ÇİMLENMEK (TDK)


1 . Çimle kaplanmak.
2 . Üzerinde çim bitmek.
3 . (-den), mecaz Yiyeceklerden azar azar alıp yemek: "Tuzlu bademler, fıstıklar, fındıklar, kızarmış sucuklar, küçük börekler, tarama gibi şeylerden çimleniyorum."- B. Felek.
4 . (-den), teklifsiz konuşmada Kendinin olmayan şeylerden biraz yarar sağlamak.

Çimlenmek kelimesi baş harfi Ç son harfi K olan bir kelime. Başında Ç sonunda K olan kelimenin birinci harfi Ç , ikinci harfi İ , üçüncü harfi M , dördüncü harfi L , beşinci harfi E , altıncı harfi N , yedinci harfi M , sekizinci harfi E , dokuzuncu harfi K . Başı Ç sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AZAR Nedir?

Paylama.

BADE Nedir?

Şarap, içki: "Fincanı taştan oyarlar / İçine bade koyarlar."- Halk türküsü.

BADEM Nedir?


1 . Badem ağacı.
2 . Bu ağacın yaş veya kuru yenilen yemişi.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BİTMEK Nedir?


1 - (Bitki için) Çıkıp yetişmek.
2 - (Saç, bıyık, sakal, tüy için) Çıkmak.
3 - Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak.

BÖREK Nedir?

Açılmış hamurun veya yufkanın arasına, peynir, kıyma, ıspanak vb. konularak çeşitli biçimlerde pişirilen hamur işi: "Puf böreği. Kol böreği. Nemse böreği."- .

FELEK Nedir?


1 . Gök, gökyüzü, sema.
2 . Dünya, âlem.
3 . Talih, baht, şans: "Felek oyun etmişti onlara, yiğitlerden ikisi uyuyakaldı."- C. Meriç.
4 . Askerî mızıkada zilli bir müzik aracı.

FINDIK Nedir?


1 . Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genellikle Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-
7 m, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana).
2 . Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü.
3 . argo Hileli zar.

FISTIK Nedir?


1 . Antep fıstığı, çam fıstığı veya yer fıstığı denilen yemişlerin genel adı.
2 . sıfat, mecaz Tombul, kısa boylu, tıknaz (kimse): "Anamızın büyük babalarından biri kısa boylu, şişman, eli ayağı ufak bir adam olmalıdır ki ona fıstık demişler."- M. Ş. Esendal.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

KAPLAN Nedir?

Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan (Felis tigris).

KAPLANMA Nedir?

Kaplanmak işi.

KAPLANMAK Nedir?

Kaplama işi yapılmak.

KENDİ Nedir?


1 . İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat.
2 . Kişiler üzerinde direnilerek durulduğunu anlatan bir söz: "Kendisi gelsin. Kendimiz görmeliyiz."- .
3 . Bir işte başkalarının etkisi bulunmadığını belirten bir söz: "Kendi yapacağı işi bırakır, âleme öğüt vermeye kalkar."- B. Felek.
4 . "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak o ve onlar yerine kullanılan bir söz: "Kendileri evde yoklar mı?"- .

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞMA Nedir?


1 . Konuşmak işi: "Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı."- M. Ş. Esendal.
2 . Görüşme, danışma, müzakere.
3 . Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans: "Bu konuşmaya nihayet verirken okumak terbiyesinden bahsetmek lazımdır."- Y. K. Beyatlı.

KÜÇÜK Nedir?


1 . Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
2 . Küçük abdest.
3 . sıfat Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı: "Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm."- M. Ş. Esendal.
4 . sıfat Yaşı daha az olan: "Ortanca ve küçük ablalar ... beni, arabanın beklediği sokağa indirdiler."- R. N. Güntekin.
5 . sıfat Niceliği az olan: "Kimseden en küçük bir alaka görmüyordum."- S. F. Abasıyanık.
6 . sıfat Niteliği aşağı olan, bayağı: "Küçük adam."- .
7 . sıfat Geri aşamada: "Küçük bir memur."- .
8 . sıfat Değersiz, önemsiz: "Bu iyi temiz, sıhhatli, küçük insanların uykusu bambaşka bir şey."- S. F. Abasıyanık.
9 . sıfat Kısık, parlak olmayan (ses): "Küçük, tatlı bir sesle kovboy şarkıları söyledi."- R. H. Karay.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

SAĞLAM Nedir?


1 . Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil: "En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı."- F. R. Atay.
2 . Zarar görmemiş, bozulmamış: "Bütün eşya sağlam."- .
3 . Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli: "Kendisi uzun boylu, sağlam, orta yaşlı bir adamdır; ama yıprandığını söylüyor."- M. Ş. Esendal.
4 . Güvenilir: "Sağlam iş. Sağlam para."- .
5 . Gerçek, inanılır bir temeli olan: "Böyle sağlam adı nereden bulacaksın."- M. Ş. Esendal.
6 . zarf, halk ağzında (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak: "Sağlam bu gece perilere karıştım gitti."- H. R. Gürpınar.

SAĞLAMA Nedir?


1 . Sağlamak işi: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.
2 . matematik Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi, mizan.

SAĞLAMAK Nedir?


1 . Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner.
2 . Elde etmek, sahip olmak: "... o sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."- Y. N. Nayır.
3 . matematik Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. sağlamak (II) (nsz) Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

SUCU Nedir?

Su satan veya evlere su taşıyan kimse, saka.

SUCUK Nedir?


1 . Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılan bir tür yiyecek.
2 . Ceviz, badem içi vb. şeyler, bir ipliğe dizildikten sonra nişasta ile koyulaştırılmış kaynar üzüm şırasına batırılarak yapılan tatlı yiyecek.

TARAMA Nedir?


1 . Taramak işi.
2 . Balık yumurtası ile yapılan bir tür meze: "Tuzlu bademler, fıstıklar, fındıklar, kızarmış sucuklar, küçük börekler, tarama gibi şeylerden çimleniyorum."- B. Felek.
3 . sıfat Gölgeleri yol yol ve çizgi çizgi olan (resim, harita).

TEKLİFSİZ Nedir?


1 . Samimi, içli dışlı, sıkı fıkı: "Bunlardan başka bazı teklifsiz aile dostları da var."- R. N. Güntekin.
2 . zarf Samimi, içli dışlı, sıkı fıkı bir biçimde.

ÜZERİNDE Nedir?


1 . Üstünde: "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."- R. E. Ünaydın.
2 . ... ile ilgili, üzerine: "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."- R. N. Güntekin.

YARAR Nedir?


1 . Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj: "Al takke ver külah, kırsal kesimi çocuğunu okutmanın yararına inandırdık."- A. İlhan.
2 . Çıkar: "Kızılay yararına bir balo."- .
3 . sıfat Yarayan, elverişli, uygun: "Çiçek koymaya yarar bir kap."- .

YEME Nedir?


1 . Yemek işi: "Herkes yemeye ekmek bulamazken onlar rahat geçiniyorlardı."- M. Ş. Esendal.
2 . Yiyecek: "Bu ay yeme masrafımız çok oldu."- .

YEMEK Nedir?


1 . Yemek yeme, karın doyurma işi: "Yemekten sonra gocuğuna sarar yatırırdı beni."- N. Cumalı.
2 . Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam.
3 . Günün belli saatlerinde yenilen besin: "Yemek ya kahvaltıda ya da yemekte yenir. Arada bir şey yenmez."- H. Taner.
4 . Konuklara yiyecek verilerek yapılan ağırlama: "Pek protokolcü olduğu için yemek sessiz geçiyordu."- F. R. Atay.

YİYECEK Nedir?


1 . Yenmeye elverişli olan her şey: "İçkiden yiyeceğe kadar her şeyi gemilere bu müessese temin ederdi."- S. F. Abasıyanık.
2 . sıfat Yenebilen.

E E K L M M N Ç İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Çimlenmek,

8 Harfli Kelimeler

Çimlemek, Çimlenme, İçlenmek,

7 Harfli Kelimeler

Çekilme, Çekinme, Çekmeli, Çemenli, Çenekli, Çilemek, Çimleme, Emilmek, İçlenme, İlenmek, İmlemek, İnlemek,

6 Harfli Kelimeler

Çelenk, Çelmek, Çelmik, Çeneli, Çileme, Çimmek, Ekilme, Elekçi, Emekçi, Emekli, Emilme, İlenme, İmleme, İnleme, Keçeli, Kelime, Melike, Memeli,

5 Harfli Kelimeler

Çekel, Çekem, Çekim, Çekme, Çelek, Çelen, Çelik, Çelim, Çelme, Çemen, Çenek, Çilek, Çimek, Çimen, Çimme, Eklem, Elçek, Elçim, Elmek, Emlik, Emmeç, Emmek, Enlem, İçlem, İçmek, İlenç, İlmek, İmleç, İmlek, İnmek, Kelem, Leçek, Liken, Melek, Melik, Miçel, Nemçe, Nemli, Nikel,

4 Harfli Kelimeler

Çeki, Çene, Çenk, Çile, Çine, Ekim, Ekin, Ekli, Ekme, Elçi, Elek, Elem, Elik, Elim, Emeç, Emek, Emel, Emen, Emik, Emin, Emme, Emmi, Enek, Enik, Enli, İçel, İçme, İken, İlçe, İlke, İlme, İneç, İnek, İnme, Keçe, Keçi, Kele, Keme, Kene, Kile,

3 Harfli Kelimeler

Çek, Çil, Çim, Eke, Elk, İle, İlk, İnç, Kel, Kem, Kil, Kim, Kin, Lim, Meç, Men, Mil, Mim, Nem, Nim,

2 Harfli Kelimeler

Çe, Ek, El, Em, En, İç, İl, İm, İn, Ke, Ki, Le, Me, Mi, Ne,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.