ÖVÜNMEK (TDK)


1 . Bir niteliği sebebiyle kendini yücelmiş sayarak bundan abartmalı bir biçimde söz etmek, iftihar etmek: "Sonra oyuncakları ile övünen bir çocuk gibi gülümseyerek ilave ederdi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . (nsz) Kendi kendini övmek: "Yaptığı fedakârlıktan övünüyor diye kadına kızardık."- A. Gündüz.

Övünmek kelimesi baş harfi Ö son harfi K olan bir kelime. Başında Ö sonunda K olan kelimenin birinci harfi Ö , ikinci harfi V , üçüncü harfi Ü , dördüncü harfi N , beşinci harfi M , altıncı harfi E , yedinci harfi K . Başı Ö sonu K olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ABARTMALI Nedir?

Abartılı.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BUNDAN Nedir?

bu nedenle.

ÇOCUK Nedir?


1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız: "Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat: "Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak: "Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaz Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaz Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse: "Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."- .
7 . mecaz Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.

DİYE Nedir?


1 . Herhangi bir yargıya vararak.
2 . Niteleyerek.
3 . Sanarak, diyerek.

EDER Nedir?

Fiyat, paha, değer: "Bu kitabın ederi ne kadar?"- .

ETME Nedir?

Etmek işi.

ETMEK Nedir?


1 . Bir işi yapmak: "Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak: "İyi ettiniz de geldiniz."- .
3 . (-i) Bulmak, erişmek: "Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
4 . (-i, -den) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
5 . Eşit değer kazanmak: "İki iki daha dört eder."- .
6 . Herhangi bir değerde olmak: "Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
7 . Kötülükte bulunmak: "Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
8 . (-e) Küçük veya büyük abdestini yapmak: "Çocuk altına etti."- .

FEDA Nedir?

Bir amaç uğrunda bir değer veya varlıktan vazgeçme, uğruna verme: "Yurt uğruna canım feda."- .

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÜNDÜZ Nedir?


1 . Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü.
2 . zarf Gündüz vaktinde: "Gündüz çalışmalı, gece uyumalı."- .

İFTİHAR Nedir?

Övünme, kıvanma, kıvanç, övünç: "O an kendi babası da bir Türk olduğu için derin bir iftihar duydu."- Ö. Seyfettin.

İLAVE Nedir?


1 . Ekleme, ulama.
2 . Eklenmiş parça.
3 . Arttırma, büyütme, abartma.
4 . Ek.

KADI Nedir?

Tanzimat'a kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

KADIN Nedir?


1 . Erişkin dişi insan, zen erkek veya adam karşıtı: "Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler."- A. Ş. Hisar.
2 . Evlenmiş kız.
3 . sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan.
4 . mecaz Hizmetçi bayan.
5 . eskimiş Bayan: "Hintli kadın toplantıyı renklendirmek için herkesin kendisine bazı şeyler sormasını teklif ediyordu."- B. Felek.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

NİTE Nedir?

Nasıl, niçin.

NİTEL Nedir?

Nitelik bakımından, nitelikle ilgili, kalitatif.

OYUN Nedir?


1 . Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence: "Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur."- .
2 . Kumar: "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar."- P. Safa.
3 . Şaşkınlık uyandırıcı hüner: "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."- .
4 . Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.
5 . Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü: "Zeybek oyunu."- . "Büyük annem yeni dansları eski kabakçı Arapların oyunu kadar bile güzel bulmuyor."- H. E. Adıvar.
6 . Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes.
7 . Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma: "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."- .
8 . spor Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.
9 . spor Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.
10 . mecaz Hile, düzen, desise, entrika: "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir."- H. Taner.

OYUNCAK Nedir?


1 . Oynayıp eğlenmeye yarayan her şey: "Çocuğun elinde oyuncak bir köpek."- B. Felek.
2 . mecaz Önemsiz ve kolay iş: "Oyuncak değil, mesele çok ciddi."- .
3 . mecaz Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse.

ÖVME Nedir?

Övmek işi, sena, medih: "Şikâyetleri kesilince İstanbul'u övmeye başladı."- R. H. Karay.

ÖVMEK Nedir?

Birinin ya da bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, °methetmek, °sena etmek, yermek karşıtı.

SAYA Nedir?


1 . Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü.
2 . halk ağzında Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı tören.
3 . halk ağzında Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılan üstü samanla örtülü yer.
4 . halk ağzında Kadın giysisi.
5 . halk ağzında İş önlüğü: "Sırtına giymiş sıkma sayayı / Yedeğine almış ağca mayayı."- Halk türküsü.

YÜCE Nedir?

Yüksek, büyük, ulu, ulvi: "Yüce duygular, derin düşünceler ona göre değildir."- S. Taşer.

E K M N V Ö Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Övünmek,

6 Harfli Kelimeler

Övünek, Övünme,

5 Harfli Kelimeler

Övmek,

4 Harfli Kelimeler

Küme, Menü, Mönü, Nüve, Önem, Övme,

3 Harfli Kelimeler

Ekü, Kem, Men, Nem, Nev, Öke,

2 Harfli Kelimeler

Ek, Em, En, Ev, Ke, Me, Ne, Nü, Ön, Ün, Ve,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.