ÇIRAK (TDK)


1 . Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse: "Bu çocuğu sekiz yaşındayken, araba boyacısına çırak vermişler."- S. F. Abasıyanık.
2 . Dükkânda ayak işlerine bakan kimse: "Ekseriya bahçıvan, uşak, bakkal çırağı ile karşılaşırdım."- R. H. Karay.
3 . eskimiş Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse.

Çırak kelimesi baş harfi Ç son harfi K olan bir kelime. Başında Ç sonunda K olan kelimenin birinci harfi Ç , ikinci harfi I , üçüncü harfi R , dördüncü harfi A , beşinci harfi K . Başı Ç sonu K olan 5 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ARABA Nedir?


1 . Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı: "Ve arabayı dörtnala ileri sürdü."- H. Taner.
2 . sıfat Bu taşıtın aldığı miktarda olan: "İki araba saman. Bir araba kömür."- .

AYAK Nedir?


1 . Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
2 . Bacak.
3 . Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri: "İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var."- .
4 . Vücudun belden aşağı bölümü: "Ayağına bir pantolon çekti."- .
5 . Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi: "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."- .
6 . Basamak.
7 . Fut.
8 . Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
9 . halk ağzında Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.
10 . eskimiş Yarım arşın veya 30,
5 cm uzunluğundaki ölçü birimi, kadem. 1
1 . coğrafya Göl ayağı. 1
2 . edebiyat Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. 1
3 . edebiyat Halk edebiyatında uyak: "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler."- S. Birsel. 1
4 . matematik Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta: "Dikme ayağı."- . 1
5 . spor Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. 1
6 . spor Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

BAHÇIVAN Nedir?


1 . Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse: "İleride iki büklüm eğilmiş, elindeki çapayla tarhlarda çalışan bahçıvan, otomobilin gelişini görünce ağır ağır doğruldu."- H. E. Adıvar.
2 . Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse.

BAKAN Nedir?

Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, nazır: "O sadece iyi bir bayındırlık bakanıdır."- F. R. Atay.

BAKKAL Nedir?


1 . Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse: "Arkadaşlarımızdan Ethem de gitti, babası gibi bakkal oldu."- M. Ş. Esendal.
2 . Bu maddelerin satıldığı dükkân.

BAŞKA Nedir?


1 . Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge: "Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim."- H. Taner.
2 . Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan: "Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor."- H. E. Adıvar.
3 . edat "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

BOYA Nedir?


1 . Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde: "Tırnaklarının boyasını beğenmiyorum."- F. R. Atay.
2 . Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
3 . mecaz Aldatıcı görünüş.
4 . halk ağzında Yazmak için kullanılan mürekkep.

BOYACI Nedir?


1 . Boya satan kimse.
2 . Boyama işini, boyacılığı meslek edinen kimse: "Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını."- S. F. Abasıyanık.
3 . Boya satılan dükkân: "Ben elimde bir gazete ile boyacıda oturuyordum."- P. Safa.

BÜYÜK Nedir?


1 . Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı: "Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz."- Y. Z. Ortaç.
2 . Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram): "Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti."- P. Safa.
3 . Niceliği çok olan: "Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır."- R. N. Güntekin.
4 . Üstün niteliği olan: "Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri."- N. Ataç.
5 . Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş: "Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı."- S. F. Abasıyanık.
6 . Önemli: "Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti."- T. Buğra.

ÇALIŞAN Nedir?

Bir iş kolunda, bir kurumda görevli olan kimse.

ÇIRA Nedir?


1 . Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü.
2 . Bu bölümden küçük küçük kesilerek hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan parça.
3 . halk ağzında Lamba.

ÇIRAĞ Nedir?

Çerağ.

ÇIRAK Nedir?


1 . Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse: "Bu çocuğu sekiz yaşındayken, araba boyacısına çırak vermişler."- S. F. Abasıyanık.
2 . Dükkânda ayak işlerine bakan kimse: "Ekseriya bahçıvan, uşak, bakkal çırağı ile karşılaşırdım."- R. H. Karay.
3 . eskimiş Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse.

DAİRE Nedir?


1 . Bir yapının konut olarak kullanılan bölümlerinden her biri, kat: "Bu koskoca binanın, pasajın arka tarafında bir kısım daireleri ayrıca kiraya verilmiş."- H. F. Ozansoy.
2 . Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri: "Eskiden hem bir dairede beraber bulunmuşlar hem de silah arkadaşlığı etmişlerdi."- R. H. Karay.
3 . Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı.
4 . Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm: "Yemeği, selamlık dairesinin üst katındaki yemek salonunda yediler."- M. Ş. Esendal.
5 . mecaz Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü: "Mantık dairesinde konuşmak."- .
6 . matematik Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası.
7 . müzik Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.

ESKİ Nedir?


1 . Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı: "Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim. Neden böyle uzaksınız benden?"- N. Ataç.
2 . Önceki, sabık: "Anlatışına bakılırsa eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş."- H. Taner.
3 . Geçerli olmayan: "Bugün mekteplerimiz artık o eski mektepler değildir."- R. N. Güntekin.
4 . Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan.
5 . Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan: "Eski öğretmen."- .
6 . isim Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey: "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum."- H. Z. Uşaklıgil.
7 . isim, alay yollu Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz: "Mebus eskisi. Müdür eskisi."- .

GEÇİM Nedir?


1 . Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet.
2 . Anlaşma, uyum: "Aralarında geçim yok."- .

HİZMET Nedir?


1 - Birinin işini görme ya da birine yarayan bir işi yapma.
2 - Görev, i?
3 - Bakım, özen, °ihtimam.

KARA Nedir?

Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak: "Havamız da karamız da denizlerimiz de kirli olduğuna göre..."- H. Taner.

KARŞI Nedir?


1 . Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi: "Karşımdaki kitap rafında eserlerim sırayla duruyor."- H. E. Adıvar.
2 . Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı: "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."- R. H. Karay.
3 . Ön, kat, huzur: "İkisi birden müdürün karşısına çıkarlar."- Y. Z. Ortaç.
4 . sıfat Bulunan yere göre önde, ileride olan: "Karşı evin kızları. Karşı mahalle."- .
5 . sıfat Karşıt, zıt, muhalif: "Karşı parti. Karşı takım."- .
6 . zarf Yüzünü bir şeye doğru çevirerek: "Bahçeye karşı oturmak."- .
7 . zarf Karşılık olarak, mukabil: "Bir ölüm haberine karşı ben, içimde bin ezinti, bin çöküntü duydum."- A. Ş. Hisar.
8 . zarf İçin, hakkında: "Edebiyata karşı ilk alaka sizde nasıl ve ne zaman başladı?"- S. F. Abasıyanık.
9 . zarf -e doğru: "Bir sabaha karşı yine çakal sesleriyle uyanmıştım."- S. F. Abasıyanık.

KİMSE Nedir?

Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi: "Kimsenin girdisi çıktısı, alacağı borcu ile uğraşmak istemiyordum."- N. Cumalı.

ÖĞRENMEK Nedir?


1 . Bilgi edinmek: "Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama ben gene de yazayım."- B. Felek.
2 . Bellemek.
3 . (nsz) Yetenek, beceri kazanmak: "Her şeye dikkatli baktığı için öğrenmişti."- R. H. Karay.
4 . Haber almak: "Hüseyin, ayrılma kararını öğrenince tabancayı göğsüne dayamış, ateş etmiş."- M. Ş. Esendal.

SARA Nedir?

Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.

SARAY Nedir?


1 . Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı.
2 . Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı: "Emniyet Sarayı. Spor ve Sergi Sarayı."- .
3 . mecaz Görkemli ve gösterişli yapı: "Bu ev bir saray."- .
4 . eskimiş Devlet başkanı ve çevresi: "Saraydan çağrılmış."- .

SEKİZ Nedir?


1 . Yediden sonra gelen sayının adı.
2 . Bu sayıyı gösteren 8, VIII rakamlarının adı.
3 . sıfat Yediden bir artık.

SONRA Nedir?


1 . Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı: "Hadi sen git yağmur bastırmadan ben sonra gelirim."- A. İlhan.
2 . Daha uzak ve ileri bir yerde: "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık."- R. N. Güntekin.
3 . Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz: "Evvela arabada, sonra sundurmada uyuyup dinlendiğime fena etmiştim."- R. N. Güntekin.
4 . Yoksa, aksi hâlde: "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."- .
5 . isim Arkadan gelen bölüm veya zaman: "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."- .

USTA Nedir?


1 . Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse.
2 . Zanaat öğreticisi.
3 . Zanaatçılar için unvan: "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi."- R. H. Karay.
4 . sıfat Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir: "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi."- T. Buğra.
5 . tarih Osmanlı İmparatorluğu'nda saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi.
6 . mecaz Akıl veren veya öğreten kimse: "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?"- R. H. Karay.

UŞAK Nedir?


1 . Çocuk: "Doksan yaşına kadar yaşamış, yokluk yüzü görmemiş, oğul uşak toplansa koca bir mahalle olacak kadar bereketlenmiş."- M. Ş. Esendal.
2 . Herhangi bir bölgenin halkından olan erkek: "Kim bilir, bu Anadolu uşaklarının her birinde ne cevherler vardır."- C. S. Tarancı.
3 . Erkek hizmetçi: "... kapının eşiğinde fraklı, beyaz eldivenli bir uşak duruyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
4 . Tayfa: "Bir haykırma duyuldu. Uşakları koşturdum. Simit attırdım denize ama deniz geri vermedi."- Z. Selimoğlu.

VERİ Nedir?


1 . Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done: "İstatistik veriler."- .
2 . Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler: "Bir romanın verileri."- .
3 . Bilgi, data.
4 . matematik Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
5 . bilişim Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi.

YANINDA Nedir?

Bir şeye, bir kimseye göre, nispetle: "Çektiğim acı yanında ölüm çok hafif kalır."- M. Yesari.

YAŞA Nedir?

Hoşnutluk, sevinç gibi duyguları anlatmak ya da alkışlamak için söylenir.

YAŞAM Nedir?

Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat: "Yaşamın kurallarını, kendi aleyhinde işliyor varsaydığı günden bu yana, umursamamıştı."- H. Taner.

YAŞAMA Nedir?

Yaşamak eylemi.

YAŞINDA Nedir?

bir yaşında: "Çocuk daha yaşında değil."- .

ZANAAT Nedir?


1 - İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan,öğrenimle birlikte deneyim ve ustalık gerektiren iş, °sınaat.
2 - El uzluğu isteyen işler.

A I K R Ç Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

Çakır, Çarık, Çıkar, Çıkra, Çırak, Kıraç,

4 Harfli Kelimeler

Açık, Açkı, Arık, Çakı, Çark, Çıra, Irak, Kaçı, Karı, Kırç, Rakı,

3 Harfli Kelimeler

Açı, Akı, Arı, Ark, Çak, Çar, Ira, Irk, Kaç, Kar, Kıç, Kır,

2 Harfli Kelimeler

Aç, Ak, Ar, Ra,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.