ÖRSELEMEK (TDK)


1 . Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek: "Rüzgâr çiçekleri örseledi."- .
2 . mecaz Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak: "Naciye Hanım, kalkık kaşlarıyla başını sallayarak meclisin sükûtunu örseledi."- P. Safa.

Örselemek kelimesi baş harfi Ö son harfi K olan bir kelime. Başında Ö sonunda K olan kelimenin birinci harfi Ö , ikinci harfi R , üçüncü harfi S , dördüncü harfi E , beşinci harfi L , altıncı harfi E , yedinci harfi M , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi K . Başı Ö sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AZALTMAK Nedir?


1 . Az denecek bir miktara indirmek: "İlk işleri kullandıkları renkleri azaltmak oluyor."- B. R. Eyuboğlu.
2 . Eskisinden az bir duruma getirmek, kırmak.
3 . Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek: "Aspirin baş ağrımı azalttı."- .

ÇİÇEK Nedir?


1 . Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.
2 . bitki bilimi Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi: "Evin ufak çiçekler ve bitkilerle süslü bahçesine çıktım."- R. H. Karay.
3 . mecaz Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse: "Onun ne çiçek olduğunu hep biliriz."- .
4 . kimya Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
5 . tıp (***) İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

ESKİTMEK Nedir?


1 . Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek, yıpratmak: "Çocuk pantolonunu eskitti."- .
2 . Yaşlandırmak: "Alkol, tütün ve aşk eskitti beni."- A. İlhan.
3 . mecaz Etkisini sürdürememek, yıpratmak: "Yunus Emre'yi yüzyıllar eskitemedi."- .

GİDER Nedir?


1 . Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf: "Böylece temizleyici giderlerinden tasarruf ettiklerini sanırım."- H. Taner.
2 . Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı.
3 . ekonomi Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar.

GİDERME Nedir?

Gidermek işi.

GİDERMEK Nedir?


1 . Ortadan kaldırmak, yok etmek: "Vapur sorar, yol öğrenir, merakımızı gideririz."- S. F. Abasıyanık.
2 . Dindirmek.

GÜCÜ Nedir?

Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

GÜCÜN Nedir?


1 . Dara dar.
2 . Güçlükle, ancak, zorla.

HANIM Nedir?


1 . Kız ve kadınlara verilen unvan, bayan: "Ülker Hanım."- .
2 . Kadın, eş: "Yok bizim hanım öyle değildir."- M. Ş. Esendal.
3 . Toplumsal durumu, varlığı iyi olan, hizmetinde bulunulan kadın: "Becerikli hâliyle Zeynep'e ve hanımına ait bütün işleri elinin içine almıştı."- H. E. Adıvar.
4 . sıfat Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan: "Hanım kadın. Hanım kız."- .

HIRPALAMAK Nedir?


1 . Örselemek: "Yalnız miralayın sağ bacağını bir gülle misketi fena halde hırpalamış"- N. Hikmet.
2 . Dövmek.
3 . mecaz İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.

KALKIK Nedir?


1 . Düzeyine göre yüksekte olan: "Masanın bir tarafı kalkık."- .
2 . Kabararak yerinden ayrılmış: "Kaplamanın ortası kalkık."- .
3 . Dik durumda, ucu yukarı doğru olan: "Ve eniştemiz yine kaşlarını, omuzlarını yukarıya kalkık ve başını önüne eğik tutmaya koyulurdu."- A. Ş. Hisar.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MECLİS Nedir?


1 . Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için yapılan toplantı.
2 . Bu toplantının yapıldığı yer, şûra.
3 . Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu: "Yemekten sonra meclis gruplara ayrılmıştı."- P. Safa.
4 . Dostlar toplantısı: "Meclisi aranan, hoşsohbet, coşkulu, şair ruhlu bir insandı."- H. Taner.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SARSMA Nedir?

Sarsmak işi.

SARSMAK Nedir?


1 . Birdenbire ve güçle kımıldatmak, sallamak, oynatmak, titretmek: "Kalkın bakalım, diye çocukların karyolalarını sarsıyorlardı."- Ç. Altan.
2 . mecaz Zarar verecek yolda etkilemek, aksatmak: "Çok sevdiği annesinin ölümü onu çok sarsmıştı."- S. F. Abasıyanık.

YIPRATMA Nedir?

Yıpratmak işi.

YIPRATMAK Nedir?


1 . Yıpranmış duruma getirmek, eskitmek.
2 . mecaz Türlü etkenler eski gücünü yok etmek.

ZEDELEME Nedir?

Zedelemek işi.

ZEDELEMEK Nedir?


1 . Hafifçe yaralamak.
2 . mecaz Zarar vermek.

E E E K L M R S Ö Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Örselemek,

8 Harfli Kelimeler

Ökseleme, Örseleme,

7 Harfli Kelimeler

Ereksel, Ersemek, Esermek, Eslemek, Körelme, Örkleme,

6 Harfli Kelimeler

Ekleme, Elemek, Erseme, Eserme, Esleme, Keleme, Kemere, Kermes, Kösele, Meleke, Mesele, Meslek, Ökseme, Seklem, Semere, Sermek,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekler, Ekser, Eleme, Elmek, Ermek, Eseme, Eslek, Esmek, Esmer, Kelem, Keler, Keles, Kemer, Kemre, Kerem, Keres, Kesel, Keser, Kesme, Kesre, Kösem, Melek, Meles, Merek, Meres, Mesel, Ölmek, Öreke, Örmek, Remel, Sekel, Sekme, Selek, Semer, Serme, Sökel, Sökme,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Erek, Erke, Erme, Eser, Esme, Esre, Kele, Keme, Kere, Kese, Köle, Köre, Köse, Krem, Leke, Meke, Ökse, Ölme, Örek, Örme, Reel, Röle, Sele, Seme, Sere, Söke,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Erk, Kel, Kem, Ker, Kes, Kör, Kös, Lök, Lös, Öke, Örk, Örs, Sek, Sel, Sem, Ser, Sör,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, Er, Es, Ke, Le, Me, Re, Se,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.