 . Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak.
2 . Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme.

GÜDÜMLÜ


1 . Güdülebilen, yönlendirilebilen, yönetilebilir: "Güdümlü mermi."- .
2 . mecaz Belirli bir plan veya yönde yürütülen bir amacı, bir eğilimi yansıtan: "Çalıkuşu, bizim millî eğitim davamızı ele alan güdümlü bir romandır."- N. Cumalı.

YÜZÜSTÜ


1 . Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun: "Dişçi, kendini yüzüstü bir kanepeye attı."- R. N. Güntekin.
2 . mecaz Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda.

SÜMÜKLÜ


1 . Sümüğü olan.
2 . Burnundan sürekli sümük akan: "Şu yumurcakların içinde temizi, sümüklüsü, çarıklısı, yarım entarilisi hepsi hepsi vardı."- A. Gündüz.

DÜŞÜNGÜ

Düşünsel, toplumsal ya da siyasal bir öğreti oluşturan, ülke olarak benimsenebilen kişi ve kurumların davranışlarına yön veren düşünceler bütünü, °ideoloji.

BUGÜNKÜ

Bugüne özgü, bugün olan, bugün yapılan: "Bugünkü Türk şiirinin manzarası şairlerle dolu bir memlekette yaşadığımızı gösteriyor."- S. F. Abasıyanık.