ÇARPILMAK (TDK)


1 . Çarpma işine konu olmak.
2 . (-e) Çarpık duruma gelmek: "Bu adam, elli beş, altmış yaşlarında, boynu biraz yana çarpılmış, çıkık alınlı, çökük yanaklı, kara kuru bir ihtiyardı."- R. N. Güntekin.
3 . mecaz Çalınmak, soyulmak.
4 . mecaz Aldatılmak.
5 . mecaz Alınıp gücenmek: "Tatlı tatlı konuşurken birdenbire çarpıldı."- .
6 . mecaz Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek: "Bir bakış, bir gülüşle çarpılmak işten değil."- C. S. Tarancı.

Çarpılmak kelimesi baş harfi Ç son harfi K olan bir kelime. Başında Ç sonunda K olan kelimenin birinci harfi Ç , ikinci harfi A , üçüncü harfi R , dördüncü harfi P , beşinci harfi I , altıncı harfi L , yedinci harfi M , sekizinci harfi A , dokuzuncu harfi K . Başı Ç sonu K olan 9 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ADAM Nedir?


1 . İnsan.
2 . Erkek kişi, kadın karşıtı: "İyi bir adam isterse, babası da verirse varacak."- M. Ş. Esendal.
3 . Birinin yanında ve işinde bulunan kimse: "Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar."- K. Tahir.
4 . Birinin yararlandığı, kullandığı kimse: "Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı."- C. Meriç.
5 . Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı: "O benim adamımdır, hiçbir ricamı geri çevirmez."- .
6 . Görevli kimse: "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse."- R. H. Karay.
7 . İyi huylu, güvenilir kimse: "Amcam, güngörmüş bir adamdı."- R. N. Güntekin.
8 . Bir alanda derin bilgisi olan kimse: "Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır."- H. Taner.
9 . Bir alanı benimseyen kimse.
10 . ünlem Bir şeyin önemsenmediği anlatılmak istendiğinde kullanılan söz: "Adam, vazgeç!"- . 1
1 . halk ağzında Eş, koca.

ALDATILMAK Nedir?

Aldatma işine konu olmak: "Aldatılmak bir kadın için ne müthiş şey, takdir edersiniz."- P. Safa.

ALIN Nedir?


1 - Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü.
2 - (Kimi şeylerde) Ön, ön yüz, (ön) cephe, alnaç.
3 - karşı.

ALTMIŞ Nedir?


1 . Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 60, LX rakamlarının adı.
3 . sıfat Altı kere on, elli dokuzdan bir artık.

BAKIŞ Nedir?

Bakma işi: "Bakışları adamakıllı öfkeli olurdu."- S. Birsel.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BİRDENBİRE Nedir?

Ansızın: "Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi."- S. F. Abasıyanık.

ÇALI Nedir?

Böğürtlen, ahududu gibi ağaççıktan küçük, dalları çok çatallı ve sapları odunsu bitki.

ÇALINMAK Nedir?


1 . Çalma işine konu olmak: "Kapı kapanalı daha üç beş dakika olmadan tekrar çalınmış."- A. Ş. Hisar.
2 . halk ağzında İnme inmek.

ÇARPI Nedir?


1 . Kaba sıva, çarpma sıva.
2 . matematik Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

ÇARPIK Nedir?


1 . Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı: "İyice kararmış çarpık bir tahta kapı aralık duruyordu."- Ç. Altan.
2 . mecaz Kötü: "Oraya özellikle çarpık vasıfları olanları toplarlarmış."- H. Taner.
3 . Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan.
4 . zarf, mecaz Aksi, ters, huysuz bir biçimde: "Nedense Makbule, bu davetten çarpık dönüyordu."- R. N. Güntekin.

ÇARPILMAK Nedir?


1 . Çarpma işine konu olmak.
2 . (-e) Çarpık duruma gelmek: "Bu adam, elli beş, altmış yaşlarında, boynu biraz yana çarpılmış, çıkık alınlı, çökük yanaklı, kara kuru bir ihtiyardı."- R. N. Güntekin.
3 . mecaz Çalınmak, soyulmak.
4 . mecaz Aldatılmak.
5 . mecaz Alınıp gücenmek: "Tatlı tatlı konuşurken birdenbire çarpıldı."- .
6 . mecaz Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek: "Bir bakış, bir gülüşle çarpılmak işten değil."- C. S. Tarancı.

ÇARPMA Nedir?


1 . Çarpmak işi: "Ayşe'nin yüreği daha hızlı çarpmaya başladı."- Ö. Seyfettin.
2 . Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi.
3 . matematik Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp.
4 . müzik Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık.

ÇEKİ Nedir?


1 . Tartı.
2 . 225,97
8 kg olan, odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan ağırlık ölçü birimi.
3 . mecaz Üzüntü, sıkıntı.
4 . halk ağzında Kadınların başlarına bağladıkları örtü.

ÇEKİCİ Nedir?


1 . Çekme işini yapan.
2 . mecaz Alımlı: "Necdet için bu öbüründen daha çekici değildi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . isim Kaza veya arıza yapan aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt.

ÇIKIK Nedir?


1 . Bir kemik veya organın yerinden çıkmış olması: "Kolunda çıkık var."- .
2 . sıfat Yerinden çıkmış (kemik veya organ).
3 . sıfat Çıkıntısı olan: "Bu adam, elli beş, altmış yaşlarında, boynu biraz yana çarpılmış, çıkık alınlı, çökük yanaklı, kara kuru bir ihtiyardı."- R. N. Güntekin.

ÇÖKÜK Nedir?

Çökmüş, çukurlaşmış, içeri çekilmiş: "Gençken de yanakları çökük, kuru bir adamdı."- M. Ş. Esendal.

DEĞİL Nedir?

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime: "Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu."- T. Buğra.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

ELLİ Nedir?


1 . Kırk dokuzdan sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 50, L rakamlarının adı.
3 . sıfat Beş kere on, kırk dokuzdan bir artık. elli (II) sıfat Eli olan: "Bu kocaman elli, muhteşem babadan bile korkmuyordu."- S. F. Abasıyanık.

ETKİ Nedir?


1 . Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir: "Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor."- H. Taner.
2 . Bir etken veya bir sebebin sonucu: "Tokadın etkisi kötü oldu."- .
3 . mecaz Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim: "Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu."- T. Buğra.

ETKİLENMEK Nedir?

Etkiye uğramak, müteessir olmak: "Bu büyük adamın olağanüstü tevazusu karşısında haklı olarak etkilenmişti."- H. Taner.

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

GÜCENME Nedir?

Gücenmek işi.

GÜCENMEK Nedir?

Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık duymak, kırılmak: "Kendisine uygulanan bu tavırdan ne darılmıştı ne gücenmişti."- N. Araz.

GÜLÜŞ Nedir?

Gülme işi: "Kalleşliğin binbir çeşidi apaçık görünüyordu bu gülüşte."- N. Ataç.

İHTİYAR Nedir?


1 . Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı: "İhtiyar öksürüyor, öksürdükçe de boğazından çürük bir ses çıkıyor."- M. Ş. Esendal.
2 . isim, teklifsiz konuşmada Baba veya anne.

İŞTE Nedir?


1 . Bir şey gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenen bir söz, aha, ahacık: "Hani kitap? - İşte size anlattığım adam. İşte, korktuğum başıma geldi."- .
2 . Anlatılan bir sözün sonucuna gelindiğini gösterir: "İşte bütün manzara budur!"- R. E. Ünaydın.
3 . Anlatılan şeye dikkat çekmek için kullanılan bir söz: "Ekmek, peynir, yumurta, marul, limon, ne bulursan al işte."- N. Cumalı.

KAPI Nedir?


1 . Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
2 . Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
4 . Devlet dairesi: "Hükûmet kapısı."- .
5 . mecaz Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân: "Onların başvuracağı her kapıya gitmiş."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Gidere yol açan gereksinim: "Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı."- .
7 . mecaz Ev gezmesi için gidilen yer: "Bugün yine kaç kapı dolaştın?"- .

KAPILMA Nedir?

Kapılmak işi.

KAPILMAK Nedir?


1 . Kapma işine konu olmak: "Bir ara korkuya kapıldım."- R. H. Karay.
2 . Sürüklenmek: "Aralarından biri akıntıya kapıldığı zaman ötekiler var kuvvetleriyle dayanarak onu geri çekiyorlardı."- R. N. Güntekin.
3 . mecaz Birine güvenip boş bulunarak aldanmak: "Ben onun sözlerine kapıldım."- .
4 . mecaz Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak: "Kızın güzelliğine kapılarak evlenme teklif etti."- .
5 . mecaz Bir şeyin veya kimsenin güçlü etkisinde kalmak: "Bu iki şiiri övenler onların kalıbından gelen ucuz bir güzelliğe kapılırlar."- S. Birsel.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KONU Nedir?


1 . Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje: "Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım."- Y. Z. Ortaç.
2 . Üzerinde konuşulan şey, bahis: "Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım."- B. Felek.

KONUŞ Nedir?


1 . Konma işi.
2 . askerlik Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.
3 . coğrafya Konum.

KONUŞU Nedir?

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı, kolokyum.

KURU Nedir?


1 . Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı: "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."- H. E. Adıvar.
2 . Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan: "Kuru çöl. Kuru tepeler."- .
3 . Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı: "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."- R. H. Karay.
4 . Canlılığını yitirmiş (bitki): "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"- H. E. Adıvar.
5 . mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem: "Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın!"- H. E. Adıvar.
6 . Salgısı olmayan: "Kuru öksürük. Kuru egzama."- .
7 . Döşenmemiş, çıplak: "Kuru tahtaya oturma!"- .
8 . Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek): "Kuru çayla karın doyar mı?"- .
9 . Etkisi ve sonucu olmayan: "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."- R. E. Ünaydın.
10 . mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze: "Kuru, zevksiz bir hayat."- . 1
1 . mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun: "Kuru bir anlatım."- . 1
2 . isim Kuru fasulye.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

SOYULMA Nedir?

Soyulmak işi: "Paris'te bir tramvayın apaşlar tarafından durdurulup soyulması."- A. Ş. Hisar.

SOYULMAK Nedir?

Soyma işine konu olmak: "Küçük çocuğun gözü soyulmuş bir taze badem gibi parladı."- S. F. Abasıyanık.

TARA Nedir?

Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan eğri bir tür bıçak.

TATLI Nedir?


1 . Şeker tadında olan: "Tatlı nar. Tatlı elma."- .
2 . Acı olmayan, içilebilen, yenilebilen: "Tatlı su. Tatlı salatalık."- .
3 . isim Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek: "Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."- .
4 . zarf Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla: "Ne tatlı bakıyordu."- .
5 . mecaz İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren: "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı."- Y. Z. Ortaç.

YANAK Nedir?


1 . Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü: "Dedim dilber yanakların kızarmış / Dedi çiçek taktım gül yarasıdır."- Âşık Ömer.
2 . Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi.

A A I K L M P R Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

Çarpılmak,

8 Harfli Kelimeler

Çarpılma, Çarpmalı, Parmaklı, Pırlamak,

7 Harfli Kelimeler

Açılmak, Açmalık, Araplık, Arkalıç, Arpalık, Çakılma, Çapaklı, Çapkıma, Çarpmak, Çıkarma, Çırakma, Çırpmak, Kaçılma, Kaçırma, Kapılma, Karılma, Kıprama, Markalı, Paçalık, Paralık, Parçalı, Pırlama, Rakamlı, Rampalı,

6 Harfli Kelimeler

Açılma, Alaçık, Alıkça, Amaçlı, Amalık, Apaçık, Araçlı, Arakçı, Araklı, Aralık, Arkalı, Armalı, Çalkar, Çalmak, Çamlık, Çapalı, Çapmak, Çaprak, Çarklı, Çarlık, Çarpık, Çarpım, Çarpma, Çıplak, Çırpma, Iklama, Irakça, Iramak, Kamalı, Kampçı, Kapalı, Kaplam, Karalı, Karıma, Karmaç, Kırpma, Malkar, Paçalı, Paralı, Parkçı,

5 Harfli Kelimeler

Açlık, Açmak, Akçıl, Alarm, Alçak, Alkım, Almaç, Almak, Arkaç, Arpçı, Çakal, Çakar, Çakıl, Çakım, Çakır, Çakma, Çakra, Çalak, Çalap, Çalar, Çalık, Çalım, Çalkı, Çalma, Çapak, Çapar, Çapla, Çaplı, Çapma, Çarık, Çarka, Çarpı, Çıkar, Çıkma, Çıkra, Çırak, Irama, Irmak, Kaçar, Kaçlı,

4 Harfli Kelimeler

Açar, Açık, Açım, Açkı, Açma, Akaç, Akar, Akça, Akıl, Akım, Aklı, Akma, Alçı, Alıç, Alık, Alım, Alma, Amaç, Amal, Apak, Araç, Arak, Arap, Arık, Arka, Arlı, Arma, Arpa, Çakı, Çalı, Çapa, Çark, Çıma, Çıpa, Çıra, Irak, Kaça, Kaçı, Kala, Kalp,

3 Harfli Kelimeler

Açı, Aka, Akı, Ala, Alp, Ama, Ara, Arı, Ark, Arp, Çak, Çal, Çam, Çap, Çar, Ira, Irk, Kaç, Kal, Kam, Kap, Kar, Kıç, Kıl, Kır, Lak, Lam, Lap, Maç, Mal, Pak, Pal, Pır, Ram, Rap,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ak, Al, Am, Ar, La, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.