ÇARPIK (TDK)


1 . Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı: "İyice kararmış çarpık bir tahta kapı aralık duruyordu."- Ç. Altan.
2 . mecaz Kötü: "Oraya özellikle çarpık vasıfları olanları toplarlarmış."- H. Taner.
3 . Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan.
4 . zarf, mecaz Aksi, ters, huysuz bir biçimde: "Nedense Makbule, bu davetten çarpık dönüyordu."- R. N. Güntekin.

Çarpık kelimesi baş harfi Ç son harfi K olan bir kelime. Başında Ç sonunda K olan kelimenin birinci harfi Ç , ikinci harfi A , üçüncü harfi R , dördüncü harfi P , beşinci harfi I , altıncı harfi K . Başı Ç sonu K olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AKSİ Nedir?


1 . Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi: "Salıncağın ipini sallandığı istikametin aksine çekti."- O. C. Kaygılı.
2 . Uygun olmayan: "Kusura bakma abla! Aksi zamana rastladı. Gazozları yetiştiremedik."- A. K. Tecer.
3 . İnatçı, hırçın, huysuz: "Ben bu aşçı kadar çılgın ve aksi insan görmedim."- R. N. Güntekin.

ARALIK Nedir?


1 . İki şey arasındaki açıklık, mesafe: "İki masa arasında bir metre aralık var."- .
2 . Sıra, vakit: "O aralık açıkgözün biri de ayağımdan çıkan potini almış savuşmuş."- M. Ş. Esendal.
3 . Uygun, elverişli durum, fırsat.
4 . Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor.
5 . Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel.
6 . Ayakyolu.
7 . Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas.
8 . sıfat Yarı açık, tam kapanmamış.
9 . ekonomi Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre.
10 . fizik Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. 1
1 . müzik Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk: "Portenin beş çizgisi arasında dört aralık vardır."- . 1
2 . spor Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık.

BİÇİM Nedir?

Biçme işi: "Buğday biçim zamanı."- . biçim (II) isim
1 . Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal: "İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur."- S. Birsel.
2 . Yakışık alan şekil, uygun şekil: "Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde."- A. İlhan.
3 . Herhangi bir şeyin benzeri.
4 . Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
5 . Tarz: "İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar."- F. R. Atay.
6 . bilişim Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.
7 . bilişim Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
8 . edebiyat Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil: "Gazel, mesnevi, rubai, sone birer şiir biçimidir."- .

ÇARPI Nedir?


1 . Kaba sıva, çarpma sıva.
2 . matematik Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

ÇARPIK Nedir?


1 . Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı: "İyice kararmış çarpık bir tahta kapı aralık duruyordu."- Ç. Altan.
2 . mecaz Kötü: "Oraya özellikle çarpık vasıfları olanları toplarlarmış."- H. Taner.
3 . Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan.
4 . zarf, mecaz Aksi, ters, huysuz bir biçimde: "Nedense Makbule, bu davetten çarpık dönüyordu."- R. N. Güntekin.

DOĞRU Nedir?


1 . Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.
2 . Gerçek, yalan olmayan: "Doğru haber."- .
3 . Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun: "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur."- A. Gündüz.
4 . isim Gerçek, hakikat: "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz."- N. Ataç.
5 . isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi: "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."- .
6 . zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde: "Çocuk doğru okudu."- .
7 . zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca.
8 . zarf Yakın, yakınlarında: "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu."- F. R. Atay.
9 . edat Karşı yönünce: "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü."- S. F. Abasıyanık.
10 . mecaz Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu.

DÖNÜ Nedir?

Dönme, dönüş, °devir.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

DÜZGÜ Nedir?

Norm.

DÜZGÜN Nedir?


1 . Doğru ve pürüzsüz, muntazam: "Düzgün tahta. Düzgün yol."- .
2 . Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.
3 . İyi: "Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil."- M. Ş. Esendal.
4 . zarf Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde: "Düzgün konuşuyor."- .
5 . matematik Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim): "Düzgün çok yüzlü."- .
6 . isim, eskimiş Fondöten.

DÜZGÜNLÜ Nedir?

Yüzüne düzgün sürmüş olan: "... suratı hâlâ düzgünlü, kirpikleri hâlâ sürmeli, deli saraylı bir kadıncağızmış."- H. Taner.

EĞRİ Nedir?


1 . Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı: "Eğri bir yol."- .
2 . Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves: "Eğri kılıç."- .
3 . Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail: "Eğri bir masa."- .
4 . zarf Yanlış bir biçimde: "Gazetecilik bu oğlum, eğri, doğru yazılıp çıkmalı."- M. Ş. Esendal.
5 . isim Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi: "Sıcaklık eğrisi. Hava nemi eğrisi."- .
6 . isim, matematik Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey.

GEREK Nedir?


1 . İcap: "... millî güvenlik gereklerinin ihlal edilmesi ... hâlinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir."- Anayasa.
2 . sıfat Bir şeyin yapılabilmesi veya olabilmesi ona bağlı olan, lazım: "Mecnunlara Leyla gerek, bana seni gerek seni."- Yunus Emre.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

HUYSUZ Nedir?

Huyu iyi olmayan, geçimsiz, şirret: "Yeni edindiği bu huysuz ve kavgacı tabiatı, küçükken masum hâllerinin ona sağlamış olduğu hoşgörüyü çabucak yok etti."- Y. N. Nayır.

KAPI Nedir?


1 . Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
2 . Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat: "Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı."- S. F. Abasıyanık.
3 . Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
4 . Devlet dairesi: "Hükûmet kapısı."- .
5 . mecaz Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân: "Onların başvuracağı her kapıya gitmiş."- S. F. Abasıyanık.
6 . mecaz Gidere yol açan gereksinim: "Bayram geldi, yine masraf kapıları açıldı."- .
7 . mecaz Ev gezmesi için gidilen yer: "Bugün yine kaç kapı dolaştın?"- .

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARAR Nedir?


1 . Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı: "Kararımı biradere pek güçlükle kabul ettirdim."- R. N. Güntekin.
2 . hukuk Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm: "Yargıç kararı."- .
3 . Bu yargıyı bildiren belge: "Mahkeme kararını aldı."- .
4 . Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik.
5 . Değişmez olma: "Havanın hiç kararı yok."- .
6 . Tam ölçüsünde, ne az ne çok: "Yemeğin tuzu karar."- .
7 . müzik Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KARŞIT Nedir?

Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, °zıt, °kontrast.

KÖTÜ Nedir?


1 . İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı: "Kötü bir kalem."- .
2 . Zararlı, tehlikeli: "Kötü adam."- .
3 . Korku, endişe veren: "Yabancının bu kötü kasdına yalnız azmimizle karşı koyduk."- R. E. Ünaydın.
4 . Kaba ve kırıcı: "Kızına söylemedik kötü lakırtı bırakmamış."- M. Ş. Esendal.
5 . Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan.
6 . zarf Aşırı, çok: "Kız, oğlana kötü tutuldu."- .

MAKBUL Nedir?


1 - Kabul edilen.
2 - Beğenilen, hoş karşılanan.
3 - Geçer, geçerli.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

OLAN Nedir?


1 - olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
2 - ad tamlaması belirtileni durumunda bulunan bir addan sonra getirildiğinde o adın sıfatı değerinde bir birleşik oluşturur.

ÖZELLİKLE Nedir?

Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus: "Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış."- H. Taner.

TAHTA Nedir?


1 . Düz, enlice, uzun ve az kalın biçilmiş ağaç: "Çam tahtası. Gürgen tahtası."- .
2 . sıfat Bu ağaçtan yapılmış: "Bilet toplanan tahta parmaklıktan geçtik."- Ö. Seyfettin.
3 . Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme: "Yeni silinmiş tahtalar birkaç saniye içinde berbat oldu."- R. N. Güntekin.
4 . Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer.
5 . Kara tahta.
6 . halk ağzında Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh: "Köylüler bu tarhlara tahta tabir eder, ekilecek her dönüm için bir tahta yapmakla övünürlerdi."- E. Işınsu.

TANE Nedir?


1 . Herhangi bir sayıda olan, adet.
2 . Bazı bitkilerin tohumu: "Bu küllerin içinde, kavrulmuş buğday taneleri ... görüyorum."- M. Ş. Esendal.
3 . bitki bilimi Çekirdekli küçük meyve: "Üzüm tanesi. Nar tanesi."- .

TERS Nedir?


1 . Gerekli olan duruma karşıt, zıt.
2 . isim Bir şeyin içe gelen yanı, arkası: "Elinin tersiyle küçük bir tokat vurmuştu."- Ç. Altan.
3 . isim Kesici bir aletin kesmeyen yanı: "Kollarına bıçağın tersiyle birkaç tane vurmuşlar."- M. Ş. Esendal.
4 . mecaz Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz: "Ters sözlerinle, fazilet iddialarınla beni hırpalama."- H. C. Yalçın.
5 . mecaz Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert: "Ters adamın işi de ters gider."- M. Ş. Esendal.
6 . isim, mecaz Bir şeyin aksi, karşıtı: "Anlattığının tersi anlaşılınca utandı."- .

TOPLA Nedir?

Üç parmaklı dirgen.

VASIF Nedir?

Nitelik.

ZARF Nedir?


1 . Kap, kılıf, sarma.
2 . İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese: "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler."- A. Haşim.
3 . İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap: "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi."- R. Enis.
4 . dil bilgisi Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi.

A I K P R Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Çarpık, Parkçı,

5 Harfli Kelimeler

Arpçı, Çakır, Çarık, Çarpı, Çıkar, Çıkra, Çırak, Kıraç,

4 Harfli Kelimeler

Açık, Açkı, Arık, Çakı, Çark, Çıpa, Çıra, Irak, Kaçı, Kapı, Karı, Kırç, Park, Rakı,

3 Harfli Kelimeler

Açı, Akı, Arı, Ark, Arp, Çak, Çap, Çar, Ira, Irk, Kaç, Kap, Kar, Kıç, Kır, Pak, Pır, Rap,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ak, Ar, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.