ÖRGÜ (TDK)


1 . Örme işi veya biçimi.
2 . Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey: "İstediğiniz kadar tel örgü engelleri koyunuz."- F. R. Atay.
3 . Örülmüş saç bölüğü, belik: "Başı yemenili, saçları iki örgü, ayağı takunyalı sarışın bir köylü kızı bana sordu."- R. H. Karay.
4 . Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi.
5 . İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ.
6 . Yapı: "Batı Avrupa medeniyeti bütün dış ve iç örgüleriyle bana ilk defa orada ayan olmuştu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
7 . Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış: "Yaşamın örgüsü içinde gereğinden bile çok çalışkanım."- N. Meriç.
8 . sıfat Örülerek yapılan, örme: "Örgü bir giysi."- .
9 . anatomi Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum.
10 . tiyatro Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı.

Örgü kelimesi baş harfi Ö son harfi Ü olan bir kelime. Başında Ö sonunda Ü olan kelimenin birinci harfi Ö , ikinci harfi R , üçüncü harfi G , dördüncü harfi Ü . Başı Ö sonu Ü olan 4 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKIŞ Nedir?


1 - Akmak eylemi ya da biçimi, akım, akıntı.
2 - Geçip gitme, sürüp gitme.

ANATOMİ Nedir?


1 . İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih.
2 . anatomi Beden yapısı, gövde yapısı.
3 . mecaz Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı: "Toplumun anatomisi."- .

ATKI Nedir?


1 . Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü: "Omuzlarına attığı kalın yün atkıya rağmen üşümüş gibi titriyordu."- R. N. Güntekin.
2 . Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça.
3 . Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
4 . Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç.
5 . halk ağzında Büyük yaba.

AYAN Nedir?

Belli, açık.

BANA Nedir?

Ben zamirinin yönelme durumu ekli biçimi.

BAZI Nedir?


1 . Birtakım, kimi: "Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler."- Ö. Seyfettin.
2 . zarf Bazen: "Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim."- Y. K. Karaosmanoğlu.

BELİ Nedir?

Evet.

BELİK Nedir?

Saç örgüsü.

BELLİ Nedir?

Beli olan: "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"- N. Araz. Birleşik Sözler karınca belli http://sozbul.ASPX?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05A79F75456518CA&Kelime=karınca belli&EskiSoz=belli&GeriDon=2 belli (II) sıfat
1 . Bilinmedik bir yanı olmayan, malum: "Hâlimiz, vaktimiz sizce belli."- H. R. Gürpınar.
2 . Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr: "Kıyafetinden söyleyeceği şeyin ciddiyeti belli."- Ö. Seyfettin.
3 . Belirli, muayyen: "Belli toplumsal evreler ve iktisadi çevrelerdeki şiir biçimi olan aruz ..."- S. Birsel.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

BİLE Nedir?


1 . Da, de, dahi: "Bir damlası bile deniz hakkında bize ilmî bir fikir vermeye yetişir."- R. H. Karay.
2 . zarf, eskimiş Birlikte.
3 . zarf Üstelik: "Konuşmadılar bile."- .

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÜTÜN Nedir?


1 . Eksiksiz, tam: "Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede."- N. Cumalı.
2 . Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi: "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . Bozuk olmayan (para): "Bütün para."- .
4 . Parçalanmamış.
5 . isim Birlik, tamlık: "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."- O. V. Kanık.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇALIŞ Nedir?

Çalma işi: "Her muganninin okuyuşu, her çalanın çalışı yine şahsidir ve ayrıdır."- Y. K. Beyatlı.

ÇALIŞKAN Nedir?

Gayretli, çalışmayı seven, faal: "Bundan başka saygılı, temiz ve çalışkan bir kızdı."- H. E. Adıvar.

ÇATI Nedir?


1 . Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü: "Sık ağaçlar arasında yalnız üst katının çatısı görünen kırmızı aşı boyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü.
3 . Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer.
4 . İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu.
5 . mecaz Barınılan, sığınılan yer.
6 . mecaz Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik.
7 . dil bilgisi Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi.
8 . edebiyat Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu: "Halit Ziya Uşaklıgil'in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, Reşat Nuri Güntekin'in romanlarındaki sağlam çatıyı onunkilerde bulamazdınız."- H. Taner.
9 . mimarlık Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı.

ÇİZGİ Nedir?


1 . Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril: "Bu kâğıda üç çizgi çekti."- Ö. Seyfettin.
2 . Yüz ve vücut hatlarının her biri: "Gözlerinin rengi, yüzünün çizgileri, boyu bosu bile değişmiyordu."- O. Rifat.
3 . matematik Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim: "Çizginin yalnız uzunluk boyutu vardır."- .
4 . mecaz Temel: "Ben hayatımı yeniden ve bambaşka çizgiler üzerinde kuracağım."- A. İlhan.
5 . mecaz Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır.

ÇÖZGÜ Nedir?

Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler, arış.

DAMA Nedir?

Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun: "Gürültüsüz oyun isterseniz gelin damaya."- M. A. Ersoy.

DAMAR Nedir?


1 . Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal: "Alnında ve şakaklarında şişen damarlar ağrıyordu."- P. Safa.
2 . Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi.
3 . Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı: "Zengin bir altın damarı."- .
4 . mecaz Soy, yaradılış.
5 . mecaz Huy, mizaç: "Cimrilik damarı. Şairlik damarı."- .
6 . bitki bilimi İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru.
7 . hayvan bilimi Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ.

DEFA Nedir?

Kez, kere: "İlk defa bu fikir, bir fikir olmaktan çıktı."- Y. K. Beyatlı.

DESEN Nedir?


1 . Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim.
2 . Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir.
3 . Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi.
4 . Desen yapma sanatı: "O, desen öğreniyor."- .

DOKU Nedir?


1 . Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç.
2 . mecaz Bir bütünün yapısı ve özelliği.

DOKUMA Nedir?


1 . Dokumak işi, tekstil: "Halı dokuma sanatı. Dokuma sanayisi."- .
2 . Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.
3 . sıfat Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen.
4 . sıfat Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş).
5 . mecaz Yapı, oluşum: "Bunun için bu ad yıllara dayanacak, boyası has, dokuması sağlam bir ad olmalı, dedim."- M. Ş. Esendal.

DOKUMACI Nedir?

Dokumacılık yapan kimse: "On iki yaşından beri on beş yıl dokumacı olarak çalışmıştı."- N. Cumalı.

DOKUMACILIK Nedir?


1 . Kumaş dokuma işi, sanatı veya dokuma ticareti, tekstil.
2 . Dokuma sanayisi.

DOLAŞ Nedir?

sarma? dola?

ENGEL Nedir?


1 . Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap: "Bürokratik engelleri ortadan kaldıracak bir formül aradık ve bulduk."- H. Taner.
2 . Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer.
3 . Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer.
4 . Kara yollarının kenarlarına yapılan korkuluk, bariyer.
5 . spor Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer.

EYLEM Nedir?


1 . Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon: "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilmez."- Anayasa.
2 . Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası: "Eyleme beraber girersiniz, siz sonuca ulaşmayı düşünürsünüz, onlar ulaşmadan paylaşmayı."- A. İlhan.
3 . dil bilgisi Fiil.

GETİRİ Nedir?


1 . Faiz: "Yıllık getiri."- .
2 . ticaret Kazanç.
3 . Yarar: "Bu çalışmanın bana getirisi çok oldu."- .

GİYSİ Nedir?

Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, libas, urba: "Hanımlar, tatil köylerinde son moda giysiler giyiyorlar."- Ç. Altan.

GÖRE Nedir?


1 . Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince: "... günün modasına göre taranmış saçlarıyla güzel bir kadın başı uzandı bahçeye."- N. Cumalı.
2 . Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran: "Bilginlerin dediğine göre on milyona yakın Türk yurt değiştirdi."- N. Araz.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İLETİ Nedir?

Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj.

İLETİŞ Nedir?

İletme işi.

İLETİŞİM Nedir?


1 . Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.
2 . teknik Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme, muhabere, komünikasyon: "Basın mensupları bağlı oldukları yayın kuruluşları ile iletişim hâlindeydiler."- N. Eray.

İLMİ Nedir?

Bilimsel.

İLMİK Nedir?

İlmek (I).

İPLİK Nedir?


1 . Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri.
2 . Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu: "İpek ipliği. Pamuk ipliği."- .
3 . Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi.

İŞLENİŞ Nedir?

İşlenme işi.

KADAR Nedir?


1 . Ölçüsünde, derecesinde: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar da genç işidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Büyüklüğünde, genişliğinde: "Bacak kadar çocuk."- . "Avuç içi kadar yer."- .
3 . Dek: "Saat ona kadar sokaklarda gezdi."- P. Safa.
4 . Gibi: "İstanbul'un balıkları kadar balıkçıları da hoştur."- S. F. Abasıyanık.
5 . Denli: "Bu merdivenleri, yapıldığı günden beri bu kadar telaşla çıkmamışımdır."- Y. Z. Ortaç.
6 . Süre belirten bir söz: "Bu minval üzere yedi ay kadar geçti, geçmedi."- R. H. Karay.
7 . zarf Miktarda, derecede: "İçinde biriken hayat bazen taşacak kadar çok oluyor."- H. E. Adıvar.
8 . Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz: "Kantara'nın önünde yüz kadar düşman çadırı kurulmuştu."- F. R. Atay.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KESİŞ Nedir?

Kesmek eylemi ya da biçimi.

KESİŞME Nedir?

Kesişmek işi.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KOYU Nedir?


1 . Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı: "Koyu pekmez. Koyu süt."- .
2 . Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı: "Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu."- H. E. Adıvar.
3 . bilişim Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.
4 . mecaz Aşırı (davranış, düşünce vb.): "Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış."- A. Ş. Hisar.
5 . mecaz Derin, hararetli: "Koyu bir sohbet."- .

KOYUN Nedir?


1 . Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries).
2 . mecaz Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse.

KÖYLÜ Nedir?


1 . Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan: "Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun / Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini."- Ö. B. Uşaklı.
2 . isim Köydeş: "Hasan benim köylümdür."- .
3 . isim Köy halkı: "Köylüleri, özellikle onları çok iyi tanıyordu."- T. Buğra.
4 . mecaz Kaba, anlayışsız: "Otomobilin içinden köylü kılıklı, tıknaz bir adam çıktı."- H. Taner.

MAKİ Nedir?

Akdeniz dolaylarında yaygın olan, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü. maki (II) isim, hayvan bilimi(Madagaskar yerlilerinin dilinden) Makigillerden, Madagaskar adasında sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat (Lemur).

MAKİNE Nedir?


1 . Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü: "Tıraş makineleri ile usturalar çekmecelerde dururdu."- N. Cumalı.
2 . Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması: "Saatin makinesi. Gramofonun makinesi."- .
3 . halk ağzında Araba, otomobil.

MEDENİ Nedir?

Kentlileşmiş, kırsallıktan kurtulmuş, uygar: "Orada medeni bir insan gibi yaşamak, hasılı oraya yerleşmek istiyordu."- Y. K. Beyatlı.

MEDENİYET Nedir?

Uygarlık.

MERİ Nedir?

Geçerli: "Fethi Bey hükûmeti, meri olan bu maddeyi tatbik ettiği için kürsüden izahat vermek ıstırarında kalıyor."- Y. K. Beyatlı.

OLAY Nedir?


1 . Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka: "O olaydan sonra bir daha yalnız kalmamıştık onunla."- N. Cumalı.
2 . Önemli tarihsel olgu, fenomen: "Nötron bombası günümüzün olayıdır."- .

OLMUŞ Nedir?


1 - Olgunlaşmış, ergin.
2 - Oluşmuş.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

OLUŞUM Nedir?


1 . Oluşma işi, teşekkül, teşkil.
2 . gök bilimi, jeoloji Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.

ORTA Nedir?


1 . Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer: "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre: "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."- .
3 . Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm: "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."- Ö. Seyfettin.
4 . Ne uzun ne kısa, midi.
5 . Ne büyük ne küçük, midi.
6 . İyi ile kötü arasındaki durum.
7 . Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece: "Orta ile geçti."- .
8 . Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri.
9 . sıfat Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
10 . sıfat Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan: "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."- R. H. Karay. 1
1 . sıfat İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. 1
2 . fizik Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. 1
3 . matematik Orantı. 1
4 . spor Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş: "Aut çizgisinden nefis bir orta..."- H. Taner. 1
5 . tarih Yeniçeri Ocağında tabur.

ORTAY Nedir?


1 . Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).
2 . Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

OYUN Nedir?


1 . Vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence: "Tenis, tavla, dama, çelik çomak, bale oyundur."- .
2 . Kumar: "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar."- P. Safa.
3 . Şaşkınlık uyandırıcı hüner: "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."- .
4 . Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.
5 . Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü: "Zeybek oyunu."- . "Büyük annem yeni dansları eski kabakçı Arapların oyunu kadar bile güzel bulmuyor."- H. E. Adıvar.
6 . Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes.
7 . Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma: "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."- .
8 . spor Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.
9 . spor Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.
10 . mecaz Hile, düzen, desise, entrika: "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir."- H. Taner.

ÖRGÜ Nedir?


1 . Örme işi veya biçimi.
2 . Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey: "İstediğiniz kadar tel örgü engelleri koyunuz."- F. R. Atay.
3 . Örülmüş saç bölüğü, belik: "Başı yemenili, saçları iki örgü, ayağı takunyalı sarışın bir köylü kızı bana sordu."- R. H. Karay.
4 . Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi.
5 . İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ.
6 . Yapı: "Batı Avrupa medeniyeti bütün dış ve iç örgüleriyle bana ilk defa orada ayan olmuştu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
7 . Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış: "Yaşamın örgüsü içinde gereğinden bile çok çalışkanım."- N. Meriç.
8 . sıfat Örülerek yapılan, örme: "Örgü bir giysi."- .
9 . anatomi Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum.
10 . tiyatro Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı.

ÖRME Nedir?


1 . Örmek işi: "Kale kapısından yalnız birini açık bırakarak bakilerini örmeye başlamışlardı."- O. S. Orhon.
2 . sıfat Örülerek yapılan: "Üstüne açık kahverengi yün örme bir ceket giymişti."- P. Safa.

ÖZEL Nedir?


1 . Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan.
2 . Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.
3 . Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî: "Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta."- N. Cumalı.
4 . Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
5 . Dikkate değer: "Özel bir ilgi gösterdi."- .
6 . Ayırt edici bir niteliği olan.
7 . Her zaman görülenden, olağandan farklı: "Özel durumları da göz önüne alalım."- .

SARIŞIN Nedir?


1 . Sarı saçlı ve ak tenli (kimse): "Yanındaki kapılardan biri açıldı, içeriye sarışın bir taze girdi."- R. N. Güntekin.
2 . Sarıya yakın renkli: "Sarışın bir kış güneşi maviyi billurlaştırıyor, bulutları pamuk yığınlarına çeviriyordu."- T. Buğra.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

SİNİR Nedir?


1 - Duyu ve devinim uyarılarını beyinden organlara; organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet.
2 - Kas kirişi ve zarı.
3 - Rahatsız edici, hastalık derecesine varan özellik.
4 - Herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhsal niteliği.
5 - Hoşa gitmeyen, can sıkan.

TAKUNYALI Nedir?


1 . Takunyası olan, nalınlı: "Başı yemenili, ayağı takunyalı sarışın bir köylü kızı bana sordu."- R. H. Karay.
2 . mecaz Siyaseti dinî kurallara göre yapmak isteyen kimse.

TİYATRO Nedir?


1 . Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer: "Her tiyatronun holünde ille smokinli bir müdüre rastlayacaksınız."- H. Taner.
2 . Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup: "Tiyatro kuruldu, birinci temsilden sonra da kapandı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Oyun yazma sanatı: "Ben o tarihte, kendimi az çok bir tiyatro yazarı addetmekteyim."- H. F. Ozansoy.
4 . Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü: "Eskiden tiyatro Osmanlıcaya ibret sözü ile çevrilmişti."- F. R. Atay.

TÜRLÜ Nedir?


1 . Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.
2 . isim Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

ULAŞIM Nedir?


1 . Ulaşma işi.
2 . Köyler, şehirler, ülkeler arasında bir yerden bir yere gidiş geliş, münakale, muvasala, temas: "İki şehir arasında ulaşım kesildi."- .
3 . Bir şeyi bir yerden başka bir yere aktarma.

ÜLKE Nedir?


1 . Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket: "Artık vatan toprağı, Rumeli'deki hudutlarından Anadolu'daki hudutlarına kadar yekpare bir ülke olmuştur."- Y. K. Beyatlı.
2 . Devlet: "Vicdan hürriyetine riayet eden tek ülke Osmanlı İmparatorluğu idi."- F. R. Atay.
3 . Herhangi bir özelliği yönünden düşünülen bölge: "Dünyanın gelişmiş, gelişmemiş ülkelerini tek tek geziyorum."- H. Taner.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YEME Nedir?


1 . Yemek işi: "Herkes yemeye ekmek bulamazken onlar rahat geçiniyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yiyecek: "Bu ay yeme masrafımız çok oldu."- .

YEMENİ Nedir?


1 . Kalıpla basılıp elle boyanan, kadınların başlarına bağladıkları tülbent: "Genç güzel aşçı kadının dört örgülü uzun saçları siyah bir yemeni ile örtülüydü."- A. Gündüz.
2 . eskimiş Bir tür hafif ve kaba ayakkabı: "Hacı, ayağından yemenisini çıkardı, arabadan uzattı."- M. Ş. Esendal.

YÜZEY Nedir?

Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II).

G R Ö Ü Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

Görü, Örgü,

3 Harfli Kelimeler

Gür, Örü,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.