ÖYLE (TDK)


1 . Onun gibi olan, ona benzer: "Ben öyle bir şey demedim."- R. H. Karay.
2 . zarf O yolda, o biçimde, o tarzda: "... öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki insanı çileden çıkarıyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . zarf (ö'yle) O denli, o kadar, o derece: "Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de kasavetlenmeyesin öyle."- O. C. Kaygılı.
4 . ünlem İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz: "O ne biçim iş öyle! O nasıl hayvan öyle!"- .

Öyle kelimesi baş harfi Ö son harfi E olan bir kelime. Başında Ö sonunda E olan kelimenin birinci harfi Ö , ikinci harfi Y , üçüncü harfi L , dördüncü harfi E . Başı Ö sonu E olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ANLATI Nedir?


1 . Ayrıntılarıyla anlatma.
2 . edebiyat Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.

ARKA Nedir?


1 . Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı: "Evin arkasında bahçe var."- .
2 . Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi: "Çocuğun arkası ağrıyormuş."- .
3 . Geri kalan bölüm, kısım: "Masalın arkası. Yazının arkası."- .
4 . Art, peş.
5 . Otururken sırtın dayandığı yer: "Otomobile bindiğimiz zaman başını arkaya yaslamış, gözlerini yummuştu."- T. Buğra.
6 . İnsanın vücudu, bedeni: "Arkasında beli kemerli, dar, şık bir pardösü vardı."- R. H. Karay.
7 . sıfat Arkada olan, arkada bulunan.
8 . mecaz Kayırıcı: "Memur olmak için büyük bir arka gerek."- H. R. Gürpınar.
9 . mecaz Geçmiş, geride kalmış zaman: "Bütün gözler arkaya, maziye çevrilmişti."- Y. K. Beyatlı.

BAKIŞ Nedir?

Bakma işi: "Bakışları adamakıllı öfkeli olurdu."- S. Birsel.

BENZER Nedir?


1 . Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil: "Baksana kız, paşaya benzer yerim var mı benim?"- H. Taner.
2 . isim, matematik Benzeşim.
3 . isim, sinema, TV (***) Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BİRDENBİRE Nedir?

Ansızın: "Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi."- S. F. Abasıyanık.

CÜMLE Nedir?


1 . Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce: "Ben bu cümleyi üç defa okudum, hiçbir şey anlayamadım."- B. R. Eyuboğlu.
2 . eskimiş Dizge, sistem.
3 . sıfat Bütün, hep.
4 . zamir, eskimiş Herkes: "Cümleye uzun ömürler dilerim."- B. Felek.

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

ÇİLE Nedir?


1 . Zahmet, sıkıntı: "Dargınlık insanların bütün ömrünü dolduran bir çile, bir ezadır."- R. H. Karay.
2 . din b. (***) Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.

DEME Nedir?


1 . Demek işi: "Tencere dibin kara hikâyesi, kimin kime ne demeye hakkı var?"- H. Taner.
2 . Anlam: "Bu söz ne demeye gelir?"- .
3 . edebiyat Halk edebiyatında şiir.
4 . edebiyat Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad.
5 . edebiyat Ağıt.
6 . halk ağzında Atasözü.

DENLİ Nedir?

"Kadar" anlamında üstünlük derecesini belirten bir söz: "Ne denli uğraşsanız boştur, nesir yazarının da şair kadar saygıya layık olduğuna kimseyi inandıramazsınız."- N. Ataç. Birleşik Sözler bu denli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=bu denli&EskiSoz=denli&GeriDon=2 ne denli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=ne denli&EskiSoz=denli&GeriDon=2 o denli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=o denli&EskiSoz=denli&GeriDon=2 şu denli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=şu denli&EskiSoz=denli&GeriDon=2 denli (II) sıfat Ağırbaşlı, sözleri ve davranışları ölçülü olan (kimse).

DERE Nedir?


1 . Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu: "Bu ensiz tahta köprü altında ince dere."- E. B. Koryürek.
2 . coğrafya Bu akarsuyun yatağı.
3 . coğrafya İki dağ arasındaki uzun çukur.
4 . Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol.

DERECE Nedir?


1 . Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe: "Hukuk tahsilini Paris'te bitirmiş, birinci derece diploma almıştı."- Ö. Seyfettin.
2 . edat Denli, kadar: "Beyoğlu'nda bu derece itibar görmemişti."- E. E. Talu.
3 . fizik Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri: "Sıcakölçerin dereceleri."- .
4 . fizik Sıcaklıkölçer.
5 . kimya Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim.
6 . matematik Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi: "Dik açılar doksan derecedir."- .
7 . spor Başarı gösterme.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DURUŞ Nedir?

Durma işi: "Ayol, bu kaçıncı duruş?"- R. N. Güntekin.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

HAYVAN Nedir?


1 . Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık: "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."- F. R. Atay.
2 . sıfat, mecaz Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
3 . hakaret yollu Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
4 . halk ağzında At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık: "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."- Ö. Seyfettin.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İNSAN Nedir?


1 . İki eli bulunan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı.
2 . Kişi, şahıs, âdemoğlu, âdem evladı: "O yaşta insan hiç düşünmeden sadece yaşamaya bakar."- H. Taner.
3 . sıfat, mecaz Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KARŞILANMA Nedir?

Karşılanmak işi.

KASA Nedir?


1 . Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap: "Arkaya doğru bir adım atıp sırtını meyhanecinin kasasına dayadı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Ticarethanelerde para alınıp verilen yer.
3 . Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi: "Kasa kim?"- .
4 . Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
5 . Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık: "Barın kapısı önünde bira kasaları yığılmıştı."- A. İlhan.
6 . Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla.
7 . mimarlık Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve.
8 . spor Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı.

KASAVET Nedir?

Üzüntü, tasa, kaygı, sıkıntı.

KAYGI Nedir?

Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa: "Korku ve kaygıyla vücudunu dinledi."- A. İlhan.

KAYGILI Nedir?

Kaygısı olan, üzüntülü: "Kadın kaygılı bir sesle bağırdı."- H. E. Adıvar.

NASIL Nedir?


1 . Bir işin ne biçimde, hangi yolla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz: "Ben dudaklarımın ucuna gelen bir suali nasıl sorduğumu, niçin sorduğumu bilmiyorum."- S. F. Abasıyanık.
2 . Bir hareketin yapılış biçimine duyulan şaşkınlığı belirten bir söz: "Falih Rıfkı Atay gibi en güzel Türkçeyi yazan bir muhabirin kaleminden bu satırlar nasıl çıktı?"- O. S. Orhon.
3 . İşin zorunlu olduğunu belirten bir söz: "Bu yaptıklarından sonra ona nasıl kızmam?"- . "Okula nasıl gitmez!"- .
4 . Ne kadar çok: "Seni nasıl seviyorum."- .
5 . Elbette, kesinlikle: "Bak nasıl sınıfını geçecek!"- .
6 . "Ben sana dememiş miydim, gördün mü?" anlamlarında kullanılan bir söz: "Nasıl, kitap kiminmiş?"- .
7 . "Ne dediniz?" veya "iyi mi, beğendiniz mi?" anlamlarında kullanılan bir söz: "Nasıl, bir daha söyler misiniz?"- .
8 . sıfat Ne gibi, ne türlü.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ONUN Nedir?

O adılının tamlayan durumu.

ÖYLE Nedir?


1 . Onun gibi olan, ona benzer: "Ben öyle bir şey demedim."- R. H. Karay.
2 . zarf O yolda, o biçimde, o tarzda: "... öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki insanı çileden çıkarıyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . zarf (ö'yle) O denli, o kadar, o derece: "Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de kasavetlenmeyesin öyle."- O. C. Kaygılı.
4 . ünlem İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz: "O ne biçim iş öyle! O nasıl hayvan öyle!"- .

SALI Nedir?

Haftanın üçüncü günü, pazartesi ile çarşamba arası olan gün.

SALINIŞ Nedir?

Salınma işi.

SORU Nedir?


1 . Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı, sual: "Minicik ellerini uzatarak bu taş nedir, diyen sorusu hâlâ hatırımızda!"- O. S. Orhon.
2 . Bir öğrenciye sınavda yöneltilen söz veya yazı, sual.

ŞAŞI Nedir?


1 - Birbirine koşut görme ekseni olmayan (göz ya da kimse).
2 - Gözlerini çarpıtarak.

TARZ Nedir?


1 . Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr: "Şimdi beni meraka düşürmek suretiyle yine aynı zevki başka tarzda çıkarmakla meşgul..."- R. H. Karay.
2 . Bir kimse için özel anlatım biçimi: "Bu tarzda konuşmak doğru olmaz."- S. F. Abasıyanık.
3 . Güzel sanatlarda üslup, stil, konsept: "Gotik tarzda bir yapı. Nedim tarzında bir gazel."- .

TEMBEL Nedir?


1 . İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç: "Tembeller ve işsizler daha çok yorulurlar."- A. Ş. Hisar.
2 . tıp (***) Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ): "Galiba karaciğeri de tembel."- H. Taner.

ÜNLEM Nedir?


1 . Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime, nida: Ah! oh! şak, çat vb.
2 . Ünlem işareti.

ÜZÜNTÜ Nedir?

Olması istenilmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği, teessür: "Sesinde bir üzüntü hatta bir sitem sezdim."- A. Gündüz.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

E L Y Ö Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Öyle,

3 Harfli Kelimeler

Ley, Yel,

2 Harfli Kelimeler

El, Ey, Le, Ye,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.