Başında öv olan 22 kelime var. ÖV ile başlayan kelimeler Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde öv olan kelimeler listesine ya da sonu öv ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

ÖVÜNDÜRÜCÜLÜK

10 Harfli Kelimeler

ÖVÜNDÜRÜCÜ, ÖVÜNGENLİK

9 Harfli Kelimeler

ÖVGÜCÜLÜK

8 Harfli Kelimeler

ÖVÜCÜLÜK

7 Harfli Kelimeler

ÖVÜLMEK, ÖVÜNGEN, ÖVÜNMEK

6 Harfli Kelimeler

ÖVGÜCÜ, ÖVÜLME, ÖVÜLÜŞ, ÖVÜNCE, ÖVÜNEK, ÖVÜNME, ÖVÜNTÜ

5 Harfli Kelimeler

ÖVMEK, ÖVÜCÜ, ÖVÜNÇ

4 Harfli Kelimeler

ÖVEÇ, ÖVGÜ, ÖVME, ÖVÜŞ


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖVÜNDÜRÜCÜLÜK

  1. [isim] Övündürücü olma durumu

ÖVÜNGENLİK

  1. [isim] Çok övünme durumu

ÖVÜNDÜRÜCÜ

  1. [sıfat] Övünmeye sebep olan, övünmeyi sağlayan
    • "Parlak, övündürücü bir hatırası da vardı." (Refik Halit Karay)

ÖVGÜCÜLÜK

  1. [isim] Övgücü olma durumu

ÖVÜCÜLÜK

  1. [isim] Övücü olma durumu

ÖVÜLMEK

  1. [nsz] Övme işine konu olmak
    • "Hani beklediğim övülmek, teşekkür filan olsa içim yanmaz" (Tarık Buğra)

ÖVÜNGEN

  1. [sıfat] Çok övünen, farfara

ÖVÜNMEK

  1. [-le] Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek, iftihar etmek
    • "Sonra oyuncakları ile övünen bir çocuk gibi gülümseyerek ilave ederdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Övünmek gibi olmasın, sesim güzeldir."
  2. [nsz] Kendi kendisini övmek
    • "Yaptığı fedakârlıktan övünüyor diye kadına kızardık." (Aka Gündüz)

ÖVÜNME

  1. [isim] Övünmek işi, kıvanç, iftihar
    • "Bu hatıralar sonradan birçok defa övünmeme vesile teşkil etmiştir." (Reşat Nuri Güntekin)

ÖVÜNCE

  1. [isim] Övünmeye yol açan veya hak kazandıran şey, mefharet

ÖVGÜCÜ

  1. [isim] Birini veya bir şeyi öven kimse
  2. Birini gereği yokken veya aşırı olarak öven kimse

ÖVÜLÜŞ

  1. [isim] Övülme işi veya biçimi

ÖVÜNTÜ

  1. [isim] Övünülecek tutum veya davranış
    • "İstikbalini sağlamış olmanın o sinire batan, manasız güveni, budalaca övüntüsü..." (Haldun Taner)

ÖVÜNEK

  1. [isim] Övünülecek şey, övünç kaynağı veya sebebi
    • "İnsanoğlu işte şimdi yine başlıca dayanağı ve övüneği olan sağduyusu ve bilinci ile eli şakağında düşünüyor." (Haldun Taner)

ÖVÜLME

  1. [isim] Övülmek işi

ÖVÜNÇ

  1. [isim] Övünme, kıvanç, iftihar
    • "Bütün oba sevdalıları korumanın sevinci, övüncü içindeydi." (Yahya Kemal)
    • "Sevgili eşini kaçırarak almış olmaktan büyük övünç duyardı." (Haldun Taner)

ÖVÜCÜ

  1. [sıfat] Öven (kimse veya şey)
    • "Bir romanın üzerine övücü saptayımlarda bulunmasına sevindim."

ÖVMEK

  1. [-i] Birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, methetmek, sena etmek, yermek karşıtı

ÖVEÇ

  1. [isim] İki üç yaşındaki erkek koyun
    • "Git kumandana söyle, öveç ise, ucuz olursa iki tane de benim için alsın, anladın mı?" (Memduh Şevket Esendal)

ÖVÜŞ

  1. [isim] Övme işi veya biçimi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü