ÇAMURLAŞMAK (TDK)


1 . Çamur durumuna gelmek: "Erimeye başlayan ve gittikçe çamurlaşan karlara bastıkça ayakları kayıyordu."- A. Gündüz.
2 . mecaz Sataşmaya, kavga çıkarmaya başlamak, terbiyesizleşmek.

Çamurlaşmak kelimesi baş harfi Ç son harfi K olan bir kelime. Başında Ç sonunda K olan kelimenin birinci harfi Ç , ikinci harfi A , üçüncü harfi M , dördüncü harfi U , beşinci harfi R , altıncı harfi L , yedinci harfi A , sekizinci harfi Ş , dokuzuncu harfi M , onuncu harfi A , onbirinci harfi K . Başı Ç sonu K olan 11 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

AYAK Nedir?


1 . Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
2 . Bacak.
3 . Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri: "İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var."- .
4 . Vücudun belden aşağı bölümü: "Ayağına bir pantolon çekti."- .
5 . Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi: "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."- .
6 . Basamak.
7 . Fut.
8 . Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
9 . halk ağzında Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.
10 . eskimiş Yarım arşın veya 30,
5 cm uzunluğundaki ölçü birimi, kadem. 1
1 . coğrafya Göl ayağı. 1
2 . edebiyat Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. 1
3 . edebiyat Halk edebiyatında uyak: "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler."- S. Birsel. 1
4 . matematik Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta: "Dikme ayağı."- . 1
5 . spor Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. 1
6 . spor Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

BASTI Nedir?

Kıyma ile pişirilmiş sebze: "Kabak bastısı. Patlıcan bastısı."- .

BASTIK Nedir?

Pestil.

BAŞLAMAK Nedir?


1 . Bir işe girişmek, harekete geçmek: "Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı."- H. Taner.
2 . (nsz) Çalışır, işler, yürür duruma girmek: "Bundan başka evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı."- H. E. Adıvar.
3 . Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak: "Şiirimiz milletimizin Anadolu'daki teşekkülü ile başlar."- Y. K. Beyatlı.
4 . Görünmek: "Kasabanın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardı."- S. F. Abasıyanık.
5 . Etkisini göstermek: "Kış başlarken yapraklar döküldü."- C. Uçuk.
6 . Hoş olmayan bir davranışa koyulmak: "Etraftaki çocuklar gene arsızlanmaya başladılar."- O. C. Kaygılı.

ÇAMUR Nedir?


1 . Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık: "Ayakkabılarımızın altındaki kırmızı renkli, arasından kuru otlar fırlamış çamurun ağırlığını duyar gibi oluyorum."- R. H. Karay.
2 . sıfat, mecaz Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse): "Çamur oyuncu ile dürüst oyuncuyu herkes karıştırıyor."- H. Taner.
3 . halk ağzında Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

ÇIKAR Nedir?

Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar: "Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz."- Anayasa.

ÇIKARMA Nedir?


1 . Çıkarmak işi, emisyon.
2 . askerlik Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma.
3 . matematik Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

DURU Nedir?


1 - Bulanıklığı olmayan, temiz, °berrak.
2 - (Ten için) Pürüzsüz.
3 - (Dil, biçem için) Gereksiz yabancı öğelerden arınmış, yalın, karışık olmayan.
4 - Suyu çok, sulu, koyu olmayan (şurup, ayran, çorba vb.).

GELME Nedir?


1 . Gelmek işi.
2 . sıfat Gelmiş olan: "Avrupa'dan gelme bir televizyon."- .
3 . sıfat Yetişme: "İyi aileden gelme çocuk."- .
4 . fizik Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

GELMEK Nedir?


1 . Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak: "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı."- B. S. Erdoğan.
2 . Geriye dönmek: "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim."- N. Cumalı.
3 . Oturmaya, ziyarete gitmek: "Dün akşam amcamlar bize geldi."- .
4 . İsabet etmek: "Kurşun ayağına geldi."- .
5 . Varmak, ulaşmak: "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."- .
6 . Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek: "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."- .
7 . Ortaya çıkmak, doğmak.
8 . Belli bir süre dolmak: "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu."- N. Cumalı.
9 . Belli bir zamana ulaşmak.
10 . Kadar olmak: "Boyu ancak omzuna geliyor."- . 1
1 . Çıkmak, yönelmek: "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."- . 1
2 . İzlemek, takip etmek: "Çocuklar arkadan geliyordu."- . 1
3 . Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak: "Kahve Brezilya'dan geliyor."- . 1
4 . Katılmak, eklenmek: "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."- . 1
5 . Türemek. 1
6 . Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek: "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."- . 1
7 . Sonuç çıkmak: "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."- . 1
8 . Dayanmak, tahammül etmek: "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."- . 1
9 . Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak: "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez."- M. Ş. Esendal. "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin."- R. H. Karay.
20 . (-e) Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek: "Dediğime geldiniz mi?"- . 2
1 . Etkisini herhangi bir biçimde göstermek: "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."- . 2
2 . Kazanılmak, sağlanılmak: "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."- . 2
3 . Uymak: "Bu ayakkabı sana küçük gelir."- . 2
4 . Olmak, -e uğramak: "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."- . 2
5 . Akmak: "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."- . 2
6 . Düşmek, rast gelmek: "Buraya ışık gelmiyor."- . 2
7 . Görünmek, sanılmak: "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi."- H. Taner. 2
8 . (-e) Uygun düşmek: "Caddelerde oturmaya gelmez."- Ö. Seyfettin. 2
9 . (-e) Başlamak, ortaya çıkmak.
30 . Mal olmak: "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."- . 3
1 . Biriyle birlikte gitmek: "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"- . 3
2 . Başlamak, ulaşmak: "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."- . 3
3 . İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil: "Uykusu gelmek."- . 3
4 . (yardımcı fiil) Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."- . 3
5 . -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar: "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."- . 3
6 . Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar: "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."- . 3
7 . ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil: "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."- . 3
8 . Herhangi bir sırada bulunmak: "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."- .

GİTTİKÇE Nedir?

Zaman ilerledikçe, gitgide, giderek: "Maarif Müdürünün zihni gittikçe karışıyordu."- R. N. Güntekin.

GÜNDÜZ Nedir?


1 . Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü.
2 . zarf Gündüz vaktinde: "Gündüz çalışmalı, gece uyumalı."- .

KAVGA Nedir?


1 . Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa: "Kavga olmadan evden fırlasak ne iyi olacak."- H. E. Adıvar.
2 . mecaz Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele: "Ekmek kavgası."- .
3 . eskimiş Savaş.

MECAZ Nedir?


1 . Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz.
2 . Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma, metafor.

SATAŞMA Nedir?

Sataşmak işi: "Bunu yalnız vaktini gözetleyip bacak kadar kıza sataşmaya geldi sanacak."- H. E. Adıvar.

TERBİ Nedir?


1 - Dördün.
2 - Dörtleme.

TERBİYE Nedir?


1 . Eğitim: "Hepsi de karşılıklı bir iyilik ve bir terbiyeden istifade etmekteydiler."- A. Ş. Hisar.
2 . Görgü.
3 . Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma.
4 . Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme.
5 . Hayvanı alıştırma: "Sessiz sinema filminde bir yabani atın terbiye sahnesi gösteriliyordu."- F. R. Atay.

TERBİYESİZ Nedir?


1 . Terbiyesi olmayan.
2 . Topluluk kurallarına aykırı davranan: "Böyle bir terbiyesiz, misafir diye çağrılır mı? Misafir böyle şey yapar mı?"- R. N. Güntekin.

TERBİYESİZLEŞME Nedir?

Terbiyesizleşmek işi.

TERBİYESİZLEŞMEK Nedir?

Terbiyesizce davranışlarda bulunmak, edepsizleşmek.

A A A K L M M R U Ç Ş Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

Çamurlaşmak,

10 Harfli Kelimeler

Çamurlamak, Çamurlaşma,

9 Harfli Kelimeler

Çamurlama, Rumlaşmak,

8 Harfli Kelimeler

Çalarmak, Karmaşma, Rumlaşma, Şarlamak, Urlaşmak,

7 Harfli Kelimeler

Aklaşma, Alarmak, Alçarak, Çalarma, Çalkama, Kalamar, Kamaşma, Karaçam, Karlama, Karmaşa, Kaşlama, Kumlama, Makrama, Malkara, Muaşaka, Şaklama, Şakrama, Şarlama, Ulaşmak, Urlaşma,

6 Harfli Kelimeler

Aklama, Alaçam, Alarma, Aramak, Çalkar, Çalmak, Çamuka, Kamara, Karama, Karmaç, Kumral, Kurama, Kuşlar, Kuşmar, Makara, Malama, Malkar, Maşala, Maşuka, Mukaar, Şamama, Ulamak, Ulaşma,

5 Harfli Kelimeler

Açmak, Akala, Akşam, Alaka, Alarm, Alçak, Almaç, Almak, Almaş, Araka, Arama, Arkaç, Aşama, Aşmak, Çakal, Çakar, Çakma, Çakra, Çalak, Çalar, Çalma, Çamaş, Çamur, Çarka, Çumra, Çuşka, Kaçar, Kaçma, Kalça, Kalma, Karma, Kaşar, Kraça, Kulaç, Kumar, Kumaş, Kumla, Kural, Kuram, Kurma,

4 Harfli Kelimeler

Açar, Açma, Akaç, Akar, Akça, Akma, Akur, Alma, Amaç, Amal, Amma, Araç, Arak, Arka, Arma, Aşar, Aşma, Çark, Çuka, Kaça, Kala, Kama, Kamu, Kara, Kral, Kula, Kuma, Kura, Laka, Lama, Maaş, Maça, Mala, Malç, Mama, Mark, Marş, Maşa, Murç, Ruam,

3 Harfli Kelimeler

Aka, Ala, Ama, Ara, Ark, Arş, Aşk, Çak, Çal, Çam, Çar, Çul, Kaç, Kal, Kam, Kar, Kaş, Kul, Kum, Kur, Kuş, Lak, Lam, Maç, Mal, Maş, Mum, Muş, Ram, Rum, Şak, Şal, Şua, Ula,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ak, Al, Am, Ar, Aş, La, Ra, Şu, Uç, Ur,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.