Sonunda ü olan 6 harfli 70 kelime var. Ü harfi ile biten kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ü harfi olan kelimeler listesine ya da başında ü harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÖÇÜCÜ


1 . Göçme işini yapan.
2 . Mevsimine göre yer değiştiren (hayvan).
3 . Genellikle şiddetli deprem sonrasında ağır hasara uğramış ve yıkılmak üzere olan (bina).
4 . mecaz Ölümü yakın olan.

İŞGÜCÜ


1 - Bir insanın yararlı şeyler üretmek için harekete geçirmek zorunda olduğu fiziksel ve düşünsel yetilerinin tümü.
2 - Bir toplumda çalışma yaşındaki üretime katılabilen ya da katılabilecek durumda olan nüfus.

BÜYÜCÜ


1 . Büyü yapan kimse, bağıcı, afsuncu, sihirbaz.
2 . mecaz Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse: "O ne yaman büyücüdür, şeytan tüyü var herifte."- R. H. Karay.

ÜSTÜPÜ

Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir: "Usta ellerinin yağını üstüpüye silerken soruyor."- Z. Selimoğlu.

BÜYÜLÜ


1 . Kendisine büyü yapılmış (kimse).
2 . Büyü gücü olan, sihirli, afsunlu, füsunkâr, efsunkâr, sihirkâr.
3 . mecaz Çok etkileyici: "Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak / Rüyalarım kadar sade, güzeldin."- A. H. Tanpınar.

YÜZÜCÜ


1 . Yüzme sporu yapan kimse.
2 . Yüzme sporunu profesyonel olarak yapan kimse.
3 . Kasaplık hayvanların derilerini yüzen kimse.
4 . halk ağzında Birini sömüren kimse.

ÜLKÜCÜ

Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan, idealist: "Bunların aralarında ülkücü ve vatanlarını canlarından binkat fazla seven gazeteciler, yazarlar vardı."- T. Buğra.

ÇÖZÜCÜ


1 . Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey: "Altın suyu altının çözücüsüdür."- .
2 . teknik Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü, dekoder.

ÖRGÜLÜ


1 . Örgüsü olan, örgü biçiminde bulunan: "Külahının altındaki örgülü beyaz saçlarını tutup koparmak ... ihtiyacını duydu."- Ö. Seyfettin.
2 . Örülmüş.

BÖLÜCÜ


1 . Bölme işini yapan, bölen.
2 . mecaz Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan, fesatçı, münafık: "Cumhuriyet devrinde benzeri görülmemiş bölücü ve yıkıcı kanlı bir iç savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada..."- Anayasa.

ÖTÜMLÜ

Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, yumuşak, tonlu, sedalı.

ÖĞÜRTÜ


1 . Öğürmek işi: "İnsan rakı masasının başına eğlenelim, iş görelim diye oturur ve ekseriya eğlence öğürtü, iş gürültü ile biter."- R. H. Karay.
2 . Öğürürken çıkan sesin adı: "Cevap beklemeden hastanın öğürtüleri işitilen odaya koştu."- P. Safa.

GÖRÜCÜ

Evlenmek isteyen erkek için kız görmeye giden kimse: "Zengin olduğumuz için görücüler, bizim bu uzak köşke gelmekten usanmıyorlar."- Ö. Seyfettin.

ÖŞÜRCÜ

Öşür alan, toplayan görevli: "Öşürcüler, ağnamcılar, tahsildarlar, zaptiyeler köylerde kuzu gibi namuslu namuslu dolaşırlarmış."- Ö. Seyfettin.

GÖTÜRÜ


1 . Fiyatı veya ücreti toptan belirlenen (iş vb.).
2 . zarf Toptan fiyat vererek: "Bu kitapların hepsini götürü on bin liraya aldım."- .

ÜÇÜZLÜ


1 . Üçüzleri olan (ana).
2 . Üçü bir arada olan: "Fransa ile yaptığımız üçüzlü paktın aleyhinde bulunanların..."- Y. K. Karaosmanoğlu.

GÜDÜCÜ


1 . Gütme işini yapan kimse: "Sonra kendi güdücüsü de istese durduramaz."- M. Ş. Esendal.
2 . halk ağzında Çoban, sığırtmaç.

GÖMÜLÜ


1 . Gömülmüş olan, toprak altında saklanmış olan, metfun.
2 . Batmış, kaybolmuş: "Denizin derinliklerine gömülü gemi."- .

ÜZÜNTÜ

Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür: "Sesinde bir üzüntü hatta bir sitem sezdim."- A. Gündüz.

ÖRTÜLÜ


1 . Örtüsü olan: "Orta yaşlı, başı örtülü bir kadın yanımda duruyor."- R. H. Karay.
2 . Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış: "Yerler yemyeşil ve ıslak bir çimenle örtülü."- A. Haşim.
3 . mecaz Gizli, saklı.
4 . zarf, mecaz Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem.