ÇEVİRME (TDK)


1 . Çevirmek işi, tedvir: "Kırmızı balıklar birdenbire canlanırlar ve kavanozun içinde birbiri ardınca keyifli keyifli çark çevirmeye başlarlar."- H. E. Adıvar.
2 . Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi: "Değirmende, daha sabahtan gönderilip hazırlanan yağlı bir oğlak çevirmesini tam kıvamında buldular."- R. H. Karay.
3 . sıfat Çevrilmiş, tercüme edilmiş: "Fransızcadan çevirme bir eser."- .
4 . halk ağzında Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar: "Evlerinin önü yüksek çevirme / Kadir Mevla'm bugünlük de ayırma"- Halk türküsü.
5 . askerlik Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara.
6 . müzik Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

Çevirme kelimesi baş harfi Ç son harfi E olan bir kelime. Başında Ç sonunda E olan kelimenin birinci harfi Ç , ikinci harfi E , üçüncü harfi V , dördüncü harfi İ , beşinci harfi R , altıncı harfi M , yedinci harfi E . Başı Ç sonu E olan 7 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞAÇ Nedir?


1 . Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
2 . sıfat Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan: "Ağaç tekne."- .
3 . Direk.

ARDINCA Nedir?

Hemen arkasından, hemen ardından, arkası sıra, ardı sıra.

ASKERLİK Nedir?

Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye.

AYIRMA Nedir?

Ayırmak işi: "Yapılabilecek şeylerle yapılamayacakları daha ilk anda ayırmasını biliyordu."- T. Buğra.

BALIK Nedir?

Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.

BIRAKMA Nedir?


1 . Bırakmak işi.
2 . Salıverme, terk.

BİRBİRİ Nedir?


1 - Karşılıklı olarak biri ötekini, öteki de onu.
2 - Biri diğerinin yanı sıra, ardından.

BİRDENBİRE Nedir?

Ansızın: "Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi."- S. F. Abasıyanık.

BUGÜNLÜK Nedir?

Bugün için: "Fakat bugünlük, bu masal havası içinde onunla beraber yaşamalıyız."- S. F. Abasıyanık.

CÜMLE Nedir?


1 . Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce: "Ben bu cümleyi üç defa okudum, hiçbir şey anlayamadım."- B. R. Eyuboğlu.
2 . eskimiş Dizge, sistem.
3 . sıfat Bütün, hep.
4 . zamir, eskimiş Herkes: "Cümleye uzun ömürler dilerim."- B. Felek.

ÇEVİRME Nedir?


1 . Çevirmek işi, tedvir: "Kırmızı balıklar birdenbire canlanırlar ve kavanozun içinde birbiri ardınca keyifli keyifli çark çevirmeye başlarlar."- H. E. Adıvar.
2 . Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi: "Değirmende, daha sabahtan gönderilip hazırlanan yağlı bir oğlak çevirmesini tam kıvamında buldular."- R. H. Karay.
3 . sıfat Çevrilmiş, tercüme edilmiş: "Fransızcadan çevirme bir eser."- .
4 . halk ağzında Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar: "Evlerinin önü yüksek çevirme / Kadir Mevla'm bugünlük de ayırma"- Halk türküsü.
5 . askerlik Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara.
6 . müzik Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

ÇEVİRMEK Nedir?


1 . Bir şeyin yönünü değiştirmek: "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi."- Y. Z. Ortaç.
2 . Öteki yüzünü görünür duruma getirmek: "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu."- Ö. Seyfettin.
3 . Döndürerek hareket ettirmek: "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi."- S. F. Abasıyanık.
4 . Yönetmek, idare etmek: "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor."- H. Taner.
5 . Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek: "Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü."- .
6 . Geri göndermek: "Kendisine yollanan parayı çevirmiş."- .
7 . Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.
8 . Çevrilemek, tevil etmek: "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."- .
9 . (-den) Çeviri yapmak: "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş."- M. Ş. Esendal.
10 . (-i, -le) Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak: "Bağı duvarla çevirmek."- . 1
1 . (-i, -e) Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek: "Evlerini otele çevirdiler."- . 1
2 . (-den, -e) Bir durumdan başka duruma geçmek. 1
3 . (nsz) Kâğıt oyunu oynamak. 1
4 . (nsz), mecaz Hile, dolap, dalavere vb. dürüst olmayan davranışlar ortaya koymak: "Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir."- Atatürk. 1
5 . (-i, -e), mecaz Kötü bir duruma getirmek: "Adamı maskaraya çevirmek."- .

ÇEVRİ Nedir?


1 . Bir söz veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme, tevil.
2 . coğrafya Girdap: "Hava çevrisi şiddetli olduğundan ağaçları söker, yapıları yıkar."- .

DAHA Nedir?


1 . Şimdiye kadar, henüz: "Daha kimse gelmemiş. Daha bir saat olmadı."- .
2 . Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak: "Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım."- P. Safa.
3 . Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz: "Daha kötüsü treni de kaçırdık."- .
4 . Bundan başka, bunun dışında: "Daha çiçekleri de sulayacağım."- H. Taner.

DİKEN Nedir?


1 . Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri: "Gül dikeni. Kirpinin dikenleri."- .
2 . Bu çıkıntıları çok olan bitki.

DOLAŞ Nedir?

sarma? dola?

DÖNÜŞTÜRMEK Nedir?


1 . Dönüşmesini sağlamak, tahvil etmek: "İnsan soyu ne yazık ki sükûneti kavgaya, anlaşmayı tartışmaya dönüştürmekte bütün öbür yaratıklardan önde geliyor."- H. Taner.
2 . matematik Bir şekli, belli bir kurala göre, başka bir şekle çevirmek.

DÖVÜŞMEK Nedir?


1 . Karşılıklı birbirini dövmek, vuruşmak: "Öyle yiğitçe, öyle gözünü daldan budaktan sakınmadan dövüşmüş, atına binip oradan uzaklaşmıştı."- O. Kemal.
2 . (-le) İki silahlı kuvvet çatışmak.
3 . spor Boks yapmak.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DUVAR Nedir?


1 . Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem.
2 . Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel: "Karabaş, bostan duvarının gölgesinde öğle uykusuna serilir."- Y. Z. Ortaç.
3 . mecaz Sonuç alınamayan yer.
4 . mecaz Engel: "İki arkadaşın arasında aşılmaz bir duvar vardı."- .
5 . spor Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma.

DÜŞMAN Nedir?


1 . Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı: "Ben ki dans salonlarına, barlara düşman bir adamımdır."- S. F. Abasıyanık.
2 . Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları: "Her sokak düşmanlarla doluyken o, sevinçli sevinçli şarkı söylüyor."- A. Gündüz.
3 . Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar: "Dostumuza güvenmeyelim de düşmanımıza mı güvenelim?"- B. R. Eyuboğlu.
4 . sıfat Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
5 . mecaz Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse: "Ekmek düşmanı."- .
6 . mecaz Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse: "İçki düşmanı."- .

ESER Nedir?


1 . Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt: "Boğaziçi doğrudan doğruya Türklerin eseridir."- Y. K. Beyatlı.
2 . Yayın, kitap, yapıt: "Bütün özlediğim eserlerle bir kütüphane yapabilsem artık yapılacak bir iş kalmayacak."- H. Z. Uşaklıgil.
3 . İz, işaret, im: "Buralarda sudan eser yok."- .
4 . Soyut kavramlarda belirti: "Sarı sakalları uzamış, bu yanık yüzde, en küçük bir pişmanlık eseri yoktu."- H. Taner.

GERİ Nedir?


1 . Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı: "Amerikan barın gerisinden işaret eden barmen seslendi."- N. Cumalı.
2 . Son, sonuç: "Sen gerisini düşünme."- .
3 . Bir şeyin sona kalan bölümü: "Yazının gerisi yarın yayımlanacak."- .
4 . Geçmiş, mazi: "Artık geride özleyeceğim hiçbir şey yok."- S. F. Abasıyanık.
5 . Hayvanda boşaltım organının dışı.
6 . sıfat Eksik gösteren (saat): "Bu saat beş dakika geridir."- .
7 . sıfat Aptal, anlayışsız.
8 . sıfat, mecaz Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş: "Geri düşünce. Geri adam."- .
9 . zarf Geriye doğru: "Bağına, bahçene, suyuna, toprağına veda ederek geri gidiyorum."- F. R. Atay.
10 . ünlem "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz.

GÖNDER Nedir?


1 . Bayrak direği.
2 . Üvendire.
3 . halk ağzında Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, ucunda metal olan ağaç sopa.

GÖNDERİ Nedir?


1 . Bir yerden bir yere özellikle posta ile gönderilen paket, telgraf, mektup vb.
2 . halk ağzında Yolcu etme, uğurlama.

HALK Nedir?


1 . Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk: "Türk halkı."- .
2 . Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu: "Yahudi halkı."- .
3 . Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri: "Bağımsız Devletler Topluluğunun halkları."- .
4 . Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü: "Bütün köy halkı orada idi."- Ö. Seyfettin.
5 . Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu: "Bilmiyorlar ki halk, halkın diliyle konuşan sanatkârla birliktir."- O. V. Kanık.

HALK Nedir?


1 - Aynı ülkede yaşayan, aynı uyrukta dil, kültür bağı olan insan topluluğu,insanlar, toplum.
2 - Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu.
3 - Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri.
4 - Belli bir bölgede ya da çevrede yaşayanların tümü.
5 - Yöneticilere göre bir ülkedeki yurttaşların tümü.
6 - Aydınların dışında kalan topluluk.
7 - Kalabalık, insan topluluğu.

HAYVAN Nedir?


1 . Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık: "İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi."- F. R. Atay.
2 . sıfat, mecaz Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
3 . hakaret yollu Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
4 . halk ağzında At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık: "Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu."- Ö. Seyfettin.

HAZIR Nedir?


1 . Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya: "Ben hazırım, isterseniz gidelim."- .
2 . Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş: "Yemek hazır, buyurun."- .
3 . Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı: "Hazır elbise. Hazır ayakkabı."- .
4 . zarf Bu fırsattan yararlanarak: "Hazır çıkmışken yağ ile pirinç alayım."- R. N. Güntekin.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

İSTEM Nedir?


1 . Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme, talep, arzu.
2 . Tüketicinin piyasadan mal çekmesi.
3 . ruh bilimi İrade veya isteğin eylem durumunda belirmesi.

İSTEME Nedir?

İstemek işi: "İsteme adresi."- .

KADİR Nedir?


1 . Değer, kıymet, itibar.
2 . gök bilimi Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak: "Birinci kadirde on dokuz, ikincide elli yedi, üçüncüde yüz yetmiş dört yıldız bulunur."- .

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KAVANOZ Nedir?

Plastik, cam vb. maddelerden yapılmış ağzı geniş, çeşitli boylarda kap: "Gül ağaçlarının dibini akşamdan beyaz kavanozlara koyar, içine yüzüklerimizi, yüksüklerimizi atar, ertesi sabah güneş doğarken mâni söyleyerek tekrar çıkarırdık."- Ö. Seyfettin.

KEYİF Nedir?


1 - Vücut esenliği, sağlık.
2 - Canlılık, tasasızlık, iç rahatlığı.
3 - Hoş vakit geçirme.
4 - İstek, heves, zevk.
5 - İspirtolu içki ve başka maddeler kullanıldığında insanda görülen durum.
6 - Yolsuz ve kuraldışı istek.
7 - Esrar.

KEYİFLİ Nedir?

Keyfi yerinde, neşeli: "Sabahleyin güneşe bırakılmış kalaylı bir tas su gibi şıkır şıkır, ışık içinde keyifliyim."- R. H. Karay.

KIVAM Nedir?


1 . Sıvılarda koyuluk, yoğunluk: "Bal kıvamında."- .
2 . Sıvıların koyuluk derecesi.
3 . mecaz Bir şeyin en uygun zaman veya durumu.
4 . spor Spor çalışmalarında başarılı olunabilmesi için fizik ve moral yönünden istenilen iyi durum.

KUZU Nedir?


1 . Koyun yavrusu: "Belki beş kuzunun derisinden yapılmış, siyah bir kalpak."- Ö. Seyfettin.
2 . Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze.
3 . sıfat Kuzu etinden yapılan (yiyecek).

MEVLA Nedir?

Efendi, sahip, malik.

MUHASARA Nedir?


1 . Kuşatma.
2 . Çevirme.

MÜZİK Nedir?


1 . Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki: "Müzik eğitimi."- .
2 . Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması: "Bu akşam güzel bir müzik dinledik."- .

OĞLAK Nedir?

Keçi yavrusu. Oğlak (II) -k'ı özel, isim, gök bilimi (oğlağı) Zodyak üzerinde Yay ile Kova arasında bulunan takımyıldızın adı, Cedi.

PARÇA Nedir?


1 . Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey: "Yolun bu parçası bozuk."- .
2 . Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime: "Alınacakları bir gece önceden küçük bir karton parçasına yazmıştır."- H. Taner.
3 . Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül: "On parçadan yapılmış bir oda takımı."- .
4 . Tane: "Üç parça elbiselik kumaş."- .
5 . Pasaj: "Hayatımın en acı ve tatlı saatleri bunun başında geçti, eserimin en güzel parçalarını onun kenarında yazdım."- R. N. Güntekin.
6 . Müzik eseri.
7 . Benzeri, bir örneği: "Ay parçası, elmas parçası."- .
8 . mecaz Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz: "Bir çoban parçasısın, olmasa bile koyun / Daima eğeceksin başkalarına boyun."- K. Kamu.
9 . argo Güzel, alımlı kız veya kadın.

PİŞİ Nedir?

Mayalı hamurdan yapılan, yağda kızartılarak pişirilen bir tür yiyecek.

SABA Nedir?

Sabah yeli.

SABAH Nedir?


1 . Sabahleyin: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
2 . Sabah ezanı.
3 . Sabah namazı: "Sabahı kıldım."- .
4 . zarf Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman: "Bütün ev işlerini sabah bitirdim."- .

SARMA Nedir?


1 . Sarmak işi: "Evlerindeki düzensizliğin, yozlaşmanın ve erinçsizliğin her yanı sarmasının yaratıcısı annesiydi."- M. Uyguner.
2 . Saran, içine alan şey, zarf.
3 . askerlik Çevirme.
4 . Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılan etli veya zeytinyağlı yemek.
5 . madencilik Bir ayakta alınan paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk.
6 . sıfat Sarılarak yapılan: "Sarma yay."- .

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

TEDVİR Nedir?


1 . Çevirme, döndürme.
2 . Yönetme, çekip çevirme.

TERCÜME Nedir?

Çeviri: "Biz, telif eser ayarında bir sanat kıymeti taşıyan tercümelere teşekkür edelim."- B. R. Eyuboğlu.

TÜRK Nedir?


1 . Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse: "Ne mutlu Türk'üm diyene!"- Atatürk.
2 . Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse: "Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur."- M. E. Yurdakul.

TÜRKÜ Nedir?

Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume: "Kulak ver ki havasında bahçemizin / Gök maviliğinden, dal yeşilliğinden / Bir türkü söylenmede kendiliğinden."- C. S. Tarancı.

UZAKTAN Nedir?


1 . Uzak yerden: "Merak bu ya, bir gün uzaktan seyredeceğim bizim takımı."- Y. Z. Ortaç.
2 . Uzak olarak.

ÜZERİNDE Nedir?


1 . Üstünde: "Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir."- R. E. Ünaydın.
2 . ... ile ilgili, üzerine: "Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım."- R. N. Güntekin.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YAĞLI Nedir?


1 . Üzerinde veya içinde yağı olan.
2 . Yağı çok olan.
3 . Yağla yapılmış: "Yağlı çörek."- .
4 . Besili, semiz: "Bir de olaydı şimdi diye yağlı hindi sayıklıyorsun."- O. C. Kaygılı.
5 . Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan: "Uzun saçları eski redingotun yağlı yakasına dökülüyor."- Ö. Seyfettin.
6 . mecaz Parası bol, zengin: "Dükkâna yağlı bir müşteri arıyordu."- R. H. Karay.
7 . mecaz, teklifsiz konuşmada Bol ve kolay kazanç sağlayan: "Yağlı bir iş."- .

YAPI Nedir?


1 . Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina.
2 . Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon.
3 . Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme: "Kırıkkale yapısı bir tabanca."- .
4 . Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür: "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti."- Y. Z. Ortaç.
5 . Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür: "Dil yapısı. Cümle yapısı."- .
6 . felsefe Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün.
7 . toplum bilimi Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

YÜKSEK Nedir?


1 . Yukarıda, üst tarafta olan yer: "Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu."- M. Ş. Esendal.
2 . sıfat Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı: "... mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı."- Ö. Seyfettin.
3 . sıfat Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan: "İri kanatları ile bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor."- H. Taner.
4 . sıfat Güçlü, etkili, şiddetli: "Yüksek basınç. Yüksek gerilim."- .
5 . sıfat Derece veya makamı bakımından üstün: "Yüksek kurul."- .
6 . sıfat Normal değerlerin üstünde olan, çok: "Türk milletinin karakteri yüksektir."- Atatürk.
7 . sıfat, mecaz Erdemli, faziletli: "Yüksek duygu."- .
8 . sıfat, mecaz Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan: "Yüksek sosyete."- .
9 . zarf Büyük para ile: "Yüksek oynamak."- .

E E M R V Ç İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

Çevirme,

6 Harfli Kelimeler

Çevrim, Evirme, İçerme,

5 Harfli Kelimeler

Çevre, Çevri, Erime, Evrim, Meriç, Verem, Verim, Verme,

4 Harfli Kelimeler

Çeri, Emeç, Emir, Erim, Erme, Eviç, Evre, İçme, İçre, İvme, Meri, Remi, Vere, Veri,

3 Harfli Kelimeler

Çim, Çir, Evç, Meç, Mir,

2 Harfli Kelimeler

Çe, Em, Er, Ev, İç, İm, Me, Mi, Re, Ve,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.