ÇEKİRDEK (TDK)


1 . Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum: "Kayısı çekirdeği. Zeytin çekirdeği. Karpuz çekirdeği."- .
2 . Yenmek için satılan kabak veya ayçiçeği tohumu: "Şimdi bir sinemada kabak çekirdeği yiyorlar."- S. F. Abasıyanık.
3 . Ağaçlarda soyulmayan bölüm.
4 . biyoloji Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik: "İnsan kanındaki alyuvarlar, çekirdeği olmayan hücrelerdir."- .
5 . fizik Atom çekirdeği.
6 . eskimiş Kuyumculukta kullanılan ve
5 cgr'a eşit olan ağırlık ölçüsü.
7 . sıfat, mecaz Bir şeyin temelini oluşturan: "Çekirdek kadro."- .

Çekirdek kelimesi baş harfi Ç son harfi K olan bir kelime. Başında Ç sonunda K olan kelimenin birinci harfi Ç , ikinci harfi E , üçüncü harfi K , dördüncü harfi İ , beşinci harfi R , altıncı harfi D , yedinci harfi E , sekizinci harfi K . Başı Ç sonu K olan 8 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AĞAÇ Nedir?


1 . Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.
2 . sıfat Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan: "Ağaç tekne."- .
3 . Direk.

AĞIRLIK Nedir?


1 . Ağır olma durumu: "Taşın ağırlığı."- . "Yükün ağırlığı."- .
2 . Değerli olma durumu: "Hediyenin ağırlığı."- .
3 . Ağırbaşlılık: "Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi."- .
4 . Tehlikeli olma durumu.
5 . Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum: "Havanın ağırlığı."- .
6 . Sıkıntı.
7 . halk ağzında Çeyizini düzmek için güveyinin geline verdiği para, kalın.
8 . Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum.
9 . Yük, külfet: "Bütün ailenin ağırlığı omuzlarındadır."- .
10 . Takı: "Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti."- . 1
1 . Sorumluluk: "Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim."- . 1
2 . Etki, baskı, güçlük. 1
3 . Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak: "Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli."- A. İlhan. 1
4 . Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. 1
5 . Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. 1
6 . mecaz Uyuşukluk ve gevşeklik durumu: "Beynime bir ağırlık peyda olmuştu."- A. Gündüz. 1
7 . askerlik Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri: "Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum."- F. R. Atay. 1
8 . fizik Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. 1
9 . spor Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori.

ALYUVAR Nedir?

Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit: "Kanın her milimetreküpünde beş milyon kadar alyuvar bulunur."- .

ATOM Nedir?


1 . Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık.
2 . halk ağzında Yaprakları üst üste sarılı topak marul.
3 . felsefe Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.

AYÇİÇEĞİ Nedir?


1 - Bileşikgillerden, sarı renkli çiçeği çok iri olan, yurdumuzda çok yetiştirilen bir bitki, günebakan, gündöndü, güneâşık, günâşığı, °şemşamer (Helianthus annuus).
2 - Bu bitkinin yağ çıkarılan tohumu.

BİRDEN Nedir?


1 . Bir defada.
2 . Ansızın: "Birden döndüm ve tahminimde haklı olduğumu anladım."- R. H. Karay.
3 . Birlikte, beraberce, hepsi bir arada: "Şimdi, ikisi birden gülmekten kırılıyorlar."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Çabucak.

BİYOLOJİ Nedir?

Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme vb. yaşayış evrelerini inceleyen bilim, dirim bilimi.

BÖLÜ Nedir?


1 - Bölme işlemini gösteren ÷ iminin okunuşu, °taksim; a ÷ b anlatımı, "a bölü b" diye okunur.
2 - Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu; a / b kesri "a bölü b" diye okunur.

BÖLÜM Nedir?


1 . Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım: "Asıl yalıya bitişik bir binada belki de eski selamlık bölümünde idiler."- R. H. Karay.
2 . Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.
3 . mecaz Çağ, devir: "O gün edebiyat tarihinde hecenin beş şairi diye bir bölüm açanların üçü orada tanıştılar."- Y. Z. Ortaç.
4 . biyoloji Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik.
5 . eğitim bilimi Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
6 . matematik Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

CİSİM Nedir?


1 - Boşlukta, uzayda yer dolduran, elle tutulan her şey.
2 - Gövde, beden, °vücut.

CİSİMCİK Nedir?


1 . Küçük cisim.
2 . fizik Atom taneciği.

ÇEKİ Nedir?


1 . Tartı.
2 . 225,97
8 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi.
3 . mecaz Üzüntü, sıkıntı.
4 . halk ağzında Kadınların başlarına bağladıkları örtü.

ÇOĞU Nedir?


1 . Bir şeyin büyük bölümü: "Biz o zaman okuduğumuz mısraların çoğunu ezber bilirdik."- A. Ş. Hisar.
2 . Çok kimse: "Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim."- A. H. Tanpınar.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

EŞİT Nedir?


1 - Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki ya da daha çok şeyler), °müsavi.
2 - Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan.

ETLİ Nedir?


1 . İçinde et bulunan.
2 . Eti çok olan: "Etli koyun."- .
3 . Dolgun, kalın: "... aşağıya sarkan kalın, etli, ıslak dudakları vardı."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Yenecek kısmı çok olan (meyve): "Etli, lezzetli bir zeytin."- .

FİZİK Nedir?


1 . Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı: "Fizik bilimi mekanik, ısı, ışık, elektrik ve manyetizma bölümlerine ayrılır."- .
2 . İnsanın doğal yapısı.
3 . Kişinin dış görünüşü.

HÜCRE Nedir?


1 . İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birliği, göze.
2 . Küçük oda.
3 . Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda: "Sonunda hücresine götürdüler de boylu boyunca uzanabildi."- S. F. Abasıyanık.
4 . mecaz Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

İÇİNDE Nedir?


1 . Süresince, zarfında: "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"- Y. Z. Ortaç.
2 . Ortamında: "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."- F. R. Atay.
3 . ... ile dolu bir biçimde: "Yüzü kırışık içinde."- .

KABA Nedir?


1 . Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı: "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Taneleri iri: "Kaba çakıl."- .
3 . Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse): "Kaba, hantal, şivesiz, bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."- R. H. Karay.
4 . Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli: "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."- H. R. Gürpınar.
5 . isim Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer.
6 . mecaz Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü: "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."- O. C. Kaygılı.

KABAK Nedir?


1 . Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita).
2 . bitki bilimi Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü.
3 . Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.
4 . müzik Kabak kemane: "Siperin içinde birkaç nefer ayakta ileriye bakıyor, öbürleri aşağı oturmuş konuşuyorlar, gülüyorlar, türkü söylüyorlar, kabak çalıyorlar."- Ö. Seyfettin.
5 . sıfat Ham, tatsız (kavun, karpuz).
6 . sıfat Tüysüz, dazlak: "Kaba kabak gibi tıraşlı!"- H. E. Adıvar.
7 . sıfat Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği).
8 . sıfat, mecaz Bilgisiz, görgüsüz, kaba.
9 . halk ağzında Kısa boynuzlu hayvan.

KABUK Nedir?


1 . Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır: "Ağaç kabuğu."- . "Meyve kabuğu."- . "Midye kabuğu."- .
2 . Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü.
3 . gök bilimi Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman: "Yer kabuğu."- .
4 . tıp (***) Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm.
5 . hayvan bilimi Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı: "Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak."- S. F. Abasıyanık.

KADRO Nedir?


1 . Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi: "Bir disiplin kadrosu içinde anonim kalmak Türk gençlerinin hoşuna gitmez."- F. R. Atay.
2 . Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge.
3 . Bu çizelgedeki yer: "Sekizinci topçu alayı kadrosunun büyük kısmı alaylı idi."- F. R. Atay.
4 . Bisiklet ve motosiklette iskeleti oluşturan metal bölüm.
5 . Bir işte görev alan kişi veya kişiler, ekip.

KANI Nedir?

İnanılan düşünce, °kanaat.

KAPLI Nedir?


1 . Kaplanmış olan: "Çantasından çok sayfalı, maroken kaplı küçük bir defter çıkardı."- Ö. Seyfettin.
2 . Kabı olan.
3 . Ciltli.

KARPUZ Nedir?


1 . Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris).
2 . bitki bilimi Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi.
3 . Lamba karpuzu.
4 . argo Kadın memesi: "Karpuzları daha da sarsıla sarsıla gülüyordu şimdi."- N. Cumalı.

KUYU Nedir?


1 . Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur: "Kahveci Salih eğilmiş, az evvel sarkıttığı gazozları kuyudan çıkarıyordu."- H. Taner.
2 . Toprağa kazılan derince çukur: "Kireç kuyusu."- .
3 . mecaz İçinden çıkılamayan durum veya yer.
4 . madencilik Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu.

KUYUM Nedir?

Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası: "Altın yüzük yaptırdım, kuyum ustalarına"- Halk türküsü.

KUYUMCU Nedir?

Değerli metal ve taşlardan bilezik, küpe vb. süs eşyası yapan veya satan kimse, sarraf, mücevherci, cevahirci: "Kuyumcu vitrini önünde nadir bir zümrüdü seyrettiğim sırada yanıma sokulmuş..."- H. C. Yalçın.

KUYUMCULUK Nedir?

Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik, cevahircilik.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

MERKEZ Nedir?


1 . Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri.
2 . Bir işin öğretildiği yer: "Er eğitim merkezi."- .
3 . Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer: "İki harp esnasında, burası kolay kazançların, vurgunculuğun en işlek merkezlerinden biriydi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Belirli bir yerin ortası: "Şehir merkezi."- .
5 . Polis karakolu: "Sizi merkezimize gönderip tevkif ettireceğim."- A. Gündüz.
6 . mecaz Biçim, tarz: "Çalışmaların, bu merkezdeyken durdurulması iyi olmadı."- .
7 . matematik Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası.
8 . matematik Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek: "Daire merkezi. Küre merkezi."- .

MERKEZİ Nedir?

Merkezde olan, merkezi oluşturan, merkezsel.

MEYVE Nedir?


1 . Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.
2 . mecaz Ürün, sonuç, kâr: "Mektebimizin şapirografla basılan haftalık Fidan'ında, en güzel meyve benim imzamdır."- Y. Z. Ortaç.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

OLUŞ Nedir?


1 - Olmak eylemi ya da biçimi, °vuku.
2 - Oluşma, °teşekkül, °tekevvün.
3 - Bir durumdan öteki duruma geçiş.

ÖLÇÜ Nedir?


1 . Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
2 . Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi: "Ziyanımız, ölçülere sığmayacak kadar büyüktür."- R. E. Ünaydın.
3 . Ölçme sonucu bulunan rakam: "Odanın ölçüsü."- .
4 . Belirlenmiş boyut: "Elbise ölçüsü. Bel ölçüsü."- .
5 . Ölçüt.
6 . mecaz Değer, itibar: "Şimdiki ölçülere uymaz bir biçimi vardı."- Y. Z. Ortaç.
7 . mecaz Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu: "Hiçbir şeyde ölçüyü aşmamalı."- .
8 . edebiyat Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
9 . müzik Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.

SATI Nedir?


1 . Satma işi, satış.
2 . sıfat Adanmış.

SERT Nedir?


1 - Çizilmesi, kırılması, kesilmesi ya da çiğnenmesi güç olan, pek, katı,yumuşak karşıtı.
2 - Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
3 - Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, "yumuşak" karşıtı.
4 - Hırçın, öfkeli, hiddetli.
5 - Titizlikle uygulanan, sıkı.
6 - Güçlü, kuvvetli.
7 - Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
8 - Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
9 - Gönül kırıcı, katı, ters.
10 - yerb. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

SIFAT Nedir?


1 - Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal ya da hukuksal bakımdan yeri ve özelliği.
2 - Yüz, kılık ve dış görünüş.
3 - Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten sözcük, önad.

SİNE Nedir?


1 . Göğüs.
2 . mecaz Gönül, yürek: "Elif kaşlarını çatar / Gamzesi sineme batar."- Karacaoğlan.
3 . mecaz Bağır, iç: "Hangi semtin eczanesi bu kadar değerli insanı sinesinde toplayabilmiştir?"- H. Taner.

SİNEMA Nedir?


1 . Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi.
2 . Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı: "Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi."- S. F. Abasıyanık.
3 . Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat: "Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz."- H. A. Yücel.

SOYULMA Nedir?

Soyulmak işi: "Paris'te bir tramvayın apaşlar tarafından durdurulup soyulması."- A. Ş. Hisar.

TEMEL Nedir?


1 . Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü: "Evin temelleri sökülüyor gibi sarsılıyor."- H. E. Adıvar.
2 . Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur.
3 . sıfat, mecaz En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz: "Devletin temel kanununun adı Anayasa'dır."- B. Felek.
4 . mecaz Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler: "Temelde sıradan bir Fransız vodviline dayanırdı oynadıkları oyun."- N. Cumalı.

TOHUM Nedir?


1 . Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane.
2 . mecaz Soy sop, döl, nesil, sülale: "Tohumu kurudu."- .
3 . mecaz Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey: "Ruhuna ve hafızasına serpilen bu tohumlar onda zamanla çiçeklerini açar ve meyvelerini verir."- A. Ş. Hisar.
4 . Spermatozoit.

VEYA Nedir?


1 . Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut: "Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım."- B. Felek.
2 . Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılan bir söz: "Sen, ben veya başka birileri."- .

YENMEK Nedir?


1 - Yemek eylemine konu olmak.
2 - Aşınmak, kemirilmek.

ZEYTİN Nedir?


1 . Zeytingillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, 10-
20 m yüksekliğinde, dalları dikensiz, yaprakları karşılıklı, küçük ve gümüş renginde, uzun ömürlü bir ağaç (Olea europaea).
2 . bitki bilimi Bu ağacın tazeyken yeşil, sonradan kararan, yüksek besin değeri taşıyan yağlı meyvesi.
3 . sıfat Bu ağaçtan yapılmış, bu ağaçla kaplanmış: "Zeytin baston."- .

D E E K K R Ç İ Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

Çekirdek,

5 Harfli Kelimeler

Çedik, Çekek, Çeker, Çekik, Derik, Dikçe, Dikeç, Direk, Erdek, Erkeç, Erkek, İçrek, Keder, Kekeç, Kekre, Kerde, Kerki, Kirde, Kireç, Kredi,

4 Harfli Kelimeler

Çeki, Çeri, Derç, Dere, Deri, Derk, Dreç, Eder, Edik, Erek, Erik, Erke, İçre, Keçe, Keçi, Kedi, Keke, Kere,

3 Harfli Kelimeler

Çek, Çir, Dek, Dik, Ede, Edi, Eke, Erk, İde, Kek, Ker, Kik, Kir,

2 Harfli Kelimeler

Çe, De, Ek, Er, İç, Ke, Ki, Re,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.