ÇAPKIN (TDK)


1 . Geçici aşklar ve ilişikler peşinde koşan (kimse), hovarda: "Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın."- P. Safa.
2 . Cinsellik hatırlatan: "Bunlar, herhangi bir caz havasına uyar gibi omuz, gerdan kırar, kalça sallar ve mantolarını çapkın bir eda ile şöylece omuzlarının üstüne atıverirler."- H. E. Adıvar.
3 . Haylaz: "İyidir, hoştur ... ille velakin birazcık delişmendir, birazcık çapkındır."- O. C. Kaygılı.
4 . ünlem Okşayıcı bir seslenme sözü: "Kostüm yeni, potinler yeni, gömlek yeni ... güveyi mi giriyorsun çapkın!"- P. Safa.

Çapkın kelimesi baş harfi Ç son harfi N olan bir kelime. Başında Ç sonunda N olan kelimenin birinci harfi Ç , ikinci harfi A , üçüncü harfi P , dördüncü harfi K , beşinci harfi I , altıncı harfi N . Başı Ç sonu N olan 6 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ADAM Nedir?


1 . İnsan.
2 . Erkek kişi, kadın karşıtı: "İyi bir adam isterse, babası da verirse varacak."- M. Ş. Esendal.
3 . Birinin yanında ve işinde bulunan kimse: "Kendisi gayet kibirli, öfkeli olduğu için hizmetçileri ve adamları korkarlar."- K. Tahir.
4 . Birinin yararlandığı, kullandığı kimse: "Hemen hepsi para çevrelerinin adamlarıydı."- C. Meriç.
5 . Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı: "O benim adamımdır, hiçbir ricamı geri çevirmez."- .
6 . Görevli kimse: "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse."- R. H. Karay.
7 . İyi huylu, güvenilir kimse: "Amcam, güngörmüş bir adamdı."- R. N. Güntekin.
8 . Bir alanda derin bilgisi olan kimse: "Bir sanatçının, bilim adamının düşünmek için bol zamana ihtiyacı vardır."- H. Taner.
9 . Bir alanı benimseyen kimse.
10 . ünlem Bir şeyin önemsenmediği anlatılmak istendiğinde kullanılan söz: "Adam, vazgeç!"- . 1
1 . halk ağzında Eş, koca.

BİRA Nedir?

Arpa ile şerbetçi otunun mayalandırılmasıyla yapılan bir içki, arpa suyu: "Onu iki bardak bira içmeye razı etmişti."- R. N. Güntekin.

BİRAZ Nedir?


1 . Bir parça, azıcık: "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."- F. R. Atay.
2 . zarf (bi'raz) Kısa bir süre için: "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."- O. Rifat.
3 . zarf (bi'raz) Az miktarda: "Dersini biraz biliyor."- .

BİRAZCIK Nedir?


1 . Pek az, çok az.
2 . zarf (bira'zcık) Kısa bir süre: "Birazcık bekleyiniz lütfen."- .

CİNSELLİK Nedir?


1 . Cinsel özelliklerin bütünü.
2 . Sevişme duygusu: "Yer yer kayıtsız, cinsellikten müthiş tat alan, sorumsuz bir adam."- S. İleri.

ÇAPKIN Nedir?


1 . Geçici aşklar ve ilişikler peşinde koşan (kimse), hovarda: "Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın."- P. Safa.
2 . Cinsellik hatırlatan: "Bunlar, herhangi bir caz havasına uyar gibi omuz, gerdan kırar, kalça sallar ve mantolarını çapkın bir eda ile şöylece omuzlarının üstüne atıverirler."- H. E. Adıvar.
3 . Haylaz: "İyidir, hoştur ... ille velakin birazcık delişmendir, birazcık çapkındır."- O. C. Kaygılı.
4 . ünlem Okşayıcı bir seslenme sözü: "Kostüm yeni, potinler yeni, gömlek yeni ... güveyi mi giriyorsun çapkın!"- P. Safa.

ÇIKTI Nedir?


1 . Üretim sonucu ortaya çıkan ürün, girdi karşıtı.
2 . Artık: "Sanayi çıktısı."- .
3 . bilişim Bilgisayarda yazılan bir metnin kâğıda dökülmüş biçimi, print.
4 . Mezuniyet belgesi.

DELİ Nedir?


1 . Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun.
2 . Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.): "Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyordu."- T. Buğra.
3 . mecaz Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın: "Ben delinin biriyim, ateşe girerim."- F. R. Atay.

DELİŞMEN Nedir?


1 . Zıpır: "Arabacı yirmi beş yaşlarında delişmen, dili biraz kekeme bir oğlan."- M. Ş. Esendal.
2 . Güçlü, hareketli, sağlam yapılı: "Çok heyecanlı, uyanık, sözünü sakınmaz, biraz da delişmen bir insan olduğu için Deli Murat derler."- R. N. Güntekin.
3 . mecaz Çılgın, hercai: "Gönüllerini tutuşturan delişmen duygularını donduran buz gibi bir havayla dönmüşlerdi."- M. Uyguner.

GEÇİCİ Nedir?


1 . Çok sürmeyen: "Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim."- P. Safa.
2 . Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı: "Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım?"- H. E. Adıvar.
3 . Bulaşan, bulaşıcı.
4 . isim Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu: "Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor."- C. Şehabettin.

GERDAN Nedir?


1 . Vücudun omuzlarla baş arasında kalan ön bölümü: "Başını geri atıp gerdanını olanca beyazlığıyla göstererek sarsıla sarsıla güldü."- H. Taner.
2 . Şişmanlarda çenenin altındaki tombulluk: "Sivri çenenin altında iki kat bir gerdan."- A. Gündüz.
3 . Kesim hayvanlarında boyun.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

GÖMLEK Nedir?


1 . Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi: "Sarı zeminli, kırmızı çiçekli gömleğinin yalnız boğazına tesadüf eden düğmesi ilikli, ötekiler açıktı."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı, kombinezon.
3 . Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı: "Don ve gömleği ile fırlamış erkekler kapıların önlerinde giyiniyorlardı."- A. H. Tanpınar.
4 . Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf: "İplik dikiş, karton kapak ve beş renkli kuşe gömlek içinde çıkacak olan ... kitaplığımızın en değerli eserleri arasında yer alacaktır."- Y. Z. Ortaç.
5 . Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf.
6 . Dosya kartonu.
7 . Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar.
8 . mecaz Göbek, batın: "İki gömlek yukarı dedesi filancadır."- .
9 . mecaz Basamak, kat, derece: "İki pehlivan yenişememiştir ama Aliço'nun bir gömlek üstün olduğu iyice belirlenmiştir."- S. Birsel.

GÜVEYİ Nedir?

Damat.

HATIR Nedir?


1 . Düşünme, akılda tutma, hafıza, zihin, akıl, yâd.
2 . Gönül, kalp: "Sakın hatırını kıracak bir şey söyleme."- .
3 . Birine karşı duyulan saygı, sevgi: "Hatırınız için bu işi yaptım."- .
4 . Durum, keyif, hâl: "Hatırını sormak."- .

HAVA Nedir?


1 . Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.
2 . Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü: "Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu."- M. Ş. Esendal.
3 . Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu: "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."- R. N. Güntekin.
4 . Gökyüzü: "Havada bir tek bulut yok."- .
5 . Çevreyi kuşatan boşluk: "Tozlar havada uçuşuyordu."- .
6 . Esinti: "Bugün hava olursa yelkenli kalkacak."- .
7 . Müzik parçalarında tür: "Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık."- S. F. Abasıyanık.
8 . Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.
9 . sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz): "Bu sözlerin sonu hava."- .
10 . mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik: "Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar."- H. Taner. 1
1 . mecaz Tarz, üslup: "Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla..."- Y. Z. Ortaç. 1
2 . mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans: "Bugünlük, bu masal havası içinde onunla beraber yaşamalıyız."- S. F. Abasıyanık. 1
3 . mecaz Çekicilik, albeni, alım, cazibe: "Kadın güzel değil ama havası var."- . 1
4 . mecaz Keyif, âlem: "Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz."- .

HAVAS Nedir?

Duyular.

HAVAS Nedir?


1 - Nitelikler, özellikler.
2 - Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir çeşit ayrıcalık gören yurttaş sınıfı, "avam" karşıtı.

HAYLAZ Nedir?


1 . Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan (kimse), hayta: "Gelene geçene dilini çıkarır, edepsiz, haylaz bir çocuktu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden, yaramaz.

HERHANGİ Nedir?

Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.

HOŞT Nedir?


1 - Köpekleri ürkütüp kaçırmak için çıkarılan ses.
2 - Kovma sözü.

HOVARDA Nedir?


1 . Zevki için para harcamaktan kaçınmayan (kimse).
2 . Çapkın.
3 . isim Hayat kadınının parasını yiyen erkek.

İLİŞİK Nedir?


1 . İlgi, bağlılık, ilişki, münasebet: "Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir..."- Anayasa.
2 . Ek: "Ayrıntılar ilişikte yazılıdır."- .
3 . sıfat İliştirilmiş, eklenmiş, bağlanmış, merbut: "Dilekçeye ilişik olarak sunulan belge..."- .
4 . sıfat Bir şeyle ilgili, ilişkin, ait: "Listelere ilişik açıklama, sabaha karşı aldığı bir telgraf kadar şaşırtıcıydı."- N. Cumalı.

İLLE Nedir?

İlla.

KALÇA Nedir?

Gövdenin arka bölümünde, bacakların birleştiği yerle bel arasındaki şişkin bölge: "Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı."- Ö. Seyfettin.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KAYGI Nedir?

Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa: "Korku ve kaygıyla vücudunu dinledi."- A. İlhan.

KAYGILI Nedir?

Kaygısı olan, üzüntülü: "Kadın kaygılı bir sesle bağırdı."- H. E. Adıvar.

KOŞA Nedir?


1 - Çift, eş, ikiz.
2 - Hep birlikte.

MANTO Nedir?

Kadın paltosu: "Kürklü, zarif ve epeyce pahalı bir mantoya büründüğü için kadının yüzü görünmüyordu."- A. Gündüz.

MANTOL Nedir?

Mentol.

OKŞAYICI Nedir?

Hoşa giden, gönül alan (söz, davranış vb.): "... okşayıcı sözlerle çocuk gönüllerimizi kanatlandırıyordu."- Y. Z. Ortaç.

OMUZ Nedir?

Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm.

ONUN Nedir?

O adılının tamlayan durumu.

PEŞİNDE Nedir?

çok istenilen şeyi belirten bir söz: "O şimdi koltuk peşinde."- .

POTİN Nedir?

Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı veya yan tarafı lastikli ayakkabı: "Soyunmaya hatta potinlerini çıkarmaya takati yoktu."- S. F. Abasıyanık.

SAFA Nedir?

bakınız sefa.

SESLENME Nedir?


1 . Seslenmek işi.
2 . Sözü birine veya birilerine yöneltme, hitap.

ŞÖYLECE Nedir?

Şu biçimde, tam şöyle: "Şöylece söylemeli."- .

ÜNLEM Nedir?


1 . Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime, nida: Ah! oh! şak, çat vb.
2 . Ünlem işareti.

ÜSTÜNE Nedir?


1 . İlişkin, üzerine, dair: "Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu."- S. F. Abasıyanık.
2 . Hesabına: "Kahveci içilen kahveleri Esat Ağanın üstüne yazıyor."- M. Ş. Esendal.
3 . ...-e göre, uygun olarak: "Paris'e yazıldı. Oradan ölçü üstüne gönderdiler, insan Paris'e kendi gidip diktirmeli."- M. Ş. Esendal.
4 . ...-den sonra: "Ben rakının üstüne şarap içmem diyecek oldu."- H. Taner.
5 . Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz: "Memleketten mektup mektup üstüne para istemiyorlardı o sıralarda..."- S. F. Abasıyanık.

YENİ Nedir?


1 . Kullanılmamış olan, eski karşıtı: "Yeni giysi. Yeni ayakkabı."- .
2 . Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan: "Yeni haber. Yeni moda."- .
3 . En son edinilen: "Yeni eve taşındık."- .
4 . İşe henüz başlamış: "Yeni öğrenci. Yeni asker."- .
5 . O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan: "Yeni bir buluş. Yeni bir düşünce."- .
6 . Tanınmayan, bilinmeyen: "Yeni imzalara rastlıyoruz."- .
7 . Daha öncekilerden farklı olan: "Yeni ihtiyaçlarımız var."- .
8 . zarf Biraz önce, çok zaman geçmeden: "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı."- Ç. Altan.

A I K N P Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

6 Harfli Kelimeler

Çapkın,

5 Harfli Kelimeler

Çakın, Çıkan,

4 Harfli Kelimeler

Açık, Açkı, Akın, Anık, Çakı, Çıpa, Kaçı, Kanı, Kapı, Kına,

3 Harfli Kelimeler

Açı, Akı, Anı, Çak, Çan, Çap, Çın, Kaç, Kan, Kap, Kıç, Kın, Pak,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ak, An,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.